30/05/2026
Sumbas Yazıboyu (Hamoğlu)Köyü
1925 ve 1946 Arşiv Kayıtları: Köyün adı, Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) ve Cumhuriyet dönemi Dahiliye Vekaleti yer adları envanterinde (1925) Mamoğlu, 1946 yılı İçişleri Bakanlığı kayıtlarında ise Hamolar şeklinde geçmektedir. Zamanla ağız özelliklerine bağlı olarak Hamoğlu biçimine dönüşmüştür. "Mamoğlu" ve "Hamoğlu" isimleri, Çukurova’ya iskan edilen Türkmen oymaklarında sıklıkla görülen şahıs/kurucu ata adlarına (Mehmet/Mahmut/Gani-Hamo lakapları) dayanmaktadır. Köyün resmi ismi Cumhuriyet döneminde Yazıboyu olarak değiştirilmiştir. Buradaki "Yazı" kelimesi, eski Türkçe ve Çukurova halk ağzında "ova, düzlük" anlamına gelmektedir; yerleşimin coğrafi yapısına (Sumbas Ovası'ndaki düzlük konumu) atıfla bu isim verilmiştir. Yöre halkının günümüzde kullandığı Güzeloba ismi de bu düzlük/ova niteliğini pekiştiren sosyo-coğrafi bir adlandırmadır.
Köyün yerel dildeki adı olan Hamoğlu ve Hamolar ifadesinin, bölgedeki ilk yerleşimci oymak reisi "Hamo" (Muhammed/Ahmet lakabı) adından geldiğini halk bilimi metodolojisiyle ilk formüle edenlerden biri de bölge tarihçiliği, etnografya ve sözlü kültür araştırmalarında Kadirli-Sumbas havzasının en önemli isimlerinden biri olan Erman Topbaş'dır.
Köyün nüfus tabanının Eski Karaömerli yerleşiminden göç eden unsurlarca oluşturulduğunu göstermektedir. Çukurova tarihi boyunca (özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda) bataklık alanlar, sıtma salgınları ve aşiret kavgaları sebebiyle yerleşim yerlerinin kısa mesafeli yer değiştirdiği bilinmektedir. Karaömerli'den ayrılan gruplar, bugünkü Yazıboyu arazisindeki düzlüğe yerleşerek kendi oymak reislerinin veya kurucu atalarının (Mamo/Hamo) adıyla yeni bir konak yeri (oba) inşa etmişlerdir. Bozdoğan Teşekküllerinin Tarihi Gelişimi ve Halaçoğlu'nun Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar boy veri tabanına göre Sumbas ve Kadirli civarındaki iskan hareketlerinin odağında Oğuzların Bozok koluna mensup Bozdoğan Türkmenleri yer alır. Mamoğlu/Hamolar cemaati, arşiv kayıtlarında (Maliyeden Müdevver Defterleri - MAD ve Zülkadriye Türkmenleri kütükleri) Sis (Kozan) sancağına bağlı Kınık veya Bozdoğan konfederasyonları içinde "Yörükan" veya "Aşiret-i Bozdoğan" taifesi altında listelenmektedir. Bu aşiret yapısı, Dulkadiroğulları Beyliği döneminde bölgeye yerleşen ve Osmanlı döneminde "Hane-i Ulus" veya "Zülkadriye" defterlerine kaydedilen köklü Türkmen unsurlarıdır.
Tapu Tahrir Defterlerinde (TD): 16. yüzyıl Sis Sancağı (Kadirli/Sumbas nahiyeleri) Tahrir Defterlerinde (Örn: TD 450) doğrudan "Yazıboyu" veya "Hamoğlu" adıyla bir köy bulunmamaktadır. Bu durum, yerleşimin o dönemde kalıcı bir köy yapısında olmadığını, Bozdoğan neferlerinin mezra veya kışlak olarak kullandığı bir "konar-göçer durağı" olduğunu kanıtlamaktadır.
Fırka-i Islahiye (1865) ve İskan Defterlerinde Köyün kalıcı yerleşime geçişi, Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i Islahiye harekatı ile kesinleşmiştir. KADİRLİ İSKAN ve FIRKA-İ ISLAHİYE kayıtlarına göre, göçer durumda olan Bozdoğan oymakları ile çevre köylerdeki (Karaömerli dâhil) cemaatler, tarım arazisi tanzim edilerek mülki sınırları belirlenmiş köylere (bu bağlamda Mamoğlu/Hamoğlu mezraasından dönüştürülen köye) mecburi iskana tabi tutulmuşlardır.
Köy, Cumhuriyetin ilk yıllarında Seyhan (Adana) vilayetinin Kozan kazasına bağlı Kadirli nahiyesinin bir köyü iken, daha sonra Kadirli'nin ilçe olmasıyla buraya bağlanmıştır. Sumbas'ın 1996 yılında ilçe statüsü kazanması ve Osmaniye'nin il yapılmasıyla birlikte, Yazıboyu köyü idari olarak Osmaniye ili Sumbas ilçesine devredilmiştir.
