Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nin Resmi Sayfasıdır. Randevu Almak ve Tahlil Sonuçlarınız İçin https://farabihasta.ktu.edu.tr/

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: "Hanta virüsü yeni bir salgın değil"Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe ...
09/06/2026

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: "Hanta virüsü yeni bir salgın değil"

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Tüp Bebek Başvuruları ArttıÇiftlere Yaş UyarısıKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Kadın Hastalıkları v...
04/06/2026

Tüp Bebek Başvuruları Arttı
Çiftlere Yaş Uyarısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Güven, son yıllarda çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin sayısında dikkat çekici bir artış yaşandığını belirterek tüp bebek tedavisinin önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Güven, günümüzde evli çiftlerin yaklaşık beşte birinin çocuk sahibi olmakta zorluk yaşadığını ifade ederek, geçmiş yıllarda bu oranın on çiftten biri seviyesinde olduğunu söyledi.
Özellikle kadın yaşının gebelik sürecinde belirleyici bir faktör olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleyman Güven, 35 yaşına kadar bir yıl süreyle düzenli birlikteliğe rağmen gebelik elde edilemeyen çiftler ile 35-40 yaş arasında ise altı ay süreyle birliktelik yaşayıp gebelik oluşmaması durumunda çiftlerin değerlendirme ve tedavi için başvuruda bulunmaları gerektiğini kaydetti. Kadın yaşının 40’ın üzerinde olduğu durumlarda ise beklemeden tüp bebek merkezine başvurulmasının önem taşıdığını dile getirdi.
Teknolojik gelişmelerin insan vücuduna etkileri ve kadınlarda evlilik yaşının ileri yaşlara kaymasının infertilite tedavisine ihtiyaç duyan çift sayısını artırdığını belirten Prof. Dr. Güven, bu durumun tüp bebek tedavi uygulamalarında da artışa neden olduğunu ifade etti. Geçmişte her 100 doğumdan yalnızca birinin tüp bebek yöntemiyle gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Güven, günümüzde ise her 100 doğumdan yaklaşık 5’inin tüp bebek yöntemiyle dünyaya geldiğini söyledi.
“Birçok Farklı Durumda Tüp Bebek Tedavisi Uygulanabiliyor”
Prof. Dr. Süleyman Güven, tüp bebek tedavisinin erkeklerde s***m sayısı ve hareket azlığı ya da s***m yokluğu; kadınlarda yumurta rezervinin az olması, tüp tıkanıklığı, polikistik over sendromu, endometriozis ve açıklanamayan infertilite gibi durumlarda uygulanabildiğini belirtti. Özellikle diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu çiftlerde tüp bebek uygulamalarının önemli bir seçenek olduğunu ifade etti.
“Başarı Oranı Yüzde 55’lere Ulaşabiliyor”
Uygun hasta seçimi ve doğru tedavi protokolleriyle tüp bebek tedavisinde başarı oranlarının yüzde 55 seviyelerine ulaşabildiğini kaydeden Prof. Dr. Süleyman Güven, KTÜ Farabi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin yaklaşık 17 yıldır öğretim üyesi düzeyinde hizmet verdiğini söyledi.
Merkez bünyesinde iki profesör, iki doçent ve iki doktor öğretim üyesinin hem klinik hem laboratuvar alanında aktif görev yaptığını belirten Prof. Dr. Güven, bölgede binlerce çiftin çocuk sahibi olmasına katkı sunduklarını ifade etti. Kamu bünyesinde hizmet veren merkezde devlet destekli tüp bebek uygulamalarının yanı sıra, SGK şartlarını taşımayan hastalara da kamu fiyat tarifesi üzerinden uygun maliyetli tedavi imkânı sunulduğunu aktardı.
Güncel Tedavi Yöntemleri Uygulanıyor
Merkezde yeni tedavi protokolleri; PRP, ekzozom uygulamaları ve embriyo yapıştırıcıları gibi güncel yöntemlerin aktif olarak uygulandığını belirten Prof. Dr. Süleyman Güven, laboratuvarın faraday kafesi ile çevrelenmiş olmasının embriyoların radyasyon ve çevresel etkilerden korunmasına katkı sağladığını ve bunun tedavi başarısını artıran önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Süleyman Güven ayrıca, yumurta rezervi az olan bekâr kadınların ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi olabilmeleri amacıyla yumurta dondurma işlemlerinin de güvenli kamu altyapısı içerisinde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Karadeniz’in Doğal Mirası "Komar Çiçeği" ve "Deli Bal" İçin Coğrafi Değer ve Bilinçli Tüketim UyarısıKaradeniz Teknik Ün...
01/06/2026

