Kuşadası TKP

Kuşadası TKP Türkiye Komünist Partisi Kuşadası İlçe Örgütü Yetkili Sayfası

14/09/2026

Tüm öğretmenlerimize ve öğrencilerimize başarılı, sağlıklı ve güvenli bir eğitim yılı diliyoruz. Karşımızdaki tüm sorunlar karşısında dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyor, herkesi yaşanası bir ülke için sosyalizm mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.

14/09/2026
OKULLAR AÇILIYOR…Bugün milyonlarca çocuk okula dönüyor. Ancak Türkiye’de çocuklar yalnızca derslerine değil, yoksulluğun...
14/09/2026

OKULLAR AÇILIYOR…
Bugün milyonlarca çocuk okula dönüyor. Ancak Türkiye’de çocuklar yalnızca derslerine değil, yoksulluğun, eşitsizliğin ve şiddetin damga vurduğu piyasalaştırılmış bir eğitim sistemine de dönüyor.

AKP iktidarı devlet okullarını kendi kaderine terk etmiş durumda. Okulların en temel ihtiyaçları için dahi yeterli kaynak ayrılmıyor; sabun, tuvalet kâğıdı, temizlik malzemesi ve kırtasiye gibi ihtiyaçlar velilerin ellerine tutuşturulan listelerle karşılanmaya çalışılıyor.

Devletin sorumluluğu velilerin omuzlarına yükleniyor. Oysa çocuğun temiz bir tuvalete gidebilmesi, sağlıklı koşullarda eğitim görebilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması bir lütuf değil, haktır.

AKP iktidarı eğitimin kamusal niteliğini büyük bir hızla ortadan kaldırdı. AKP’li yıllarda devlet okullarındaki öğrenci sayısı yüzde 12 artarken özel okullardaki öğrenci sayısı yüzde 560 arttı.
Devlet okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakılırken eğitim sermaye için büyüyen bir pazar haline getirildi.
Eğitimdeki eşitsizlik, okul kapısından içeri giren yoksullukla daha da derinleşiyor. Çocuklar okula aç geliyor, beslenme çantaları boş kalıyor. Ailesinin gelir durumu, çocuğun eğitim olanaklarını belirliyor.
Hiçbir çocuk açlıkla ve yoksullukla mücadele ederek eğitim görmek zorunda değildir.

Okullarda yaşanan şiddet de bu tablodan bağımsız düşünülemez. Yoksulluğun, geleceksizliğin, eşitsizliğin ve toplumsal çürümenin büyüdüğü bir ülkede okulları bu gerçekliğin dışında tutamazsınız. Çocukları rekabetin ve sınav baskısının içine atıp şiddeti yalnızca güvenlik önlemleriyle çözemezsiniz.

Türkiye Komünist Partisi'nin çağrısı açıktır:
Eğitim piyasaya bırakılamaz.
Çocuklarımızın geleceği ailelerinin cüzdanına göre belirlenemez.
Devlet okullarının tüm ihtiyaçları kamu kaynaklarıyla karşılanmalı, velilerden bağış adı altında para toplanmasına son verilmelidir.
Her çocuğa ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği sağlanmalıdır. Hiçbir çocuk okula aç gitmemelidir.
Okulların temizlik, güvenlik, bakım ve personel ihtiyaçları kamu tarafından karşılanmalı; eğitim yeniden parasız, bilimsel, laik ve nitelikli bir kamusal hak olarak örgütlenmelidir. Biz çocuklarımızın yüzünün güldüğü bir ülke istiyoruz. Karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke.

Böyle bir ülke mümkün ve biz böyle bir ülkeyi mutlaka kuracağız.

Türkiye Komünist Partisi - TKP

12/09/2026

12 Eylül'ü Sürdürenler Yeni Anayasa Yapamaz

Türkiye'nin ihtiyacı makyaj değil, eşitlikçi bir düzendir.

12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen faşist darbenin üzerinden 46 yıl geçti.

Darbe, işçi sınıfının örgütlülüğünü dağıtmak, devrimcileri ve yurtseverleri ezmek, Türkiye’yi uluslararası tekellerin ve patronların sınırsız yağmasına açmak için harekete geçti.

Darbenin asıl hedefi, emekçi halkın ülkenin geleceğine el koyma iradesini kırmak ve sermaye sınıfının egemenliğini güvence altına almaktı.

Bugün işçilerin sendikasız, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmasında; kamu işletmelerinin ve ülkenin kaynaklarının patronlara devredilmesinde; eğitimin dinselleştirilmesinde; tarikatların devletin bütün kurumlarına yerleşmesinde; gençliğin geleceksizliğe mahkûm edilmesinde 12 Eylül’ün izi vardır.

12 Eylül düzeni sona ermemiştir. İktidarlar değişmiş ama düzen korunmuş ve güçlendirilmiştir.

AKP ise 12 Eylül’le hesaplaşmamış, onun açtığı yoldan yürümüştür. Darbenin piyasacı ve gerici programını daha ileri taşımış; işçilerin haklarını gasp etmiş, laikliği tasfiye etmiş, ülkemizi emperyalizme ve sermayeye daha bağımlı hâle getirmiştir.