Nüfus Defterleri (NFS) ve Temettuat Defterlerinde (ML.VRD.TMT) 19. yüzyıl ortalarına ait nüfus yoklama defterlerinde köyün neferleri "Cemaat-i Bozdoğan tabi-i Kaza-i Alişar/Kadirli" başlığı altında kaydedilmiştir. Temettuat kayıtlarında ise hane reislerinin tarımsal varlıkları ve "hınta" (buğday), "şaîr" (arpa) üretimi üzerinden vergilendirildikleri görülmektedir.
Köy, Sumbas ilçesinin güney kesiminde, Çukurova’nın kuzey uzantısını oluşturan verimli bir taban arazide (ovada) yer alır. Topografik olarak düzlük olması, tarih boyunca konar-göçer aşiretlerin kışlak ve hayvan otlatma alanı olarak burayı seçmesindeki en büyük etkendir.
Bölgenin yaz aylarındaki aşırı sıcağı ve sulak alanların yol açtığı sıtma (enva-ı sıtma) salgınları, köy halkının tarihsel süreçte yaz aylarında Binboğa veya Feke dağlarındaki yaylaklara çıkmasına, kışın ise Yazıboyu (Hamoğlu) düzlüğüne çekilmesine (yerleşim sürekliliği ve dönemsel hareketlilik) neden olmuştur.
İlk iskan yıllarında ve Osmanlı döneminde temel geçim kaynağı hayvancılık (koyun ve deve yetiştiriciliği) iken, Fırka-i Islahiye sonrasında köy tamamen yerleşik ziraate geçmiştir. Günümüzde düzlük ve verimli ova arazisinin sağladığı avantajla; mısır, pamuk, buğday ve yer fıstığı tarımı birincil ekonomik faaliyettir. Geleneksel hayvancılık ise küçük ölçekli aile işletmeciliği şeklinde varlığını sürdürmektedir.
Köyün kütüğünde yer alan ve yerel kaynaklarca da aktarılan köklü sülaleler şunlardır:
Hatunoğlu: Bu sülale adı, arşiv kayıtlarında (Dulkadir eyaleti vakıf ve tahrir defterlerinde) bölgedeki Türkmen aristokrasisine veya oymak kethüdalarına (reislerine) verilen "Hatunoğulları" cemaati unvanıyla doğrudan uyuşmaktadır. Tapu Tahrir ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki Zülkadriye (Dulkadiroğlu) Eyâleti kayıtlarına dayanarak, Hatunoğulları'nın sıradan bir aile değil, Dulkadirli Beyliği döneminde tebaa yönetiminde ve ordu sevkinde görev almış, bölgenin asil Türkmen aristokrasisine (Kethüdalık/Ayanlık düzeyinde) mensup bir hanedan koludur.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) fonları, Fırka-i Islahiye tescilleri ve askerî sicil kayıtlarında Fırka-i Islahiye’de (1865) aktif görev alan, daha sonra Diyarbakır Valiliği ve 4. Ordu komutanlığı yapan Kurt İsmail Hakkı Paşa, Osmanlı resmî kayıtlarında ve biyografik kaynaklarda gerçekten de "Hatunoğlu" (bazen Hâtunîzâde) sülale adıyla anılır. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın anılarında ve dönemin askerî sicil kayıtlarında (BOA, Sicill-i Ahval Defterleri) Kurt İsmail Paşa’nın soyu şu şekilde belgelenmiştir: Paşa, Kars ovasının Rus hududundaki Şüregel kazasına (Hacıveli köyü) yerleşmiş kadim bir hanedan olan Karapapak/Terekeme Türklerine mensuptur. Babası Şerif Ağa’dır. Dedesi küçük yaşta öksüz kalıp annesi (Hatun) tarafından büyütüldüğü için bölgede bu soya "Hatunoğulları" denmiştir. (History Studies International Journal, "Diyarbakır Valisi Hatunoğlu Kurt İsmail Hakkı Paşa'nın Aşiretleri Islah Çalışmaları" / BOA, DH.SAİD (Sicill-i Ahval Kayıtları).
