Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd

Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği - Ecosystem Protection and Nature Lovers Association (EKODOSD)

EKODOSD çalışmalarını, doğanın korunması, çevre kirliliğiyle mücadele, kültürel kaynakların tahribatının engellenmesi ve tanıtılması yönünde sürdürür. Bunları yaparken eğitim, araştırma, proje ve uygulama çalışmaları yoluyla katkıda bulunur. Ekosisteme zarar verici unsurlara karşı çalışmalar yürütür. Biyolojik çeşitliliği korumak ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla ça

lışmalar yapar. Doğal ve kültürel değerleri tanıtır, sevdirir, doğa koruma bilincini yaygınlaştırmaya çalışır ve doğayla ilgili sorunlar konusunda kamuoyunun dikkatini çeker.

Çalışmalarını ve etkinliklerini Kuşadası ve kıyılarda, Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda, Bafa Gölü Tabiat Parkı’nda, Azap Gölü’nde, Beşparmak Dağları’nda, Büyük Menderes Havzası’nda, Leylek Dostu Avşar Köyü’nde ve diğer otantik köylerde sürdürmektedir.

İLK TÜLÜŞAH AÇTIBilimsel adı Rhaponticoides mykalea olan Kuşadası’nın sembolik ve endemik çiçeği Tülüşah (Aydın Gaşağı) ...
02/06/2026

İLK TÜLÜŞAH AÇTI
Bilimsel adı Rhaponticoides mykalea olan Kuşadası’nın sembolik ve endemik çiçeği Tülüşah (Aydın Gaşağı) açtı.
Bu yıl ilk olarak Soğucak altındaki belediyeye ait park alanında açan Tülüşah, görkemli güzelliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor.
Adını, Milli Park’ın da bulunduğu Samson Dağları’nın antik isminden alan Tülüşah, IUCN Tehlike Kategorisi’nde “CR” (Çok Tehlikede) olarak yer almakta olup, Yaylaköy’den başlayarak denize doğru uzanan Soğucak eteklerinde yayılış göstermektedir.
Tülüşahların koparılması, yaşam alanlarının tahrip edilmesi veya bitkilere zarar verilmesi halinde, 2026 yılı için 699.245 TL idari para cezası uygulanmaktadır.
4 Haziran 2026 Perşembe günü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Aydın Şube Müdürlüğü’nün organizasyonunda, Kuşadası Belediyesi İbramaki Sanat Galerisi’nde saat 14.30’da Tülüşah Sergisi’nin açılışı gerçekleştirilecektir.
Kuşadası Kaymakamlığı, Kuşadası Belediyesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar Aydın Şube Müdürlüğü, DKMP Söke Şefliği, Yayla İlkokulu, İstek Kuşadası Okulları, Merdiven Toplumsal Girişim Gelişim Derneği, Kuşadası Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi (KUŞAKK) ve EKODOSD Derneği sergiye katkı sunmaktadır.
Kuşadası’nın eşsiz doğal miraslarından biri olan Tülüşahı daha yakından tanımak için tüm halkımızı serginin açılışına bekliyoruz.
EKODOSD – KUŞADASI

YOK OLMADAN HAREKETE GEÇİLMELİ!Selçuk ilçesine bağlı Pamucak ile Yoncaköy arasında, Ege Bölgesi’nin bakir kalmış en güze...
01/06/2026

