VİZYONUMUZ
Büyük Türk Milletinin bütün mensuplarını, zengin, özgür, güvenli ve sosyal adaleti benimsemiş, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye’de yaşatabilmek.
Ülkemizin yaşadığı ve ülkemizi beka/varlık tehdidi ile karşı karşıya bırakan ağır ve derin krizi aşabilmesi için Türkiye’nin ve Türk Milletinin menfaatlerini gerçekleştirecek radikal kararları tavizsiz şekilde alabilecek bir siyasi iradeye ka
vuşulması zorunludur. Zafer Partisi, Türkiye’yi Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçiliğini benimseyen kadroların öncülüğünde bu çöküş sürecinden çıkarmak ve yeni ZAFERLERE ulaştırmak amacı ile kurulmuştur. Türk Milleti halkımızı iki cepheye bölen, düşmanlaştıran, iç cepheyi çökerten mevcut siyasal yapılanmadan yaka silkiyor. Türk Milleti bir yanda “ya Saray’a biat edersin ya hain olursun” diyen Saray Rejimi ile diğer yanda “ya bizim dediğimiz ve yaptığımız her şeye rıza gösterirsin ya da Saray işbirlikçisi olursun” diyen sarı muhalefet arasında bir seçim yapmaya mecbur değildir. Böyle bir seçim dayatması; Türk Milletinin özgür seçimi değil, ancak hastalıklı bir esaretin dayatması olabilir. Zafer Partisi, Türk Milletinin önüne bu beka tehditli
krizi ve bu bölünmüşlüğü aşabilmek için “üçüncü seçenek” olarak çıkmaktadır.
Üçüncü seçenek, Zafer Partisi, gitmezler denilen ülkemize bombalandıkları için değil gelmeleri için bombalanan ve ülkemizi örtülü bir istila ile iç savaşa sürüklemenin aracı olarak kullanılan 8 milyon sığınmacı ve kaçağın son bireyine kadar ülkesine dönmesidir. Emperyalizm 100 sene önce zırhlıları ve işgal orduları ile gelmişti. Şimdi stratejik göç mühendisliği ile gelmiştir. 100 sene sonra biz de Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediğini söylüyoruz: “Geldikleri gibi giderler.”
Zafer Partisi, Türk Milletine İstiklal Marşımızın dizeleri ile seslenmektedir. Yurduma alçakları uğratma, sakın, Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Üçüncü seçenek, Zafer Partisi, Türk Milletini çarmıha gerilmesiyle eşanlamlı olan “ya o ya bu” anlayışına onurluca “ne o ne bu” cevabını vermektir.
Üçüncü seçenek, Zafer Partisi, Türk Milletinin özgürlüğünün milletimizin değerlerine sırt çevirmeksizin de savunulabileceğini göstermektir.
Üçüncü seçenek, Zafer Partisi, ekmek davasının en az milli güvenlik meseleleri kadar adanmış bir tarzda sahiplenilebileceğini ispat etmektir.
Üçüncü seçenek, Zafer Partisi, egemenlik prensibinden ve şahsiyetinden zerrece taviz vermeksizin de dünyayla iletişim kurulabileceğini mümkün kılmaktır. Ve üçüncü seçenek, Zafer Partisi bütün vatanseverlerin Birinci Meclis ruhu ile Türkiye için birlikte mücadele etme kararlılığının bir ifadesidir. Zafer Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği istikamette, Cumhuriyet değerlerimizin çizdiği çerçevede ve Türk milliyetçiliğinin öncülüğünde birleşenlerin, birleşmek isteyenlerin eseridir. Türk Milletine her konuda gerçekleri olduğu gibi söyleyeceğiz.
1683’de Viyana önlerinde başlayıp 1921’de Sakarya kıyılarında sona eren geri çekilmeyi durduran, çökmüş bir devletin küllerinden yepyeni, modern ve güçlü bir ulus- devlet yaratan, Türk’ün ezeli ve ebedi yolculuğunun bütün kesitlerinin en büyük ruh mayası olan Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçiliğini savunacağız. Yaşasın Özgürlük
İstiklal Marşımızın;
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım. Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner, aşarım, Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.” şeklindeki dizeleri Türk Milletinin özgürlük aşkının
en veciz ifadesidir. Özgürlük talebimiz dışta bağımsız, içte özgür bir milleti ifade eder.
İnsana, insan hayatının kutsallığına ve insan onuruna inanıyoruz.
İnsanın özgürlük hakkına sonuna kadar inanıyoruz. Bireyin, toplumun ve milletin özgürlük haklarını boğucu tüm sistem, ideoloji ve uygulamaları blok halinde reddediyoruz.