Kurt İsmail Paşa'nın "Kendi Akrabalarını Kadirli'ye Yerleştirdiği" İddia edilmiş ancak kaynaklar bunu desteklememektedir.Kurt İsmail Paşa, Fırka-i Islahiye'de Ahmet Cevdet Paşa ve Müşir Derviş Paşa'nın maiyetinde görevli bir Osmanlı paşasıdır (devlet görevlisidir). Fırka-i Islahiye, Çukurova’ya "aşiret yerleştirmek" için değil, zaten orada göçebe olan yerel Türkmen/Yörük aşiretlerini (Bozdoğan, Tecirli, Cerit vb.) disipline edip iskana zorlamak için gelmiştir. Kurt İsmail Paşa, Karslı bir Karapapak beyi olarak Çukurova’ya kendi ailesini, akrabalarını veya kabilesini getirmemiştir. Bir paşanın, devletin askerî harekatını fırsat bilip Çukurova'nın en verimli ova köylerine (Kadirli/Sumbas) kendi öz akrabalarını yerleştirmesi Osmanlı iskan hukukuna ve dönemin sıkı denetimli Fırka-i Islahiye nizamnamelerine tamamen aykırıdır. Kurt İsmail Paşa'nın soyu (Hatunoğlu sülalesi) günümüzde Doğu Anadolu'da (Kars, Ağrı, Erzurum) ve bir kısmı da göçlerle Ankara/İstanbul gibi metropollerde yaşamaktadır.Ahmet Cevdet Paşa’nın Tezakir ve Maruzat adlı eserlerinde, Fırka-i Islahiye'nin Kadirli-Sumbas (Kars-ı Zülkadriye) bölgesinde hangi aşireti hangi köye yerleştirdiği hane hane, isim isim yazılmıştır. Bu iskan defterlerinde Kars kökenli bir Karapapak muhaceretine veya paşanın akrabalarına ait tek bir kayıt bulunmamaktadır.(Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir, TTK Yayınları; Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Fırka-i Islahiye İskan Defterleri (MAD - Maliyeden Müdevver Defterler serisi).
Kadirli/Sumbas’taki "Hatunoğlu" Sülalesinin Gerçek Kökeni ise arşiv kayıtlarında şu şekilde geçmektedir: Sumbas Yazıboyu (Hamoğlu) köyünde ve Kadirli genelinde yaşayan "Hatunoğlu" soyadlı sülale, dışarıdan (Kars'tan) paşayla gelmiş bir aile değildir. Bu aile, bölgenin en az 400-500 yıllık yerli, kadim Dulkadirli/Bozdoğan Türkmen aristokrasisine dayanır. 16. yüzyıla ait Maraş ve Sis (Kozan) Sancağı Tapu Tahrir Defterleri (Örn: TD 450) incelendiğinde, henüz Kurt İsmail Paşa doğmadan asırlar önce, Çukurova ve Kadirli civarında "Cemaat-i Hatunoğulları" (Hatunoğlu Aşireti/Cemaati) adıyla kayıtlı bir Türkmen boyunun olduğu nettir. Bu cemaat, Dulkadiroğulları Beyliği döneminde bölgede nüfuz sahibi olan, kethüdalık (aşiret reisliği) yapmış yerli bir unsurdur. 1865 yılında Fırka-i Islahiye bölgeye geldiğinde, bu yerli Hatunoğulları cemaatini zaten yüzyıllardır kışlak olarak kullandıkları Sumbas/Hamoğlu düzlüğüne resmen sabitlemiş ve topraklandırmıştır.(Kaynak: Yusuf Halaçoğlu, Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1656), TTK Yayınları; Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler). Karslı Hatunoğullarından …Hatunoğlu Süleyman Bey Kars’ın kurtuluşundan sonra (30- Ekim’i 1920) Erzurum’dan Kars’a gelip Kaleiçi Mahallesine yerleşti. 1925 yazında da 69 yaşında rahmete kavuşur…"
Kocaeli Körfez'de bulunan Hatunoğlu Konağının Sumbas Hatunoğullarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Konak Karslı Hatunoğulları yani Kıpçaklar tarafından yapılmıştır.
1865'te Kadirli'ye gelen paşanın sülale adı: Hatunoğlu (Karslı)
O sırada Kadirli/Sumbas'ta iskan edilen yerli sülalenin adı: Hatunoğlu (Çukurovalı/Bozdoğan)
Halk, asırlar boyunca hafızasında bu iki veriyi birleştirmiş; "Buraya Fırka-i Islahiye ile Kurt İsmail Paşa geldi, onun adı da Hatunoğlu'ydu, bizim soyumuz da Hatunoğlu, demek ki biz paşanın akrabasıyız ve bizi buraya o yerleştirdi" şeklinde hatalı bir şifahi bağ kurmuştur.
Kadirli ve Sumbas Yazıboyu köyündeki Hatunoğulları, dışarıdan gelen bir paşanın akrabası değil; o topraklara paşadan çok daha önce hükmeden, o ovanın kadim sahibi olan özbeöz yerli Zülkadriye/Bozdoğan Türkmenleridir.
Kocatürk Sülalesi: Kocatürk sülalesi, Yazıboyu (Hamoğlu) köyünün sözlü tarihinde de aktarıldığı üzere, komşu Eski Karaömerli köyünden bu düzlüğe göç eden kadim Türkmen tabanına mensuptur. Arşiv kütüklerinde bu sülalenin kökeni, Çukurova’nın en büyük Türkmen konfederasyonlarından biri olan Bozdoğan taifesinin Karaömerli (Karaömerlü) cemaatine/oymağına dayanır."Kocatürk" soyadı, 1934 Soyadı Kanunu tescillerinde aile reislerinin seçtiği bir unvan olsa da sülalenin arşivdeki ayak izi "Kocabaşoğulları" veya "Koca Ömerlü" cemaatinin hane reisleri vasıtasıyla takip edilebilmektedir. 19. yüzyılın ortalarına ait Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) Nüfus Yoklama Defterlerinde (NFS) ve Sumbas bölgesi Temettuat kayıtlarında (ML.VRD.TMT), Karaömerli cemaati içinde yer alan ve Hamoğlu kışlağında pamuk ve hınta (buğday) ziraati yapan hanelerin başında "Koca" lakaplı mülk sahibi Türkmen neferleri listelenmiştir. Kurt İsmail Paşa ve Derviş Paşa’nın yürüttüğü iskan operasyonlarında, Karaömerli aşiretinin kışlak alanlarından biri olan Hamoğlu (Mamoğlu) düzlüğüne kalıcı olarak sabitlenen aileler arasındadırlar. Arşivde bu sülale, konar-göçer hayvancılığı bırakarak yerleşik tarıma geçen ve Osmanlı devletine "Hane-i İskan" kütüğüyle vergi ödeyen "yerli unsur" olarak tescil edilmiştir.