Karadeniz’in Doğal Mirası "Komar Çiçeği" ve "Deli Bal" İçin Coğrafi Değer ve Bilinçli Tüketim Uyarısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz’in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen ’deli bal’ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu.
Gündüz, halk arasında komar, zifin veya orman gülü olarak bilinen Rhododendron türü bitkilerin Doğu Karadeniz’in doğal ekosisteminin en önemli parçalarından biri olduğunu kaydederek bölge için coğrafi değer taşıdıklarını söyledi.
Komar çiçeklerinin yalnızca görsel açıdan değil, bölgenin arıcılık kültürü bakımından da önemli bir biyolojik zenginlik oluşturduğunu ifade eden Gündüz, bu çiçeklerden elde edilen ve halk arasında "deli bal" olarak bilinen ürünün yüzyıllardır Karadeniz kültürünün bir parçası olduğunu dile ifade etti.
Prof. Dr. Gündüz, deli balın yalnızca tıbbi ve toksikolojik yönüyle değil, kültürel ve gastronomik yönüyle de dikkat çektiğini belirten Gündüz, "Bu ürün Karadeniz’in özgün değerlerinden biridir. Deli bal, bölgenin doğal ve kültürel kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir marka değeri niteliği taşımaktadır" diye konuştu.
"Coğrafi işaret çalışmaları önemli"
Komar balının coğrafi işaret ve tescil süreçleriyle korunmasının önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür ürünlerin geleneksel üretim kültürünü yaşattığını ve bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunu söyledi. Deli balın içerdiği ’grayanotoksin’ maddesi nedeniyle kontrollü tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz fazla miktarda tüketimin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Komar balı içeresindeki grayanotoksin maddesi ne kadar çoksa veya grayanotoksin içeren baldan çok fazla tüketilirse zehirlenme ihtimali artar" dedi.
Deli bal tüketimi sonrası tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, baş dönmesi, baygınlık ve ritim bozukluğu görülebileceğini ifade eden Gündüz, komar çiçekleri ve deli balın yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Karadeniz’in biyolojik çeşitliliğini, geleneksel arıcılık kültürünü ve yerel üretim hafızasını temsil ettiğini kaydetti.
Gündüz, "Komar çiçeği ve deli bal, bu bölgenin kültürel mirası, kültürel değeri ve coğrafi değeridir. Komar çiçekleri, Karadeniz’in denize bakan yamaçlarında yetişen doğal ve bu bölgeye özgü bir bitkidir. Bu nedenle bölgenin önemli coğrafi değerlerinden biridir. Kültürel miras, kültürel değer ve coğrafi değer olarak komar çiçeklerini çok önemsememiz, onları ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu aylarda, komar çiçeklerinin yoğun olduğu bölgelere yakın alanlara petekler yerleştirildiğinde, bu çiçeklerden bal üretiliyor. Komar çiçeğinin içerisinde, "grayanotoksin" adı verilen ve zehirlenme potansiyeli taşıyan bir toksin bulunuyor. Eğer bu çiçeklerden yoğun şekilde bal üretilir ve insanlar bu balı fazla miktarda tüketirse, zehirlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Ancak bunun tedavisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu bal yüzyıllardır bölgede şifa amacıyla da kullanılmaktadır. Tansiyon düzenleyici, ağrı kesici ve enerji artırıcı etkileri olduğuna inanılan doğal bir ürün olarak birçok hastalıkta tercih edilmektedir. Bu yönüyle de bölgemiz için önemli bir kültürel değerdir. Hem komar çiçeği hem de komar balı, yani halk arasında bilinen adıyla deli bal, Karadeniz Bölgesi’nin vazgeçilmez iki önemli değeridir. Bunların gerek tescil süreçleriyle gerekse kültürel miras kapsamında ön plana çıkarılması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
"Deli bal zehirlenmeye yol açsa da bu durum kontrol altına alınabilir"
"Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da bu durum kontrol altına alınabilir" diyen Gündüz, "Deli bal zehirlenmelerinde; tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, kusma, bilinç değişikliği, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumlarda gerekli tedavileri uyguluyoruz. Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da bu durum kontrol altına alınabilir. Hem komar çiçekleri hem de komar balı, bu bölgenin önemli kültürel ve coğrafi değerleridir. Bunların daha fazla ön plana çıkarılması ve şehrimizin önemli bir değeri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren Kurban Bayramı’nın;  milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur v...
27/05/2026

Birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren Kurban Bayramı’nın; milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini temenni ederiz.

