KÖYÜN TARİHÇESİ:
-----------------------------------------------------------------------
Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Selçuklular tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Köye ismini veren Mustafa Bey'in bir Selçuklu beyi olduğu, Köse Ali ve Küçük Ali isimli iki kardeşi ve yakınları ile buraya yerleştikleri yaşlı köylüler tarafından anlatılmaktadır. Köyün o günkü isminin Taş
pınar olduğu da tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Günümüzde bu yerleşim yerinde mezarlıktan başka kalıntı bulunmamaktadır. KÖYÜN MAHALLE İSİMLERİ:
Aşağı Mahalle
Köseli Mahallesi
Küçük Mahalle
Değirmen Önü
HANE SAYISI: 165 NÜFUSU: 560
İLÇEYE UZAKLIĞI: 6 km.
İLE UZAKLIĞI : 105 km. KOMŞU KÖYLER: Ağcaşar, Yerköy, Yuları Köyü
-----------------------------------------------------------------------
YERİ:
Elmalı ve Seki dağları arasında kalan, Yahyalı ilçesinin ovaya açılan kuzey kısmında kurulmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1210 metredir. Doğusunda Ağcaşar ve Yahyalı ve toprakları, batısında Yuları Köyü toprakları, kuzeyinde Yerköy toprakları, güneyinde Yahyalı ilçesi toprakları ile çevrilidir. Köyün arazisi düzlüktür.
İKLİMİ:
Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağmurlar ilkbahar ve sonbaharda yağar. AKARSULAR:
Köyün tek akarsuyu Yahyalıdan çıkıp sultan sazlığına dökülen Yahyalı çayıdır. Bu çayın suları yazın azalır ve köye ulaşmaz. Ağcaşar barajının yapılmasından sonra Yahyalı çayı buraya bağlanmıştır. Sulama mevsiminde köye bırakılmaktadır. BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Mustafabeyli köyü bitki örtüsü bakımından zengindir. Dağlarında orman bulunmamasına rağmen köy arazisi meyve ağaçlarıyla kaplıdır. Köyde meyvecilik birhayli ileridir. Elma, kiraz, şeftali ve çilek olmak üzere pek çok meyve yetişmektedir. HAYVANCILIK:
Köyde sığır ve koyun beslenmektedir. Köyde bulunan ailelerin bir çoğu koyun ve sığır beslemektedir. Sığırlar, ırklardır; ancak çok az kalmış iyi cins inek besleme alışkanlığı vardır. Bu konuda köyün yakınında bulunan hayvan üretme çiftliğinden faydalanılmaktadır. TARIM:
Köyde bulunan halkın tamamı tarımla uğraşır. Tahıllardan buğday, arpa, çavdar, mısır çok yetişir. Patates, şeker pancarı ve fasulye de yetiştirilir. Tarım modern aletlerle yapılmaktadır. Sulama yer altı sularıyla yapılmaktadır. Ayrıca gübreleme bilinçli olarak yapılmaktadır. Meyvecilik gelişmiştir. Elma yetiştiriciliği tarımın ilk sırasını alır. Kendi iç tüketimini karşılar; fazlası dışarı satılır. Elmadan başka, armut, erik, şeftali, kiraz ve vişne de yetiştirilir ve kar amacıyla satılır. EL SANATLARI:
Köyde Yahyalı halısı olarak bilinen tabii boyamadan imal edilen, özel renk ve desenlerden, saf yünden halılar dokunmaktadır. İçinde suni herhangi bir madde bulunmadığından oldukça kıymetlidir. Bu halılar kullanıldıkça parlayarak daha kıymetli bir hale gelir. Bundan başka kilim ve çul gibi el dokuması eşyalar da üretilir. KONUT ISINMA VE AYDINLANMA:
Köyde bulunan evlerin çoğu eski yapıdır. Bunlar taş ve kerpiçten yapılmıştır. Tek katlı ve çatısızdır. Son zamanlarda briket ve tuğladan yapılan modern evler de vardır. Isınma odun, kömür ve doğalgazla yapılmaktadır. Köyde aydınlanma elektrikle yapılmaktadır. Elektrikli aletlerin çoğu köyde kullanılır. SAĞLIK:
