ESENÇAYLILAR(BOĞALI YAYLALARI )

ESENÇAYLILAR(BOĞALI YAYLALARI ) SEVGİLİ ESENÇAY VE BOĞALI SEVDALILARI ! Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir. ile 675m.

Bu sitenin amacı bu yörenin insanlarıyla bağları kuvvetlendirmek dayanışmayı sağlamak,doğa ile bütünleşmek, dolaylı ya da dolaysız bir birimizi etkileyerek çağdaş anlamda bir hemşehirlik (hemşerilik) oluşturmak, bilim ve sanattaki gelişmeleri izlemektir. Saygılarımla
Nedim Civelekoğlu







Şems-i Tebrizi'nin 40 Kuralı
( Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezginlerin Kırk Kuralı )

- Birinci Kural:
Yaradanı

hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet ALLAH dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer ALLAH dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

- İkinci Kural:
Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

- Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

- Dördüncü Kural:
Kainattaki her zerrede Allah' ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah' ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O' nu görüp ölen de yoktur. Kim O' nu bulursa sonsuza dek O' nda kalır.

- Beşinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, ko gitsin! "
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

- Altıncı Kural:
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

- Yedinci Kural:
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

- Sekizinci Kural:
Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

- Dokuzuncu Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

- Onuncu Kural:
Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

- Onbirinci Kural:
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

- Onikinci Kural:
Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

- Onüçüncü Kural:
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

- Ondördüncü Kural:
Hakk' ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

- Onbeşinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

- Onaltıncı Kural:
Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

- Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

- Onsekizinci Kural:
Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

- Ondokuzuncu Kural:
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

- Yirminci Kural:
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

- Yirmibirinci Kural:
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

- Yirmiikinci Kural:
Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

- Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

- Yirmidördüncü Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

- Yirmibeşinci Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

- Yirmialtıncı Kural:
Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

- Yirmiyedinci Kural:
Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

- Yirmisekizinci Kural:
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

- Yirmidokuzuncu Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.


- Otuzuncu Kural:
Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

- Otuzbirinci Kural:
Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp...
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

- Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

- Otuzüçüncü Kural:
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

- Otuzdördüncü Kural:
Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

- Otuzbeşinci Kural:
Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

- Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

- Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

- Otuzsekizinci Kural:
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

- Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde...
Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

- Kırkıncı Kural:
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde. ...

ESENÇAY


TARİHÇE
Esençay kasabası Taşova ilçe merkezine 16 km uzaklıkta, Boğalı ormanlarının eteğinde düz bir ovaya yerleşmiş 2340 nüfuslu kapalı bir havzada bulunmaktadır. Kasabanın yerleşim sahası yaklaşık olarak 820.000 m2 dir. Güneyi tamamen ormanlarla kaplıdır. Hava kirliliği hiçbir zaman olmayacak şekildedir. Kasabanın ortasından Esençay çayı geçmektedir. Doğu, batı ve kuzeyi genişlemeye oldukça müsaittir. Kış aylarında birime bağlanacak köylerin Taşova ile sık sık irtibat kesilmesi neticesi bölgemiz ticaret merkezi konumunu taşımaktadır. Söz konusu köyler kasabamıza her gün gelip gitmektedirler.