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun. 🌙 🐏

19 Mayıs; gençliğe emanet edilen en kıymetli miras, geleceğe duyulan güvenin simgesidir. 🇹🇷  ✨19 Mayıs Atatürk’ü Anma, G...
19/05/2026

19 Mayıs; gençliğe emanet edilen en kıymetli miras, geleceğe duyulan güvenin simgesidir. 🇹🇷 ✨

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun. 🏃 🎉

Hemşirelik Haftası Aydın İnan Amfisi’nde KutlandıKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’nde, 12-18 Mayıs H...
15/05/2026

Hemşirelik Haftası Aydın İnan Amfisi’nde Kutlandı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’nde, 12-18 Mayıs Hemşirelik Haftası kapsamında Aydın İnan Amfisi’nde program düzenlendi. Sağlık hizmetlerinin önemli yapı taşlarından biri olan hemşirelerin emek ve özverisini vurgulamak amacıyla gerçekleştirilen programda, mesleğin sağlık sistemi içerisindeki kritik rolüne dikkat çekildi.

Etkinliğe KTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevdegül Aydın Mungan ve yardımcıları, KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş ve yardımcıları, hastane yönetimi ile hastane personeli katıldı.

Programda konuşan KTÜ Farabi Hastanesi Başhemşiresi Semra Heyal, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve insan sevgisi gerektiren kutsal bir görev olduğunu ifade etti. Heyal, sağlık hizmetlerinin her aşamasında büyük sorumluluk üstlenen hemşirelerin, hasta bakımındaki özverili çalışmalarıyla sağlık sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Program kapsamında meslekte 40 yılını tamamlayan ve emekliliğe ayrılan hemşirelere plaket takdim edildi. Törende, uzun yıllar boyunca sağlık hizmetlerine verdikleri emek ve katkılar dolayısıyla hemşirelere teşekkür edilerek özverili çalışmaları vurgulandı.

Programda hemşirelerin birlik ve dayanışma duygusunu güçlendiren etkinlikler de yer alırken, KTÜ Farabi Hastanesi yönetimi tarafından yapılan açıklamada gece gündüz demeden görev yapan tüm hemşirelerin Hemşirelik Haftası kutlanarak sağlık hizmetlerine sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür edildi.

Kene Vakalarında Kritik Dönem BaşladıHava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları...
13/05/2026

Kene Vakalarında Kritik Dönem Başladı

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları Türkiye genelinde yeniden görülmeye başlandı. Uzmanlar, özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşları ölümcül risklere karşı uyardı.

Türkiye'de ilk kez 2002 yılında saptanan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), havaların ısınmasıyla birlikte Nisan ayı sonu itibarıyla yeniden ortaya çıktı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, kene temasıyla bulaşan virüsün özellikle bağışıklığı olmayan kişilerde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini bildirdi.

Henüz Doğu Karadeniz sahil şeridinde bir vakaya rastlanmadığını ifade eden Yılmaz, iç kesimlerdeki hareketliliğe dikkat çekti.

Kurban Bayramı Öncesi Kırsal Alan Uyarısı

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle köylerine ve hayvancılık yapılan alanlara gidecek vatandaşların yüksek risk grubunda olduğu kaydedildi.

Kenelerin halen aktif ve enfekte olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, "Kurban kesecek kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Keneyi fark etmek için açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve dış ortamdan dönüldüğünde vücudun her noktası titizlikle kontrol edilmelidir" dedi.

Ayrıca kenelerin cilde ulaşmasını engellemek adına çorapların pantolon paçalarının içine sokulması gerektiği hatırlatıldı.

Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor

Hastalığın her vakada ölümle sonuçlanmadığını, başarının erken tespitte yattığını belirten uzmanlar, kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

Kenenin vücutta kaldığı süre uzadıkça enfekte olma riskinin arttığı ifade edilirken, kenenin profesyonel ekiplerce, "virüsü kusmasına fırsat vermeden" çıkarılmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Riskli Bölgeler Belirlendi

Yapılan araştırmalara göre, sahil kesimindeki kene türlerinde KKKA virüsüne rastlanmadığı, asıl tehlikenin iç kesimlerde olduğu bildirildi. Bölge özelinde; Kelkit Vadisi, Torul, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Bayburt gibi lokasyonlardan gelen hastaların yoğunlukta olduğu aktarıldı.