Köyde sağlığa büyük önem verilmektedir. 1938 yılında sağlık ocağı yapılmıştır. Burada ebe ve sağlık memuru hizmet vermiştir. Günümüzde yeni bir sağlık ocağı yapılmış olup görevli yoktur. Köyde gözle görülen yaygın olarak gelişen salgın bir hastalık yoktur. Arada sırada sağlık görevlileri tarafından sağlık taraması yapılır. Ancak köyün içme suyu kireçlidir; bundan kaynaklanan bazı hastalıklar olabilir. EĞİTİM:
Köyde eğitim-öğretim faaliyetleri çok eskilere dayanır. İlçe merkeziyle beraber köyler de eğitim-öğretime başlamıştır. Köy okulu 1938 yılında kerpiçten üzeri toprak ve kamışla örtülü olarak köylüler tarafından yapılmıştır. Aynı yıllarda bir de lojman yaptırılmıştır. Tek derslikli olan bu okulun hemen yanına 1966 yılında öğretime geçen betonarme iki derslikli bir okul ile bir öğretmen lojmanı yapılmıştır. Yapılan bu okul binalarının sağlığa ve eğitime uygun olamaması sebebiyle, 1988'de üç derslikli bir okul binası yapılmıştır. Hala eğitim veren okul Necati Kurmel tarafından yapılmış 10 derslikli bir okulda yapılmaktadır. Aynı şahıs dört lojman ve 300 yataklı bir kız öğrenci pansiyonu yaptırmıştır. Toplam derslik sayısı 13, öğretmen sayısı 10, öğrenci sayısı 285'tir. Okulda karma eğitim yapılmakta olup, kız öğrenciler pansiyonda kalmaktadır. Okulda taşımalı öğrenciler de eğitim yapmaktadır. Kaynak:
http://okulweb.meb.gov.tr/38/10/965758/koyumuz.html ŞÜKRÜ USLU'NUN. AÇIKLAMASINDAN: VERGİ KAYITLARINA GÖRE MUSTAFA BEYLİ KÖYÜ:
1872 tarihli Temettuat (vergi kayıt) defterine göre Mustafabeyli köyü 74 haneli bir köydür. Bu defter kaydında Köyün adı PİR köy olarak kayıtlıdır. Osmanlıca olarak , "Nefsi Yahyalı karye-i Pir Köy" dür. Köyün Mustafabeyli olup olmadığını mahalle adlarından çıkartıyoruz. Defterde mahalle adları şöyledir. 1-Çimenli caddesi, 2- Cami caddesi, 3- Köseli caddesidir. Muhtemelen Aşağı mahallenin eski adı çimenli, Küçük mahallenin adı da cami mahallesidir. Köseli mahallesi, Afşar oymağı adı olması nedeniyle ilk dönemlerden itibaren Köseli adını koruduğu anlaşılmaktadır. Köy’de, 72 hane olup, 1 cami, 2 selamlık, 2 tandır, 8 ahır, 4 bahçe, 9 samanlık, 9 avlu, 6 arsa vardır. Mustafabeyli Köyü 1872 yılında devlete 86.000 kuruş vergi vermiştir. Daha önceki paylaşımda Köyün eski adının DİKENCİK, Mustafabeyli adının da bir oymak adı olduğunu yazmıştım. Bazı kayıtlarda köyün iki ayrı adla yazıldığına şahit oluyoruz. Bunun sebebi de, hem değirmenönü mevkiinde, hem de şu an meskun olan yerde yurt tutulmuş olmasından kaynaklandığını değerlendiriyorum. Köy halkı muhtemelen Değirmenönü mahallesini yazlık, şu an ki yerleşim yerini de kışlık olarak kullanması nedeniyle eski kayıtlarda köyün iki farklı adı yazılmıştır. Bunlardan bir tanesi, Dikenciktir. Her ikisi de doğrudur.
1570 tarihli Avarız Tahrir defterinde Dikencik köyü yani “Mustafabeğlu” karyesi maa İnecik köyü ile birlikte tahrir (tapulandırılmış) edilmiş ve 23 nefer olduğu yazılmıştır. Eski Tahrir (tapu) defterlerinde iki farklı köyün birlikte aynı deftere tapulandırıldığına rastlıyoruz. Osmanlı tarihinin sayısal veriler içeren temel kaynaklarının büyük çoğunluğunu vergi verebilecek nüfusun tespitini sağlayan ve sayım sonuçlarını içeren defterler oluşturmaktadır. Tahrir Defterleri Osmanlı Devleti'nde timar sisteminin uygulandığı topraklardaki vergilendirilebilir ekonomik faaliyetlerin ve insan kaynaklarının tespiti açısından bizlere en zengin sayısal verileri sunmaktadır.