Özgürlüğün bir gereği olarak, herkesin davranışlarından sorumlu tutulması gerektiğini düşünüyoruz. Zira özgürlük, haklar olduğu kadar, haklarla beraber gelen sorumluluklar demektir. Bugün Türkiye’de insanlar özgürlüğe açlar. Bugün Türkiye’de gençlik özgürlük istiyor. Basın, sendikalar, işçiler özgürlük istiyor. Bugün Türkiye’de özgürlük istemeyen tek kesim özgürlüklerimizi ellerimizden alanlardır. Biz özgürlüğü en geniş ve en kavrayıcı açılımıyla yorumluyoruz. Bunun için temel hak ve özgürlükleri sıralamakla yetinmiyoruz.
Özgürlüğün kâğıt üzerinde olmaktan çıkıp fiilen özgürlük olmasını istiyoruz.
Özgürlük, eğer kullanılabiliyorsa gerçekten özgürlüktür. Düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, basın ve neşriyat özgürlüğü, toplanma özgürlüğü vb. özgürlükler bir şahıs, grup, sınıf ve/veya muhitle sınırlandırılamaz. Herkes için eşit derecede geçerlidir.
Özgürlüklerin kullanımında uygulanan çifte standartlara, ikircikli tutumlara ve riyakârlığa tahammülümüz yoktur.
Öte yandan özgürlükler sorumluluklardan ayrı düşünülemez. Bu minvalde özgürlüklere getirilebilecek sınırlamalar şüphesiz ki vardır. Keza bugün özgürlüğe susamış olan ulusun bir kaygısı da özgürlüklerin yozlaşmaya uğramasıdır. Yozlaşma ise yakıcı şeklini ulusun maddi ve manevi bütünlüğünün tartışıldığı ortamlarda alır. Bu ortamların gün yüzü görmemesi ve geçmişin bazı kesitlerinde olduğu gibi yeniden filizlenmemesi için kararlıyız. Yapacaklarımızı söyleyip, söylediklerimizi yapacağız. Bütün özgürlüklerin içini dolduracak ve kimseyi ayırmayacağız. Her şeyden önce insanımızın insanca ve insan onuruna uygun yaşama özgürlüğünü temin edeceğiz.
İnsanca barınma imkânı olmayan, ısınamayan, yıkanamayan ve karnını doyuramayan insan için soyut özgürlüklerin ne anlamı olabilir ki?
Özgürlükleri somutlaştırmak ve gerçekleştirmek zorundayız. Öncelikleri ıskalamadan ve inkâr etmeden gerçekleştirmeliyiz.
Özgürlük; hayâl etmeye, harekete geçmeye ve yaratmaya fırsat tanıyan yegâne değerdir.
Özgürlük; çalışma hayatına dönük faaliyetlerde de belirgindir. Alın teri döken, çaba sarf eden, yenileştiren ve risk alan herkesin ama herkesin mükâfatlandırılmasını istiyoruz. Bireysel meziyetlerin ödüllendirilmesi ve sosyal terfi gelişen, özgürleşen bir toplumun aynasıdır. Bu anlamda özgürlük ile emek ve gayret anlayışını birbirinden koparamayız.
Özgürlük; birbirimizin bireyselliğine karşılıklı olarak saygı duyuyorsak ve bireyselliklerimizin ötesinde toplum olarak birbirimize değer veriyorsak hakiki manasına kavuşur. Tek başına mutlak bir özgürlük yoktur. Özgürlük, kuralcı ve sorumlu özgürlüktür. Kuralların ilki sosyal refah ve dayanışma, sorumlulukların en büyüğü ise kişinin kendine ve içine doğduğu ulusa karşı bilincinde olduğu sorumluluğudur. Dolayısıyla biz özgürlüğü bireysel, sosyal ve ulusal olarak üç boyutlu bir madalyon olarak anlıyoruz.
Özgürlüksüz otorite zorbalık, otoritesiz özgürlük ise başıboşluktur. Biz özgürlük-otorite dengesini ulusun bütününün menfaatine olacak şeklinde düzenleyeceğiz. Ulusa önce sonsuz özgürlük vaat edip sonrasında zulmedenlerden de özgürlüğü yozlaştıranlardan da olmayacağız. Doğru dengeyi Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğinin üçüncü seçenek pratiği gösterecektir. Zafer Partisi'nin sosyal medya hesaplarını takip ederek, Zafere giden yolda bize katılabilirsiniz. Atatürk miilyetçiligi , 9 ışık , Turana doğru Kızıl elma yolunda Büyük Türk Birliği.