Baş: Yazıboyu (Hamoğlu) köyündeki Baş sülalesi, arşiv belgelerinde doğrudan Türkmen hiyerarşisindeki idari bir unvandan veya sülale içi kurucu ata lakabından türemiştir. Bu aile, bölgedeki Bozdoğan Türkmenleri veya müttefikleri olan Avşar/Tecirli boy gruplarının yerleşik hayata geçiş safhalarında "Kethüdabaşı", "Yüzbaşı" veya "Kocabaş" unvanlarını taşıyan yerel liderlerin soyundan gelmektedir. Kozan/Kadirli Sicillerinde 19. yüzyılın ikinci yarısına ait Kozan ve Mahalli Kadı Sicillerinde, Sumbas ve Kadirli düzlüğündeki arazi tanzimleri ve tereke davalarında bu sülalenin izine rastlanır. Belgelerde, Hamoğlu mezraasında mülk ortaklığı veya sınır tespiti yapan haneler arasında "Aşiretbaşızâde" veya doğrudan "Baş" lakaplı yerel muhtarların / oymak yaşlılarının isimleri zikredilmektedir. Baş sülalesi, 1865 iskanı sonrasında köyün muhtarlık, ihtiyar heyeti ve idari sevk mekanizmasında Hatunoğulları ile birlikte söz sahibi olmuş köklü bir yapıdır. Yabancı veya dışarıdan muhacir (göçmen) bir kökene sahip değillerdir. Tamamen ova kültürünü ve yerleşik Bozdoğan asaletini temsil eden, kütüğü eskiye dayanan saf Türkmen haneleridir.
Yazıboyu (Hamoğlu) köyündeki Kocatürk ve Baş sülaleleri, dışarıdan (Kafkasya, Balkanlar veya Doğu Anadolu) bölgeye gelmiş muhacir unsurlar değildir. Bu bilgi arşiv belgeleriyle kesin olarak doğrudur. Her iki aile de Oğuz-Türkmen (Bozdoğan/Karaömerli) kütüğüne tabi, asırlardır Sumbas Ovası'nı kışlak olarak kullanan ve 1865'te devlet eliyle toprağa sabitlenen özbeöz yerli Çukurova Türkmenleridir. Bu sülalelerin kökenini rastgele isim benzerliklerinden yola çıkarak Orta Anadolu veya Batı Anadolu'daki başka cemaatlerle tahmini olarak ilişkilendirmek akademik olarak hatalıdır. Arşiv vesikaları (Nüfus ve Temettuat), bu iki sülalenin ayak izini doğrudan Kadirli/Sumbas havzasındaki eski Karaömerli ve Bozdoğan cemaat yapıları içerisine kilitlemektedir.
Köyün sözlü kültüründe Avşar ve Bozdoğan ağıtlarının, Dadaloğlu geleneğinin izleri derindir. Yaylacılık döneminden kalan göç türküleri ve Çukurova’daki aşiret yerleşim çatışmalarını anlatan sözlü destanlar, ethnolojik veri olarak canlılığını korumaktadır. Çukurova mutfağının tipik unsurları olan bulgur odaklı yemekler ve sac ekmeği kültürü yerleşik yaşam kalıpları arasındadır.
Sumbas Bölgesi 18. ve 19. Yüzyıl Vakıf Kayıtları (Vakfiyeler) ve Kurucu Aileler (Zadeler): 18. ve 19. yüzyıllarda Sumbas nahiyesi sınırları dahilinde doğrudan "Yazıboyu" veya "Mamoğlu" adına tescilli müstakil bir cami veya medrese vakfiyesi bulunmamaktadır. Ancak, bölgenin bağlı olduğu Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) merkezli Kars-ı Maraş Camii Şerifi Vakfı ve Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey Vakfı'nın tarımsal mukataa ve öşür kayıtlarında, Sumbas düzlüğündeki (aralarında Yazıboyu arazilerinin de bulunduğu) kışlaklardan vergi toplayan mültezimler arasında bölgenin nüfuzlu ailelerinden Kozanoğulları ve Menemencioğulları'na bağlı yerel kethüdaların adları geçmektedir. Doğrudan Yazıboyu köyü içinden çıkmış bir "Zade" (Vakıf kurucusu) kaydına arşiv belgelerinde rastlanmamıştır.