+ TARİHSEL GELİŞİM

Amasya Türkiye’nin çeşitli uygarlıklarının yerleşip geliştiği, tarihi zengin kentlerden biridir.Amasya ili sınırı içinde yapılan kazılar ve Türkiye tarihini aydınlatan yazılı belgeler, Amasya hakkında zengin bilgiler içermektedir. Amasya’da yaşayan uygarlıklar arasında Hititler, (i.ö. 1900- i.ö. 1200) yıllarında, frigler, kimmerler ve Lidyalılar (i.ö. 1200-585) yıllarında, Persler ( İ.Ö. 533-333) yıllarında, Pontus Krallığı ( i.ö.301- 26) yıllarında, Romalılar ( i.ö. 25- is 395) yıllarında, Bizanslar (i.s. 395-1071) yıllarında, Selçuklular ( 1166 -1243) yılları arasında ve Osmanlılar ( 1389 – 1919) yılları arasında vardır. Esençay yerleşmesinin ismi ise Bidevi (Bedevi)’den gelmektedir. Arapça kelime anlamı göçebe sözcüğüne karşılık gelmektedir. Esençay halkı 1041 yılında Horasan’dan gelip, buraya yerleşmişlerdir. Yörede Bizans’ın uzantıları mevcuttur. Cengiz Han’ın torunlarından Çeltek Han da bu yörede yapılan bir savaşta şehit düşmüştür. Burdaki halkın bir kısımıda Reşadiye ve Divriği’den gelip buraya yerleşmişlerdir. Yerleşme daha önce Tokat iline bağlı iken, 1944’de Amasya iline bağlanmıştır. Yerleşmenin belediye olma tarihi de 1967’dir. Yerleşme 1938 ve 1943 yılındaki depremlerden etkilenmiştir.
ÇOĞRAFYA
Esençay Kasabasına bağlı bulunduğu Amasya ili 35o 03’ ve 36o 50’ ve 41o 02’ kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Kasabanın güneyinde 1956 m. Yükseltili Sakarat Dağı uzantıları yer alır. Yerleşmenin içinden kuzeyde bulunan Yeşilırmak akarsuyunun uzantıları geçmektedir. Yerleşmenin denizden olan yükekliği 505m. arasında değişmektedir. Yörede egemen rüzgar yönü kuzeyEkonomik Yapı
Esençay Kasabasındaki ana geçim kaynağı tarımdır. Kasabada ana tarım ürünleri tütün, buğday, ve nohuttur. Mayıs 2004 yılında kurulan Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile kasaba halkının özelliklede hayvancılığa yönlendirilmesi hızlandırılacaktır. Kasaba halkının geçiminin büyük bölümünü tarımdan sağlaması ve özellikle son 10-15 yıldır tarım ürünlerindeki fiyatların çok düşük olması nedeniyle ekonomik yönden büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Bu durum genç nüfusun dışarıya gitmesine yol açmaktadır. Esençay’da *****a günleri Pazar kurulmakta olup, Esençay halkı ve çevre köy halkı ihtiyaçlarının büyük bölümünü bu pazardan karşılamaktadır. Esençay kasabasının ekonomik gelişmesine katkıda bulunmak ve göçü önlemek için istihdam yaratmak amacıyla, Esençaylı olup da dışarıda iş adamlığı yapan insanlarımızdan yatırımlar beklemektedir
ULAŞIM
Batıda Çorum sınırından Amasya iline giren Devlet yolu Gümüşhacıköy, Merzifon ve Suluova’dan geçerek, Amasya kentine ulaşır. Sonra doğuya doğru devam ederek Taşova ilçesine varır. Daha sonrada Tokat iline girer. Bu yol Amasya’dan güneye iki kol verir. Bunlardan biri Doğantepe üzerinden Çorum iline, ikincisi de Tokat ili sınırına uzanır. İlin diğer Devlet Yolları Merzifon’dan güneye inen yolla, Akdağ ve Taşova’dan kuzeye ayrılarak, Samsuna giden yoldur. Kasabanın bazı merkezlere ve Amasya ilçelerine olan uzaklıkları aşağıda verimiştir