Şimdi aynı iktidar, bir kez daha “yeni anayasa”dan söz ediyor.

Anayasayı ve yasaları tanımayanların, mahkeme kararlarını uygulamayanların, seçme ve seçilme hakkını gasp edenlerin, muhalifleri hapse atanların halkımıza özgürlükçü ve demokratik bir anayasaya imza atabileceğinin inandırıcı bir tarafı bulunmamaktadır.

AKP “Türkiye darbe anayasasından kurtulmalıdır” kılıfına sığınarak yeni Osmanlıcı çözüm süreciyle ülkemizi emperyalizm için dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışıyor.

AKP’nin yeni anayasa yapma hakkı da ehliyeti de meşruiyeti de yoktur.

Kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerin, içeriği halktan saklanan pazarlıkların ve neyi tartışacağı dahi açıklanmayan komisyonların Türkiye’nin sorunlarını çözeceği söyleniyor.
Oysa emekçilerin geleceği holdinglerin, tarikatların ve emperyalist merkezlerin çıkarlarına göre şekillendirilen pazarlıklara bırakılamaz.

Türkiye’nin ihtiyacı, 12 Eylül düzenine yeni bir anayasa makyajı yapılması değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; işçilerin örgütlenme, siyaset yapma ve hak arama özgürlüğünün güvence altına alındığı, laikliğin tartışmasız biçimde egemen olduğu, ülkenin kaynaklarının toplum yararına kullanıldığı, bağımsızlık ve egemenliğin esas olduğu eşitlikçi bir düzendir.

Aydemir Güler  : " 💬 Eşitsizliklerin ortadan kalkmasının gerek şartı, insanın insanı sömürmemesidir. Yani küçük bir azın...
12/09/2026

Aydemir Güler : " 💬 Eşitsizliklerin ortadan kalkmasının gerek şartı, insanın insanı sömürmemesidir. Yani küçük bir azınlığın üretim araçlarının sahibi, büyük çoğunluğun ise onların ücretli kölesi olması. Gerçek eşitliğe hukuktan değil buradan, toplumsal ilişkilerin kökten dönüştürülmesinden varılır. Yurttaşlığın asıl değeri, bu dönüştürme eylemini, devrimi meşrulaştırmasındadır…"

YAZININ TAMAMI🔻

Aydemir Güler yazdı:

Kavramlar ve mücadele

"Kapitalist toplumda hüküm süren türlü eşitsizlikleri yok etmek istiyor muyuz? Evetse, bunun yolu her bir sorunu virgülle birbirinden ayıran bir bakışla açılamaz. Bölgesel eşitsizlikleri, bazı din, mezhep veya inanç gruplarının ayrıcalıklı sayılıp diğerlerinin küçümsenmesini, toplumsal cinsiyet adaletsizliklerini, etnik ve ulusal karakterde olanları ve ekonomik sömürüden kaynaklananları aynı düzleme yerleştiremeyiz."

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/kavramlar-ve-mucadele-413809

12/09/2026

12 Eylül'de darbe kime indi, arkasında kimler vardı?

◾️Bugün 12 Eylül. 46 yıl önce bugün Orgeneral Kenan Evren liderliğindeki cunta, yönetime el koydu. Peki bu darbe kim tarafından, kime karşı yapılmıştı?

◾️ABD, TÜSİAD ve düzen siyasetçilerinin ortak eseri, 12 Eylül sömürü düzeni nasıl inşa edildi?

◾️Patronların cuntası, sermayenin iktidarı olan 12 Eylül’den AKP’ye kesintisiz saldırı hattı nasıl kuruldu?

İşte 12 Eylül karanlığının bilançosu👇
https://haber.sol.org.tr/haber/12-eylulde-darbe-kime-indi-arkasinda-kimler-vardi-413816

12/09/2026

'Emrinize amadeyim...'

◾️Vehbi Koç'un Kenan Evren'e yazdığı mektuptan 24 Ocak Kararları'na 12 Eylül, solun ve işçi sınıfının direncini kırmak için tezgahlandı.

Dönemin en büyük patronu Vehbi Koç’un darbenin ardından Kenan Evren’e gönderdiği mektup 12 Eylül’ün sınıfsal içeriği hakkında da net bir fikir veriyor👇

💬"Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir. Polis teşkilatını teçhiz ederek ve kuvvetlendirerek imkanlar genişletilmeli, gerekli kanunlar bir an önce çıkarılmalıdır. İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek olan kanunlar asgari hata ile çıkarılmalıdır. Bazı sendikaların Türk Devleti’ni ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalıdır. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim."