Uzmanlar, özellikle bu hat üzerindeki kırsal alanlarda vakit geçirecek kişilerin kişisel koruyucu önlemlerini almaları gerektiğini bir kez daha yineledi.

Sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğine katkı sağlayan, büyük bir özveriyle görev yapan tüm hemşirel...
12/05/2026

Sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğine katkı sağlayan, büyük bir özveriyle görev yapan tüm hemşirelerimizin 12-18 Mayıs Hemşirelik Haftası kutlu olsun.

Normal Doğum Eylem Planı KTÜ’de Ele AlındıKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü i...
10/05/2026

Normal Doğum Eylem Planı KTÜ’de Ele Alındı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü ile KTÜ Farabi Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen “Trabzon Ebelik Sempozyumu II”, “Ebelik, Doğum ve Güncel Politikalar” temasıyla gerçekleştirildi. 5 Mayıs 2026 tarihinde KTÜ Farabi Hastanesi Aydın İnal Amfisi’nde düzenlenen sempozyumda; ebelik hizmetleri, doğum süreçleri ve güncel sağlık politikaları ele alındı.

Sempozyumun eş başkanlığını Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Songül Aktaş ile KTÜ Farabi Hastanesi Başhemşiresi Semra Heyal üstlendi. Programa KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş da katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmalarını KTÜ Farabi Hastanesi Başhemşiresi Semra Heyal, KTÜ SBF Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Songül Aktaş, KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahittin Kahveci gerçekleştirdi.

Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Songül Aktaş konuşmasında; Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında sezaryen oranının %61 ile en yüksek ülke olduğunu, doğurganlık hızının ise nüfus yenilenme hızının 2.1’in çok altında bulunduğunu vurguladı. Sezaryen oranlarının Kanada’da %29, Hollanda ve Norveç’te %15, İsrail’de ise %14,3 olduğunu belirten Aktaş, bu oranın ülkemize göre 2-4 kat daha az olduğunu ve bu ülkelerdeki doğum ünitelerinin “Kadın Merkezli Ebelik Bakım Modeli” ile yönetildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Songül Aktaş konuşmasında, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Normal Doğum Eylem Planı kapsamında 2024 yılından bu yana Ebelik Yönetmeliği’nin çıkarılması, Gebe Okulları Yönetmeliği, ebe polikliniklerinin başlatılması ve “Her Gebeye Bir Ebe” uygulaması gibi çok ciddi yasal düzenlemelerin yapıldığını vurgulayarak meslektaşları adına Sayın Bakan’a şükranlarını iletti. Ülkemizde “Doğumda Ebelik Bakım Modelleri”nin güçlendirilmesiyle sezaryen oranlarının azaltılmasında ve doğurganlık hızının artırılmasında daha etkin rol oynanacağına değindi.

KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş ise ülkemizde sezaryen oranlarının %60’larda olmasının anne, bebek ve toplum sağlığı açısından tehdit oluşturduğunu, bunun bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve bu sorunun çözümünde ebelik hizmetlerinin mihenk taşı olduğunu vurguladı. Başhekim Tekinbaş ayrıca, ülkemizde son verilere göre doğurganlık hızının 1.4’ün altında olmasının milli bir sorun olduğunu, bu konuda topyekûn seferber olunması gerektiğini belirterek ebelik mesleğinin çözümdeki gücüne dikkat çekti.

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahittin Kahveci konuşmasında; ebelik mesleğinin insanın var oluşuyla başladığını, köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde de Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı’nın desteğiyle 2026-2027 eğitim-öğretim yılında Ebelik Bölümü lisans programına öğrenci alımına başlanacağının müjdesini verdi.

Başhemşire Semra Heyal ise anne ve bebek sağlığı hizmetlerinin artırılmasında ebelik mesleğinin öncü olduğunu, hastanede ebelik hizmetlerinin daha da güçlenmesi için destek sağlamaktan mutluluk duyacağını belirtti.