Ankara > 450 km. Samsun > 147 km. Sinop > 262 km. Tokat > 164 km. Sivas > 252 km.
Çorum > 119 km. Amasya > 45 km. Göynücek > 87 km. Gümüşhacıköy > 119 km. Hamamözü > 119 km. Suluova > 89 km. Taşova > 17 km.’dur
ESENÇAY KONAKLARI
Karadeniz evleri ve konakları, iklimin çok yağışlı ve nispeten ılık olması nedeniyle ahşaptan yapılmıştır. Bu nedenledir Karadeniz'in ahşap evleri önemini korur. Ancak gelişen teknoloji ile yerini kısmen beton, kısmen ahşap olan, karkaç denilen tekniğe bırakmıştır. Karkaç tekniğiyle yapılan evlerin çoğu,plansız ve gelişi güzeldir. Üstelik günlük ihtiyaçlara yanıt vermesine dikkat edilmez, hatta ihtiyaç duyulan dam, oda, çardak binaya sonradan ilave edilir. Karadeniz evlerinde, ataerkil aile düzenine uygun bir plan tarzının uygulandığı söylenebilir. Örneğin Karadeniz evlerinde kayınbaba ve kaynananın kalabileceği bir oda bulunur. Bu odalarda divan adı verilen bir yükselti yer alır. Divan, gündüzleri oturmak, akşamları ise yatak serilerek uyumak amacıyla kullanılan ahşap yükseltidir. Divanı bütün Karadeniz evlerinde görmek mümkündür. Karadeniz konakları en az iki kat olarak inşa edilir ve dikdörtgen plan kullanılır. Bunun yanında kare planlı, tek odalı, çardaklı, düz damlı ev tipleri de vardır. 21. yüzyıla çeyrek asır kala Anadolu'da Hititler devrinde de kullanılan ahşap mimari, hâlâ yaşatılır. YÜZYILLIK KONAK
Taşova'nın Esençay Kasabasında bulunan Karabekirağa konağı, Dereli Köyünde ki Mustafa Bey Konağı ile Uluköy Kasabasında ki Malkoçoğulları Konağı, bölgenin karakteristik özelliklerini taşıyan örneklerdir. Karabekirağa Konağının Rumî 1308-1309, Miladi 1892-1893 yıllarında yapıldığı tahmin ediliyor. Karabekirağanın amca çocukları Hacı Mehmet Aslan'ın oğlu Bilal Aslan ile Karabekirağanın torunlarından Mustafa Kural, konağın Ermeni ve Rum ustalarca yapıldığını anlatıyorlar. Çam, ardıç ceviz, pelit ve çok azda olsa gürgen ağaçları kullanılarak yapılan konağın duvarları ne yazıkki1952 yılında kerpiçle doldurularak sıvanıyor ve üçüncü katı yıkılıyor. konağın orijinalliği kısmen bozulsa da, kullanılan teknik ve süslemeler, geleneksel karadeniz konakları hakkında bilgi veriyor. Konağın yapımında kullanılan ağaçlar, güz mevsiminde kesilip, hava almayacak şekilde ahır güpreliğine gömülüp, bahar mevsimine kadar bekletilmiş. Bahar mevsiminde, sığır gübresinden çıkartılan ağaçlar, belirli bir süre güneş altında bekletilerek yakılmış ve nihayetinde konak yapımında kullanılacak duruma getirilmiş. Ağalar, daha sonra iç öz noktasına kadar baltayla düzgünce yontulmuştur. Ağaçların uzun yıllar dayanmasını sağlayan bu çalışmaya "Öz metodu" deniyor. Karadeniz konaklarına özel bu yöntem, yapıların günümüze kadar ayakta kalmasını sağlamıştır. Karabekirağa Konağı, Esençay Kasabasında nesli tükenmiş olan evlerin yegane örneğidir. Bu konağın üç katlı başka bir benzeri ise 1942 depremi ile yıkılarak yok olmuştur. Karabekirağa konağı direkleri çam, ardıç ağaçlarından yapılarak, ağaçlar özlerinden balta ile yontularak, düzgün dikdörtgen şekli verilmiştir. Direkler toprağa gömülmüş ve büyük taş kaideler üzerine dikilmiştir. Kolonlar yine balta ile düzeltilmiş ve dikdörtgen köşelidir. Aşevi denilen odada, mutfak dolapları cevizden yapılmış ve yapımında çivi kullanılmamıştır. Konaktaki dikkat çekici el işçiliğine, Karadeniz konaklarının tamamında rastlanır. Konağın güney cephesinde, dikdörtgen şeklinde yan yana üç pencere yer alır. Bu özelliği ile Doğu Karadeniz ahşap mimarisine çok benzer. Ancak sonradan eklenen bölümler, konağın orijinalliğini bozmaktadır. Diğer taraftan konağın batı cephesindeki orijinal pencere yıkılmış, güneşten daha fazla yararlanabilmek amacı ve yine günlük ihtiyaçlara yanıt verebilmesi için, daha büyük olanı yapılmıştır. Batı cephesinin birinci katındaki pencereler ise günümüze kadar gelebilmiştir. BİDEVİ ÇARDAĞI
Bugünkü Esençay kasabası Taşova’nın eski yerleşim yerlerinden birisidir. Eski ismi Bidevi’dir. Kasabamız toprakları içinde tarihi eserlerden anlaşıldığına göre ‘Bidevi Çardağı’ denilen bir hapishanenin olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihi “Bidevi Çardağı’na’ tarih içinde Yakup Bey, Rumeli Beylerbeyi Mihaloğlu Mehmet bey, Sırbistan’da Semendere kalesinin muhafızı ‘Viliklioğlu’nun” iki oğlu, Çakır Babalan Paşa ile birlikte Bidevi Çardağında hapsedildiler. İşte bu şahsiyetlerin hapsedilmeleri ile ilgili tarihi kaynaklardan alınan bilgiler. YAKUP BEY’in BİDEVİ ÇARDAĞI’NA HAPSİ (814/1411)