1700-1850 yılları arasında Adana ve Maraş eyaletleri arasında bir güç odağı olan Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) ve Sumbas bölgesinde, vergi toplama (iltizam) ve mütesellimlik görevleri ağırlıklı olarak Kozanoğlu hanedanının kontrolündedir. Yazıboyu (Hamoğlu) köyünün büyük sülalesi olan Hatunoğulları'nın, bu dönemde Kozanoğulları'na veya Adana Valiliğine bağlı olarak yerel düzeyde "Aşiret Kethüdası" (öşür toplama yetkilisi/mültezim vekili) olarak görev yaptıkları, bölgedeki mülk paylaşımı ve vergi uyuşmazlığı kayıtlarından (BOA, A.{RMT) anlaşılmaktadır. Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa’nın ordu karargâhı, Kadirli (Kars-ı Zülkadriye) merkezinde kurulmuş olsa da süvari birliklerinin intikal alanı olarak Sumbas Ovası’nın tabanı seçilmiştir. Hamoğlu kışlağı, Gâvurdağı (Amanos) ile Kozan (Sis) arasında bir "tampon ve tecrit" bölgesi olarak belirlenmiştir. Dağlık bölgedeki isyancı Kozanoğulları ve uymayan aşiret unsurlarının ovaya inerek lojistik destek sağlamasını engellemek amacıyla, Hamoğlu düzlüğüne geçici bir süvari karakolu kurulmuş ve bölge halkından (Bozdoğan neferlerinden) orduya zorunlu at, katır ve zahire tedariki yaptırılmıştır. Bu süreç, köyün konar-göçerlikten tamamen koparılıp tarımsal üretime zorlanmasının askerî miladıdır. 19. yüzyılın son çeyreğinde yazılan Dahiliye Nezareti raporlarında, Sumbas Ovası’ndaki akarsu yataklarının düzensizliği nedeniyle Hamoğlu ve çevresinin "enva-ı sıtma" (ağır sıtma salgınları) ile boğuştuğu kayıtlıdır.
Osmanlı idaresi, toprağı terk etmek isteyen köylüleri engellemek için Hamoğlu arazisinde bentler ve tahliye kanalları açılmasını zorunlu kılmıştır. Köy halkı, yaz aylarında salgından kaçmak için Binboğa dağlarına çıkarken, kışın ovaya inerek pamuk üretimine zorlanmıştır. Bu dönemsel hareketlilik, Osmanlı tarım ekonomisinin (Tanzimat'ın Çukurova Projesi) ayakta kalması için insan gücünün zorla sahada tutulmasının çarpıcı bir örneğidir. Köy, coğrafi konumu itibarıyla antik dönemin ticari ve askerî ikmal yollarının tam kesişim noktasındadır.
Sumbas sit alanı ve çevre yüzey araştırmaları, Yazıboyu (Hamoğlu) düzlüğünün kuzeyindeki dağlık hatları koruyan Cem Kalesi ve Anavarza antik kenti arasındaki ova lojistiğini sağladığını göstermektedir. Türkmen aşiretleri Hamoğlu düzlüğüne yerleştiklerinde, antik Roma ve Geç Bizans döneminden kalma tescilli su kanallarının, sarnıç kalıntılarının ve eski yerleşim höyüklerinin üzerine oba kurmuşlardır. Köyün yaşlı sülalelerinin "eski yapı taşları" veya "gavur mezarları" olarak adlandırdığı mevkiler, aslında antik dönemin tarımsal villalarının ve askeri karakollarının temel kalıntılarıdır.
Yazıboyu (Hamoğlu) köyünün yakın tarihteki en gururlu ve gizli kalmış sayfası, Çukurova’nın Fransız işgali ve Ermeni intikam alayları tarafından istila edildiği dönemdeki Kuvayı Milliye lojistik operasyonlarıdır.
Kadirli ve Sumbas bölgesindeki çete harplerini yöneten Aydınoğlu Tufan Bey (Yüzbaşı Osman Tufan) ve Kamil Bey, dağlık kesimde konumlanan Türkmen müfrezelerinin iaşe (yiyecek, barınma, binek hayvanı) ihtiyacını karşılamak için ovadaki güvenilir köyleri üs olarak kullanmıştır. Hamoğlu köyü, coğrafi olarak düzlük olması ve Fransız devriyelerinin Kadirli-Sumbas hattındaki hareket güzergahının hemen kenarında yer alması nedeniyle büyük risk altındaydı. Buna rağmen, köyün Hatunoğulları başta olmak üzere ileri gelen sülaleleri, milis güçlerine gizlice buğday, arpa ve binek atı sağlamıştır. Fransız istihbarat raporlarında "Sumbas nehrinin güneyindeki düzlük obaların asilere yataklık ettiği" bilgisi yer alsa da köyün yerel coğrafi avantajı ve oymak dayanışması sayesinde bu gizli iaşe hattı çökertilememiştir. Kadirli’nin 7 Mart 1920’de kurtuluşuna giden süreçte, Hamoğlu müfrezelerinin sağladığı lojistik destek hayati rol oynamıştır.