📍 Darbe kime karşı yapıldı, arkasında kimler vardı?
https://haber.sol.org.tr/haber/12-eylulde-darbe-kime-indi-arkasinda-kimler-vardi-413816

12/09/2026
11/09/2026

Kemal Okuyan Türkiye Komünist Partisi - TKP Genel Sekreteri

Şu anda siyaset alanında ne görüyoruz? Özetle…

İktidar rakip bildiği siyasi partiyi ya da siyasetçileri kayyımla, tutuklamalarla, sonu gelmeyen operasyonlarla kuşatmaya devam ediyor.

Bütün bunlar bazıları için bir şantaja dönüşüyor ve belediye başkanları, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri iktidar saflarına geçiyor.

Kuşatma neden, transferler sonuç gibi görülebilir. Bir açıdan evet. Ancak, ana muhalefet partisinin içinden iktidara sığınanların sayısı bize aynı zamanda neden-sonuç ilişkisini tersine çevirebileceğimizi de gösteriyor.

Türkiye’nin 25 yıldır yaşamış olduğu toplumsal gerginliğe rağmen, bu gerginliğin bir tarafını temsil ettiğini ileri süren partiden iktidar partisine geçmek için kuyruk oluşması, iktidarın söz konusu kuşatmayı bu kadar kolay becerebilmesinin nedeni olarak da görülmeli.

Yanlış anlaşılmasın, iktidar başka kesimleri de sindirmeye çalışıyor. Ancak burada sözünü ettiğimiz, Türkiye’de son seçimden birinci çıkan partinin başına gelenler. Bütün bu tuhaflıkları iktidarın zorbalığı ile açıklamak en kolayı.

Toplumsal ve siyasal olaylarda en kolay ulaşılan sonuçlar, çoğunlukla yanlış olandır.

Yurttaşlarımızı bu kolaycılıktan vazgeçmeye ve daha farklı bir siyaset tarzına davet ettikçe “gerçekçi siyaset yapmamak”la eleştiriliyoruz. Olsun.

Peki bu süreç nereye gidiyor?

Varsayalım ki, iktidar bastırdı biraz daha ve sürekli iddia edildiği gibi Cemil Tugay’a ve de hatta bugünün konusu Mansur Yavaş’a rozet taktı. Bunun sonucu ne olur? Türkiye seçimlerin tamamen önemsizleştiği hatta yapılmadığı bir ülkeye mi dönüşür? Diğer partilerin hükümsüzleştiği bir tek parti iktidarı tescillenir mi?

Hayır bu olmaz, siyaset alanındaki bu daralma Türkiye toplumundaki sarsıntı, arayış ve gerginliği ortadan kaldırmaz ya da onu istenen ölçüde baskılayamaz. Dahası, bu şekilde devam edilirse, AKP bir parti olma vasfını kaybeder ve içinde bugün de varolan ama bir biçimde kontrol edilebilen hizipler bayağı particiklere dönüşür ve ortada “tek parti” filan kalmaz.

Tarihten örnekler veriliyor, işte İtalya’da şöyle olmuş, Almanya’da da böyle olmuş filan. Oldu evet. Ama bilinmeli ki, 2026 Türkiye’sinde bu toplumu baskı-onay mekanizmalarını kullanarak, daraltılmış bir siyasal-ideolojik hattın içinde birkaç yıllığına dahi olsun tutmanın koşulları yok. Şu anda ve öngörülebilir bir gelecekte yok.

Kılıçdaroğlu’nu transfer etsen de yok, “Türkler tek başına yapamadı, şimdi Türk-Kürt birlikte yapacağız” söylemiyle de yok.

Bu söylediğim yaşananları önemsizleştirmiyor ama bilinsin ki, çaresizlik içinde pusulasız sürükleniyor da olsa, bu toplumun farklı farklı kesimleri, farklı farklı konulara itirazlarını asla geri çekmiyor, çekmeyecek. Türkiye’de düzen siyasetinin tüm demirbaşları AKP’de toplansa bu durum değişmez.

İşte bu karmaşada, yurttaşlarımızın sorunlarının kaynağına işaret eden, “itiraz”ları tasnif eden, bir bölümünü önemsizleştiren, bir bölümünü cesaretle karşısına alan, ama halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarını dillendiren bir programa, bir Türkiye tasarımına şiddetle ihtiyaç var.

106. yılını kutlayan TKP’yi de bir “itiraz” olarak benimseyen birçok dostumuz bu “itiraz”ı en başta özet geçtiğimiz düzen siyasetindeki kısırdöngünün içinde yüksek kalorili bir yakıt olarak görmek istedikleri için bize sürekli “peki ama siz ne öneriyorsunuz” diye sormakta.

Ne önerdiğimiz çok açık aslında. Ama yeterince ikna edici olmuyoruz demek ki. O halde TKP hızlı ve etkili bir biçimde son dönemde sayısı çok büyük bir hızla artan “haklılar, doğru söylüyorlar” noktasındaki dostlarını birlikte yürümeye ikna etmeyi bir görev bilmeli. Temel gündemlerimizden biri işte budur.

10/09/2026

Address

Kusadası

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kuşadası TKP posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Kuşadası TKP:

Shortcuts

Share