Çelebi Mehmet, İzmir Beyi Cüneyt Bey’in üzerine gittiği vakit Ankara hakimi Feyruz beyzade Yakup Bey Karaman hududunun korunmasını ileri sürerek sefere iştirak etmemişti.
Çelebi Mehmet, Yakup Bey’e çok kızdı, idam etmek istedi. Emirler Çelebi Memed’i teskin ettiler. Yakup Bey’de hizmetlerinden bahsederek affını yalvardı.
Çelebi Mehmet, bu yalvarmalar karşısında idamdan vazgeçerek Baltaoğluna Yakup Beyi Tokat’a hapseylemesini emretti. Baltaoğlu, Yakup Bey’i Tokat’a getirdi. ‘Bidevi Çardağı’ denilen zindana hapsetti. Kaynak : Gülşeni Maarif

MİHALOĞLU MEHMET BEY’İN TOKAT BİDEVİ ÇARDAĞI’NA HAPSİ (816/1413)

Musa Çelebi öldürülünce, Musa’nın Rumeli Beylerbeyliğinde bulunan Mihaloğlu Mehmet Bey, Tokat’ta Bidevi Çardağı’na hapsolundu. Mihaloğlu Mehmet Bey, Murat zamanında düzme Mustafa vakasından istifade edilmek ve Mustafa’nın maiyetindekileri Murat tarafına çekmek arzusu ile hapisten çıkarıldı. BİDEVİ ÇARDAĞI’NIN YENİ MİSAFİRLERİ

844/1441 yılı baharında Sırbistan’da semendere kalesi iki ay kadar muhasaradan sonra zabdedilmişti. Kalenin muhafızı bulunan Vilikoğlu’nun iki oğlu esir edildi. Gözlerine mil çekilerek Çakır Balaban Paşa ile Tokat’ta Bidevi Çardağı’na hapse gönderildiler. Birkaç sene sonra yine bir muharebede veziri azam Halil paşa biraderi Bolu Beyi Mahmut Çelebi düşmana esir düşünce buna mukabil Bidevi Çardağında mahpus bulunan iki kardeş babalarına iade edildiler. Bu defada iş bu mağlubiyette ihmal ve kabahati görülen Yiğit paşa zade Turhan Bey Tokat’ta hapsolundu. Turhan Bey’de Sultan Murat’ın Varna’da
ILIPINAR MAHALLESİ
Ilıpınar Mahallesi Hakkında bilgiler
Eski Adı çörmük olan,şimdi ise ılıpınar köyü 2005 yılında yapılan refarandumla Esençay Kasabası mahallesi olmuştur.
İLİ:AMASYA İLÇESİ:TAŞOVA BELDESİ:ESENÇAY
POSTA KODU:05800
ALAN KODU: 0358
BÖLGESİ :KARADENİZ BÖLGESİ
TARİHİ
Eski adı çörmük olan köy Osmanlı İmparatorluğunun çökmesi ile daralan Macakreli ırkından olma Batum vilayetinden gelmektedir. GENELEKSEL YEMEKLERİ:
1-PALİ 2-MALEKTO-3-KEŞKEK 4-CADİ Bunlar çörmük köyüne has yemekler inanın bende bilmiyorum.
İKLİM :
KARADENİZ İKLİMİ ETKİSİ ALTINDADIR
EKONOMİ :
ÇİFTÇİLİK VE HAYVANCILIK
ALTYAPI BİLGİLERİ:
Ilıpınarın Esençay'a bağlanması ile birlikte Kanalizasyon ve su şekebesi yenilenmiş olup okul taşımalı sitemdir.Sağlık ocağı olarak Esençay aile hekiliğine bağlı olup,asayiş esençay jandama karakolu tarafında sağlanmaktadır.Köy şu anda ulaşım olarak asvaltla kaplıdır. Amasya İline 65 km Taşova İlçesine 17 km olup esençay kasabasına 2 km dir. Mahallenin Muhtarı:Bahattin AYDIN