YOK OLMADAN HAREKETE GEÇİLMELİ!
Selçuk ilçesine bağlı Pamucak ile Yoncaköy arasında, Ege Bölgesi’nin bakir kalmış en güzel kıyı kumulları yer almaktadır. İçinde küçük sulak alanların da barındığı bu kıyı kumullarında; başta korunması gereken nadir endemik türlerden Kumzambakları olmak üzere, ekosisteme ait pek çok özel kumul bitkisi yayılış göstermektedir.
Özellikle Zeytinköy plajının bulunduğu bölge; Nitelikli Doğal Koruma Alanı, 2. Derece Doğal Sit Alanı ve Sulak Alan Tampon Bölgesi gibi resmi koruma statülerine sahiptir. Bu sayede bugüne kadar yapılaşmadan kendini kurtarabilmiş ender kıyılardan biridir.
Ancak bugün alan çok ciddi tehditler altındadır. Küçük Menderes Nehri’nin yukarı havzalardan taşıdığı atık su ve katı atık kirliliği büyük bir çevre sorunu oluştururken; en büyük sorunlardan biri de yaz aylarında yaşanan yoğun insan ve araç baskısıdır. Alanda çevreyi kirletenlere yönelik yasal cezalar belirtilmiş olsa da kontrolsüzlük, denetimsizlik ve yaptırım eksikliği nedeniyle bölgede çok büyük bir ekolojik yıkım yaşanmaktadır.
Geçtiğimiz yıl Caretta caretta (İribaşlı Deniz Kaplumbağası) türlerinin yuva yaptığı ve üreme alanı olan bu kıyı kumullarının üzerinde, kilometrelerce uzanan araç kuyrukları oluşmuştur. Denize sıfır noktaya kadar yanaşan yüzlerce araç, hassas kumul yapısını adeta betonlaştırmaktadır. Dünyada araçların denize bu kadar yakın park ettiği, kumulların bu denli hoyratça ezildiği başka bir örnek var mıdır, bilinmez. Hiçbir plajda denize sıfır araç park edilip mangallar yakılamaz; yenilip içildikten sonra çöpler böyle fütursuzca çevreye saçılamaz.
Sözde çok önemli koruma statüleri olan bu bölge, denetimsizlik yüzünden korumasız bırakılmıştır. Ziyaretçiler alanı istedikleri gibi kullanmakta, bu tahribatı sıradan bir durum gibi kanıksamaktadır. Hatta pek çoğu, yanı başlarındaki çöp konteynerlerine dahi atıklarını atmaya üşenmektedir. Alana gelen duyarlı insanlar ise tüm bu manzaraya kahrolsa da resmi bir yetkileri olmadığından sadece üzülmekle yetinmektedir. Üstelik binlerce insanın bir arada bulunduğu bu sahil şeridinde tek bir tuvalet dahi yoktur; genel ihtiyaçlar alçalıp yükselen o nadide kumulların içinde giderilmektedir.
Herkesin denize girmeye, piknik yapmaya ve dinlenmeye hakkı vardır. Ancak bu nadide alan bu şekilde kullanılmaya devam ederse sürdürülebilir olması imkansızdır. Çok yakın bir gelecekte bölgenin bakir kumulları, bitkileri ve tüm doğallığı yok olacaktır.
Atılan çöplerin büyük çoğunluğu plastiklerden oluşmaktadır. Rüzgarla birlikte denize karışan bu plastikler zamanla mikroplastiklere dönüşmekte; yaşanan bu yoğun kirlilik yüzünden yunuslar, deniz kaplumbağaları ve diğer deniz canlıları yaşamını kaybetmektedir.
Zeytinköy plajına yönelik bu kontrolsüz rekreasyonel talebin, araç giriş-çıkışlarının ve bilinçsiz ziyaretçi davranışlarının önüne geçmek için hemen şimdi somut adımlar atılmalıdır. Bu kriz, sadece belediyelerin tek başına çözebileceği bir sorun değildir. İlgili tüm kamu kurumlarının iş birliği yaparak ortak kararlar alması, kesin kurallar koyması ve kesintisiz bir denetim mekanizmasıyla yaptırımları uygulaması şarttır. Alan, "koruma-kullanma dengesi" gözetilerek geleceğe taşınmalıdır.
Aksi takdirde bu plaj; hijyen koşullarının tamamen yok olduğu, endemik türlerin ve bozulmamış jeomorfolojik güzelliklerin tarihe karıştığı, deniz canlılarının can verdiği ve gelecek nesillerin asla kullanamayacağı bir bataklığa dönüşecektir.
Henüz vakit varken, bu benzersiz kıyıların geri dönüşü olmayan kayıplar yaşamaması için tüm ilgili kurumların harekete geçmesi gerekmektedir.
EKODOSD / KUŞADASI