Geniş katılımın olduğu sempozyuma konuşmacılar ve oturum başkanlarının yanı sıra; KTÜ Farabi Hastanesi Başhekim Yardımcıları Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Prof. Dr. Emine Canyılmaz, Prof. Dr. Zeynep Gökçe Aydın Gayretli, Hastane Başmüdürü İbrahim Küçük, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Turan Set, SBF Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Şule Bıyık Bayram, SBF Hemşirelik, Beslenme ve Diyetetik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Sağlık Yönetimi, Çocuk Gelişimi, Egzersiz ve Spor Bilimleri Bölüm Başkanları ile öğretim üyeleri, KTÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyeleri ve asistanları, Enfeksiyon Anabilim Dalı, Simülasyon Merkezi Yönetim Kurulu üyeleri ve eğitmenleri, Eczacılık Fakültesi öğretim üyeleri, KTÜ Farabi Hastanesi müdür yardımcıları ve şube müdürleri, hastanede görev yapan ebe ve hemşireler ile Avrasya Üniversitesi Ebelik Bölümü öğrencileri yoğun ilgi gösterdi.

İki oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumun “Ebelik ve Doğum” başlıklı ilk oturumu, KTÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet A. Osmanağaoğlu ile Dr. Öğr. Üyesi Bakiye Akbaş moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Doğum Ünitesi Sorumlu Ebesi Ayşe Başkan “Doğumda Sürekli Ebe Desteği”, Başhemşirelik Süpervizörü Uzman Hemşire Selma Nur Eskihellaç “Pozitif Doğum Deneyiminin Doğum Sonrası Etkileri” ve Prof. Dr. Songül Aktaş ise “ICM 2026 Teması: Bir Milyon Daha Fazla Ebe” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

“Güncel Politikalar” başlıklı ikinci oturum ise KTÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gebe Okulu Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Ömer Demir ile Ebe Ayşe Başkan moderatörlüğünde düzenlendi. Oturumda KTÜ Farabi Hastanesi Koordinatör Ebesi Dr. Tuğba Yazıcı Topcu “Gebe Okulları: 5N1K”, Avrasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Elham Sadeghi “Serbest Ebelik” ve Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ebe Polikliniği Sorumlu Ebesi Aysun Kaval “Ebe Poliklinikleri” konularında sunum yaptı.

Program sonunda plaket takdimi yapıldı.

El Hijyeni Farkındalık Etkinliği DüzenlendiKaradeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde Dünya El Hijyeni Günü kaps...
08/05/2026

El Hijyeni Farkındalık Etkinliği Düzenlendi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde Dünya El Hijyeni Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy , Dr. Öğr. Üyesi Hanife Nur Karakoç Parlayan ve Enfeksiyon kontrol komitesi üyeleri tarafından düzenlenen etkinlik, Tıp Fakültesi dekanlığı tıp öğrencileri ile sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.
“Temiz eller, sağlıklı bir dünya için en güçlü silahtır” sloganıyla düzenlenen etkinlikte, el hijyeninin hastane enfeksiyonlarının önlenmesindeki kritik rolüne dikkat çekildi. Katılımcılara doğru el yıkama yöntemleri anlatılırken, sağlık çalışanları için Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen “El Hijyeninin 5 Ana Kuralı” da hatırlatıldı.
Etkinliğe, KTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevdegül Aydın Mungan ile KTÜ Farabi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Abdülkadir Gündüz de katıldı. El hijyeninin hem sağlık hizmetlerinde hem de toplum sağlığının korunmasında hayati önem taşıdığına vurgu yapıldı.
Hasta bakım süreçlerinde hastaya dokunmadan önce, aseptik işlem öncesinde, vücut sıvılarına maruz kalma riskinden sonra, hastaya dokunduktan sonra ve hastanın çevresine temas sonrası mutlaka el hijyeninin sağlanması gerektiği ifade edildi. Bu süreçlerde alkol bazlı el antiseptikleri kullanılması ya da ellerin su ve sabunla en az 20-30 saniye boyunca yıkanmasının büyük önem taşıdığı belirtildi.
Etkinlikte ayrıca; tuvalet sonrası, yemek öncesi ve sonrası, dışarıdan eve gelindiğinde, hasta bireylerle temas sonrası ve öksürme ya da hapşırmanın ardından mutlaka ellerin yıkanması gerektiği hatırlatıldı. Program kapsamında bilgilendirici materyaller dağıtılırken, doğru el yıkama teknikleri uygulamalı olarak gösterildi.

Address

Trabzon
61060

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi:

Share