30/06/2017

GEÇ KALMIŞ BİR YAZI.
Değerli dostlarım, arkadaşlarım, sağlığım pek düzenli olmadığı için GEÇ KALMIŞ BİR YAZI başlığını kodum.
Hülya Koçyiğit, kanser tedavisi için ABD'ye gittiğinde ,Bir twit paylaşmıştı.'' Türkiye'den dualarınızı bekliyorum'' diye
Ameliyat oldu iyileşti. İkinci Twit'' Türkiye'den gelen dualar sayesinde iyileştim.
Düşünmek gerekmez mi? madem Türkiye'den gelen dualarla iyileştim. ABD'ye gitmeye gerek var mıydı?
Bu Twitleri okuyan küçük çocuklar bilim yerine duayı önemseyecekler. Böylece bilime düşman, duaya hayran bir kuşağın doğmasına neden olacaksınız.
Sana yakışan HÜLYA HANIM, SENİ AMELİYATLA İYİLEŞTİREN BİLİM ADAMLARINA DUA ETMENDİ TEŞEKKÜR ETMENDİ
MEĞER SEN SANATÇI DEĞİL BİR SOYTARIYMIŞSIN.
NECİ

30/06/2017

PİSLİK
Fetö'yle her türlü pisliği yiyenler, yiyemedikleri pisliği Düzece 'ye dökmüşler.
Doymayanlara duyurulur.
neci

25/06/2017

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
DOSTLAR.
neci

24/06/2017

EY UMUT
Sen göz önünde oynanan
Ya Harmandalı
Ya Üçayaksın
Sen var ya sen
Ya dudakta gezen türkü
Ya kulakta dinlenen ağıtsın
Sen var ya sen
Yürekte sevgi
Akılda barışsın
Ey Umut
Sen.
Geceden gündüze akan
Yaşama sevincisin
neci

24/06/2017

GÜNAYDIN,
YAŞAMA SEVİNCİYLE DOLUP TAŞANLAR
neci

23/06/2017

Ülkücüler Ha Gayret..!
Sosyal medyada, bir AKP meclis üyesinin Kılıçdaroğlu'nu tehdit eden bir videosu dolaşıyor.Bilmem gördünüz mü?
AKP'li konuşuyor arkada bir grup Rabia işaret yapıyor, Gözünüzü biraz sağ tarafa çevirirseniz Ülkücülerin de kurt işareti yaptığını görürsünüz.
Demem o ki, Rabia işareti ile kurt işareti arasında iki parmak fark kalmış.Biraz gayretle bu fark kapanır.
Ha gayret ülkücüler!
neci.

22/06/2017

RABİA İŞARETİ...
Dört parmak dünyanın her yerinde terör örgütü Müslüman Kardeşlerin sembolü.
Bizde de bu amaçla kullandı kullanılıyor. Bazıları bu işaretin ileride doğurabileceği kötü olasılıkları düşünerek ;.Tek devlet,,tek bayrak,tek vatan, tek millet anlamında kullanıyoruz diye takiye yapıyorlar.
Dünyada hiçbir devlet bir milletten (ulustan), halktan oluşmamıştır.
AKP genel başkanı sayın Erdoğan'ın ailesine bir bakalım Baba Gürcü, Anne Arap, çocuklar melez. Bir aile üç yapıdan oluşuyorsa. Türkiye Cumhuriyetinin yapısını bir düşünün
Yoksa yeni yeni İnsan Üretme Haraları mı düşünülüyor.
neci

21/06/2017

Sözcüklerle Konuşulur
Kavramlarla düşünülür.
Öyleyse
Kavramcılara Günaydın.
neci

21/06/2017

BELLEĞİNİZ GÜÇLÜ.
GÜNÜNÜZ AYDIN OLSUN.
neci

20/06/2017

Yurttaşlık Hakkı.
Akp genel başkanı bu yürüyüş bizim lütüfumuz, demiş.
Sayın genel başkan bu bir lütuf değil,demokratik haktır , yurttaşlık hakkıdır.
Bu anlayış tarikat kültürünün anlayışıdır.
neci

20/06/2017

GÜNAYDIN.
DEMOKRASİYİ TAM YAŞAMAK İSTEYENLER.
neci

Address

ESENÇAY KASABASI
Tasova

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ESENÇAYLILAR(BOĞALI YAYLALARI ) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share