KUŞADASI’NDAN GİDEN KAPLUMBAĞANIN TEDAVİSİNE BAŞLANDIBir süredir Kuşadası kıyılarında yaralı halde dolaşan bir Caretta c...
30/05/2026

KUŞADASI’NDAN GİDEN KAPLUMBAĞANIN TEDAVİSİNE BAŞLANDI
Bir süredir Kuşadası kıyılarında yaralı halde dolaşan bir Caretta caretta (İri Başlı Deniz Kaplumbağası), dün Güzelçamlı Limanı’nda yakalanmıştı.
Bir deniz aracı tarafından çarpıldığı tahmin edilen kaplumbağanın yapılan kontrollerinde karapasının kırıldığı ve ağır bir travma geçirdiği tespit edilmişti.
Muğla Dalyan’da bulunan Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER)’ne gönderilen kaplumbağanın tedavisine başlandı.
Genel muayenesi ve temizliği yapılan kaplumbağanın yara bakımı ve pansumanı gerçekleştirildi. Röntgen çekimleri ve kan biyokimya analizlerinin ardından antibiyotik tedavisine başlanırken, sıvı, vitamin ve mineral desteği de sağlandı.
Kuşadası kıyılarında yaşam mücadelesi veren bu kaplumbağanın yeniden denizle buluşacağı günü umutla bekliyoruz.
Deniz araçlarının kıyı bölgelerinde süratli seyretmeleri, bu tür üzücü olayların yaşanmasına neden olabiliyor. Sadece deniz kaplumbağaları değil, denizde yüzen insanlar da benzer risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle deniz araçlarını kullananların özellikle kıyıya yakın alanlarda dikkatli ve düşük hızda seyretmeleri, olası kazaların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.
Caretta carettaların üreme döneminde bulunduğumuz bu günlerde kıyı bölgelerinde daha duyarlı ve dikkatli davranılması gerekiyor.
EKODOSD – KUŞADASI

YAŞAMAK İÇİN TÜM GÜCÜYLE DİRENMİŞYaklaşık bir haftadır Kuşadası ile Güzelçamlı arasındaki kıyılarda görülen bir Caretta ...
29/05/2026