Cumhuriyet Arşivi Belgelerinde 1920’li yılların ortalarında yapılan yer adları tanziminde, aşiret aristokrasisini ve derebeylik çağrışımlarını silmek amacıyla "Oğlu" veya "Ları" ekini taşıyan köy isimlerinin tasfiyesine başlanmıştır. Köyün adı resmi kayıtlarda Yazıboyu olarak tescil edilse de İçişleri Bakanlığı’nın yerel nüfus ve iskan envanterlerinde "Halk arasındaki kadim adı: Hamoğlu / Güzeloba" şerhi düşülmüştür. Bu durum, bürokrasinin resmi adlandırma politikasına karşı toplumsal hafızanın ve aşiret kütüğünün direnişini gösteren sosyolojik bir vakadır.
Doğrudan Yazıboyu (Hamoğlu) köyü kütüğüne kayıtlı, 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başında Osmanlı merkezi idaresinde kadılık veya müftülük yapmış resmi bir "İlmiye" sınıfı mensubunun Sicill-i Ahval kaydı tespit edilememiştir. Köydeki din görevlileri ve yerel mollalar, resmi ilmiye icazetnamesine sahip müderrisler olmayıp, Maraş veya Kayseri medreselerinde eğitim alıp köye dönen ve kütükte "Fakir" veya "Ziraatçi" olarak kaydedilen, fahri din eğitimi veren şahıslardır.
19. yüzyılın ikinci yarısına ait (özellikle iskan sonrası dönemi kapsayan) Kozan Şer'iyye Sicillerinde, Karaömerli ve Mamoğlu sakinleri arasında geçen arazi sınırı uyuşmazlıkları ve tereke (miras) davaları yer almaktadır. Kayıtlarda, Hatunoğlu sülalesine mensup kişilerin terekelerinde Çukurova tarımının geçiş dönemine işaret eden "büyükbaş hayvanlar, saban takımları ve pamuk muhammen bedelleri" listelenmiştir. Bu durum, sülalenin o dönemde bölgedeki mülk paylaşımında ve arazi sahipliğinde söz sahibi aktif bir nüfuz grubu olduğunu doğrulamaktadır.
Arşiv belgeleri, akademik neşriyat Sumbas Yazıboyu (Hamoğlu) köyünün, Oğuzların Bozok koluna mensup Bozdoğan Türkmen aşiretinin eski Karaömerli yerleşiminden ayrılan kolları tarafından kurulmuş, organik ve saf bir Türkmen yerleşimi olduğu sabittir. Yerleşim, 16. yüzyıldaki göçer kışlak yapısından 19. yüzyıldaki Fırka-i Islahiye müdahalesiyle kalıcı ova köyü statüsüne evrilmiş, idari isim değişikliklerine rağmen kurucu toplumsal hafızasını (Hamoğlu/Mamoğlu) ve aristokratik oymak bağlarını (Hatunoğulları) günümüze kadar korumayı başarmıştır.
Yaşar Kemal, Çukurova’yı ve doğup büyüdüğü Kadirli-Sumbas coğrafyasını anlatırken kurgusal isimlerin ardına her zaman gerçek mekânları ve aşiret kütüklerini gizlemiştir. Onun İnce Memed tetralojisi, Binboğalar Efsanesi ve Akçasazın Ağaları serisinde Sumbas Ovası ve Hamoğlu düzlüğü, sosyo-ekonomik dönüşümün tam merkezinde yer alır.
Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi eserinde, Yörük ve Türkmen aşiretlerinin (özellikle çöküşe geçen göçerlerin) kışlak bulma mücadelesini anlatır. Kitapta doğrudan adı geçen Sumbas Ovası ve bu ovadaki düzlük obalar (Yazıboyu/Hamoğlu’nun tarihsel tabanı), göçerlerin elinden zorla alınan, ağalar ve mültezimler tarafından kapatılan kadim kışlaklardır. Yaşar Kemal, aşiretin ovaya indiğinde karşılaştığı topraksızlaşma trajedisini anlatırken tam olarak Hamoğlu ve çevresindeki düzlük arazileri tasvir eder.
(Akçasazın Ağaları - Yusufçuk Yusuf / Demirciler Çarşısı Cinayeti) adlı eserlerinde ise Romanda geçen "Somgurdular" ve "Akyollular" gibi feodal sülalelerin çatışma sahası Sumbas Ovası'dır. Yazar, bataklıkların kurutulması ve traktörün ovaya girmesiyle (1940-1950'li yıllar) Hamoğlu gibi eski Bozdoğan oymaklarının kurduğu köylerde, köylülerin nasıl ortakçılara ve ırgatlara dönüştüğünü sosyolojik bir çıplaklıkla gözler önüne serer. Metinlerde geçen "Anavarza’dan yukarı, Sumbas’ın gözüne doğru uzanan dümdüz yazı..." ifadesindeki "Yazı", köyün bugünkü resmi adı olan Yazıboyu’nun morfolojik kökenini ve coğrafi düzlüğünü birebir işaret etmektedir. Köy, "Kadirli’nin güney batısında, eski Karaömerli kolundan kopan oymakların yerleştiği kadim Mamoğlu kışlağı" olarak tanımlanır.
