13/06/2026
Bizler; Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Kadın Örgütü olarak, bir kez daha tarihin doğru tarafında durduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz.
Tarihin doğru tarafında olmak; Cumhuriyet'ten, demokrasiden, halkın iradesinden ve tam bağımsız Türkiye hedefinden yana olmaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi, bağımsızlık mücadelesini örgütleyen, Cumhuriyet'i kuran ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan eden büyük bir siyasal mirasın taşıyıcısıdır. Bu nedenle partimize yapılan darbe, Cumhuriyet'in kurucu değerlerine, demokratik yaşama ve millet iradesine yönelmiş bir müdahaledir.
Bugün yaşanan süreçte partimizin demokratik işleyişine müdahale edilmekte, örgüt iradesi yok sayılmakta ve hukuksuzluk sarmalı üzerinden siyasal sonuçlar üretilmektedir. Her adımda ‘tedbir kararı’ gerekçe gösterilerek kurultay sürecinden kaçınılması ve partimizin kendi demokratik mekanizmalarının işletilmesinden imtina edilmesi, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi'ni değil, milyonlarca yurttaşın Anayasa ile güvence altına alınan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını ilgilendiren bir mesele haline gelmiştir. Partimizin demokratik işleyişini felçe uğratacak her türlü girişim, aynı zamanda yurttaşların Anayasal haklarına yönelmiş bir müdahaledir.
Bizler; Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Kadın Örgütü olarak, örgütümüzün iradesine sahip çıkıyoruz.
Kurultay delegelerimizin iradesiyle seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in yanında durmayı, demokrasiye ve parti içi meşruiyete sahip çıkmanın gereği, tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun etrafında büyüyen toplumsal değişim talebini ise, halkımızın adalet, eşitlik ve demokrasi özleminin ortak sesi olarak görüyoruz.
Demokrasi yalnızca sandık günü hatırlanamaz. Demokrasi; örgütlü mücadelenin ve eşit yurttaşlığın adıdır. Halkın iradesinin toplumun geleceğini tayin etmesi meselesidir. Kazanılmış haklarımızı korumak için her gün mücadele etmek zorunda kaldığımız mevcut rejim içerisinde görüyoruz ki, kadınların siyasal ve toplumsal yaşamda elde ettiği her kazanım da ancak demokratik bir toplum ve hukuk devleti içinde güvence altına alınabilir.
Bugün milletimize, her şeyin çoktan kararlaştırıl