Yazıboyu köyündeki ailelerin (Hatunoğlu, Kocatürk, Baş) birinci derece amca çocukları, kışlak-yaylak hattı üzerinde ve Fırka-i Islahiye (1865) iskan zemininde bu illere dağıtılmıştır:
Adana (Ceyhan, Yüreğir, İmamoğlu, Kozan, Aladağ): Bozdoğan aşiretinin ana kütlesi buradadır. Özellikle Ceyhan ve Yüreğir ovalarındaki eski yerleşik Türkmen köyleri ile İmamoğlu civarındaki Karaömerli kolları, Yazıboyu köyü kütüğüyle doğrudan kan bağına sahiptir.
Osmaniye (Kadirli, Sumbas Merkez, Toprakkale): Yazıboyu'nun kurucu unsuru olan Eski Karaömerli, Kesikkeli, Yukarı Bozkuyu ve Aydınlar köyleri kütük düzeyinde doğrudan akrabadır.
Mersin (Tarsus, Mut, Silifke): Arşiv belgelerinde "Cemaat-i Bozdoğan tabi-i İçel" olarak geçen kollar, Tarsus ve Silifke civarında iskan edilmiştir. Buradaki Bozdoğan ve Karaömerli obaları doğrudan akraba unsurudur.
Kahramanmaraş (Andırın, Göksun, Pazarcık, Afşin): Dulkadiroğlu kütüğüne bağlı Hatunoğulları cemaatinin ana üssüdür. Andırın ve Göksun'daki Hatunoğulları ve Bozdoğan bakiyeleri, Sumbas'taki Hatunoğulları ile doğrudan tarihsel sülale bağı taşır.
Antalya (Serik, Manavgat, Elmalı): Teke Sancağı Mukataası kayıtlarında, Çukurova'dan Batı Akdeniz'e kaydırılan Bozdoğan ve Yörükan taifesi yer alır.
Osmanlı'nın "Rakka İskanı" ve Orta Anadolu asayiş tedbirleri kapsamında Çukurova'dan yukarıya doğru göç ettirdiği veya yazın Binboğa/Erciyes hattında kalan akraba kolların dağılımı:
Kayseri (Pınarbaşı, Sarız, Tomarza, Develi): Yazıboyu köyü halkının tarih boyunca yazladığı Binboğa Dağları ve Uzunyayla muhiti, Avşar ve Bozdoğan unsurlarının iç içe geçtiği yerdir. Sarız ve Pınarbaşı'ndaki Türkmen köylerinde doğrudan Karaömerli ve Hatunoğulları cemaat unsurları yerleşiktir.
Yozgat (Sorgun, Akdağmadeni, Yerköy): Bozok sancağı tahrir defterlerinde "Bozdoğan" ve "Karaömerli" adıyla tescillenmiş köyler mevcuttur.
Kırşehir, Kırıkkale, Nevşehir (Kaman, Mucur, Keskin, Avanos): Orta Anadolu Türkmen iskanı (1691-1696) kayıtlarında (Cengiz Orhonlu envanteri), Çukurova güzergahından kopup bu topraklarda zorunlu iskana tabi tutulan "Cemaat-i Bozdoğan" kolları saptanmıştır.
Konya ve Aksaray (Karapınar, Ereğli, Kadınhanı, Ortaköy): Konya Sancağı mukataası dahilinde, "Bozdoğan Yörükleri" adıyla kütükleştirilen ve Yazıboyu'ndaki Türkmen kabile yapısıyla doğrudan akraba olan geniş aşiret kolları mevcuttur.
Sivas (Şarkışla, Kangal, Zara): Özellikle Yeni İl (Kangal) mukataası kayıtlarında, güneyden gelen Bozdoğan ve Karaömerli neferlerinin bir kısmının bu bölgede toprağa bağlandığı belgelenmiştir.
Niğde ve Karaman: Çukurova'ya coğrafi yakınlığı sebebiyle ilk dönem oymak bölünmelerinde bölgede kalan akraba kollardır.
Osmanlı Devleti, 17. ve 18. yüzyıllarda Çukurova'da asayişi ihlal eden veya yerleşik hayata geçmek istemeyen bazı Bozdoğan ve müttefik oymaklarını "Sürgün Hukuku" çerçevesinde Batı Anadolu'ya sürmüş veya buralarda yol muhafızı (derbentçi) yapmıştır:
Aydın (Nazilli, Bozdoğan İlçesi): Doğrudan aşiretin kendi adını taşıyan Bozdoğan ilçesi ve çevresi, 14. ve 15. yüzyıllardan itibaren Güney ve Batı Anadolu'ya yayılan Bozdoğan Türkmenlerinin ana kütlesidir. Sumbas Yazıboyu köyünün tarih öncesi köken gövdesiyle doğrudan etnik-akrabalık bağı buraya uzanır.
Manisa (Salihli, Turgutlu, Gördes): Saruhan Sancağı tahrir kayıtlarında, Çukurova'dan sürgün edilen veya göçen "Bozdoğanî" ve "Karaömerlü" cemaatleri listelenmiştir.
Muğla ve Denizli: Menteşe Sancağı kütüğünde yer alan "Bozdoğan Yörükleri" doğrudan bu soya bağlıdır.
Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak: Anadolu'daki büyük aşiret yollarının geçiş güzergahında iskan edilen küçük Bozdoğan obalarını barındırır.
Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa: Osmanlı, 1691-1700 yılları arasında Bozdoğan aşiretini Suriye sınırındaki Rakka'ya ve Belih Nehri boyuna iskana zorlamıştır. Bu süreçte aşiretin büyük bir kısmı Rakka'dan kaçarak Çukurova'ya (Sumbas/Hamoğlu'na) geri dönmüş, ancak bir kısmı Gaziantep (Barak düzlüğü), Kilis ve Şanlıurfa (Viranşehir) civarında kalarak yerleşik hayata geçmiştir. Buradaki kollar Yazıboyu cemaati ile doğrudan Rakka iskanı sürgün akrabasıdır.
Hatay (Erzin, Dörtyol, Reyhanlı, Kırıkhan): Amik Ovası ve Reyhanlı aşiret konfederasyonu içerisindeki Bozdoğan ve Tecirli kolları, Sumbas hattıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bursa ve Balıkesir: Hüdavendigar eyaleti arşiv kayıtlarında, "Yörükan-ı Bozdoğan" haneleri yer almaktadır. Bunlar, Osmanlı'nın erken dönem iskân siyasetiyle batıya sevk edilmiş çok eski akraba kollardır.
Arşiv belgeleri ışığında; Sumbas Yazıboyu (Hamoğlu) köyünde yaşayan Hatunoğlu, Kocatürk ve Baş sülalelerinin ve ait oldukları Bozdoğan / Karaömerli kütüğünün doğrudan, belgeli ve tarihsel kan bağına sahip olduğu iller Aydın, Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Mersin, Kayseri, Yozgat, Kırşehir, Konya, Gaziantep ve Manisa başta olmak üzere yukarıda listelenen iskan merkezleridir.
Bu illerin dışındaki (örneğin Karadeniz veya Doğu Anadolu'nun uç sınırlarındaki) bazı illerde bu soyadları taşıyan kişilerin bulunması tamamen isim/soyadı benzerliği olup, bu iller genelinde Yazıboyu köyü cemaatlerine doğrudan kütüksel bir akrabalık bağı bağlamak akademik kriterlere göre kesinlikle imkansızdır ve reddedilmelidir.
Dr. Aytaç Bozkuyu
Kaynakça
Ahmet Cevdet Paşa, Maruzat, Hazırlayan: Yusuf Halaçoğlu, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1980.
Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir (1-40), Yayınlayan: Cavid Baysun, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991.
Ahmet Z. Özdemir, Avşarlar ve Dadaloğlu, Dayanışma Yayınları, Ankara, 1985.
Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretleri İskân Teşebbüsü (1691-1696), Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul, 1963.
Erman Topbaş, Kadirli ve Sumbas Havzası Halk Bilimi, Sözlü Kültür ve Ağıt Derlemeleri, Kadirli Belediyesi Kültür Yayınları, Osmaniye, 2014.
Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999.
Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi (1300-1600), Eren Yayıncılık, İstanbul, 2000.
Musa Tolu, Çukurova Folkloru Üzerine Mektuplar: Ad Paylaşmak (Cilt 1), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2002.
Ömer Lütfi Barkan, Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlikler, Vakıflar Dergisi, Sayı: II, Ankara, 1942.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi Fonları Nüfus Defterleri (NFS.d) Katalogları: Kars-ı Zülkadriye Kazası Nüfus Kayıtları, Ankara, 2020.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi Fonları Tapu Tahrir Defterleri (TD): 16. Yüzyıl Sis Sancağı ve Kadirli/Sumbas Nahiyeleri Kayıtları (Defter No: 450), Ankara, 2015.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi Fonları Temettuat Defterleri (ML.VRD.TMT): Kars-ı Zülkadriye ve Hamoğlu Kışlağı Mülk Envanterleri, Ankara, 2018.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Arşivi, Türk İstiklal Harbi Kataloğu: Güney Cephesi, Kadirli-Sumbas Müfrezeleri ve Lojistik İaşe Hatları Belgeleri, Ankara, 1995.
Yaşar Kemal, Akçasazın Ağaları 1: Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2004.
Yaşar Kemal, Akçasazın Ağaları 2: Yusufçuk Yusuf, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2004.
Yaşar Kemal, Binboğalar Efsanesi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003.
Yaşar Kemal, İnce Memed (I-IV), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2006.
Yusuf Halaçoğlu, Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1656) Cilt 1-6, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2009.