YAŞAMAK İÇİN TÜM GÜCÜYLE DİRENMİŞ
Yaklaşık bir haftadır Kuşadası ile Güzelçamlı arasındaki kıyılarda görülen bir Caretta caretta (İri Başlı Deniz Kaplumbağası) için hemen her gün ihbar aldık.
Ancak sürekli yer değiştirdiğinden bir türlü rastlayamadık.
İhbar edenlerden video çekmelerini istedik. Görüntülerde karapas üzerinde ciddi bir deformasyon olduğunu fark ettik. Gözlem yapanlar, Caretta carettanın sürekli su yüzeyinde dolaştığını ve karapasının yeşil yosunlarla kaplandığını söylediler. Muhtemelen ağır yaralandığını ve dalış yapamadığını düşündük.
Daha sonra Güzelçamlı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı, Caretta carettanın balıkçı limanına geldiğini ve bir süre orada dolaştığını bildirdi.
Limandaki gezi teknelerinde çalışanlara, kaplumbağayı gördüklerinde nasıl yakalayacakları ve sonrasında neler yapmaları gerektiği konusunda bilgi verdik.
Kısa süre sonra yat görevlisi Mertcan Ergül tarafından Caretta carettanın yakalandığı haberi geldi.
Yaptığımız kontrolde karapasın bir avuç büyüklüğünde kırıldığı, iç dokuların görülecek kadar ağır hasar oluştuğu, birçok yerinde çatlaklar bulunduğu, kafa kısmında ve vücudunun farklı noktalarında da travmalar olduğu görüldü.
Kaplumbağanın nefes almak için su yüzeyine çıktığı sırada hızlı seyreden bir deniz aracı tarafından çarpıldığını düşünüyoruz.
Deniz sezonunun başlamasıyla birlikte insan hareketliliğinin arttığı, özellikle jet ski ve sürat tekneleri gibi yüksek hız yapan deniz araçlarının kıyıya yakın bölgelerde yoğun şekilde kullanıldığı görülmektedir.
Caretta carettaların da üreme döneminde olması nedeniyle çiftleşmek ve yumurtlamak için kıyılara yakın alanlarda dolaştıkları bilinmektedir.
Denizlerimizin bu sevimli canlıları zaman zaman nefes almak için su yüzeyine çıkmak zorundadır. Ancak bu anlarda hızlı deniz araçlarının tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bazen de bu Caretta’da olduğu gibi çok üzücü kazalar yaşanmaktadır.
Yaralı Caretta caretta için Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska ile iletişime geçerek bilgi verdik.
Kaplumbağayı Güzelçamlı’dan araca alarak yola çıktık. DEKAMER ekibi de Dalyan’dan hareket etti. Yatağan ilçesinde buluştuk. Burada ilk müdahalesi yapılan kaplumbağa daha sonra Dalyan’a götürüldü.
DEKAMER’de tedavisine başlanan ve yaşaması mucize olan kaplumbağanın yaraları çok ağır olmasına rağmen, günlerce yaşam mücadelesi vermesi onun hayata ne kadar güçlü tutunduğunu gösteriyordu.
Umarız tedavisinin ardından yeniden iyileşir ve ait olduğu denize kavuşur.
Buradan özellikle kıyılarda yüksek hız yapan deniz araçlarını kullananlara çağrıda bulunuyoruz:
Denizler yalnızca insanlara ait değildir. Caretta caretta gibi nesli tehdit altındaki canlıların da yaşam alanıdır.
Bir anlık hız, bir canlının yaşamını elinden alabilir.
Lütfen kıyıya yakın bölgelerde daha dikkatli ve yavaş seyredin.
EKODOSD – KUŞADASI

KUŞADASI BÖLGESİ DÜZENLİ BİR KÜÇÜK YUVALAMA ALANINA GEÇİŞ YAPIYORAdnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölü...
28/05/2026

KUŞADASI BÖLGESİ DÜZENLİ BİR KÜÇÜK YUVALAMA ALANINA GEÇİŞ YAPIYOR
Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan ve Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Bahattin Sürücü; İribaşlı Deniz Kaplumbağasının Ege kıyılarındaki rastgele yuvalama alanlarıyla ilgili hazırlanan makale, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın dergisinde basılarak, derginin web sayfasında bugün ilan edildi.
Deniz kaplumbağaları ( Caretta caretta ), muhtemelen yükselen deniz yüzeyi sıcaklıklarına bağlı olarak Akdeniz'deki yuvalama alanlarını genişletiyor. Güney Türkiye'deki başlıca yuvalama alanları iyi belgelenmiş olsa da Orta Ege'deki seyrek yuvalama faaliyetleri yeterince anlaşılmamıştır.
Kuşadası ve çevresindeki bölgeden 14 yıllık (2012–2025) yuvalama verilerini analiz ederek, zamansal eğilimleri, mekansal sıcak noktaları ve yumurta sayısı, kuluçka başarısı ve kuluçka süresi gibi üreme parametrelerini değerlendirdik.
Yuvalama aktivitesi, yılda ortalama 1,3 yuvadan (2012–2022) 2025 yılında rekor seviye olan 13 yuvaya kadar önemli bir üstel artış (y=0,070⋅e 0,402x ) gösterdi.
Mekansal analiz, Parlamenterler Sitesi (Didim) ve Ayyıldız Cafe'yi (Kuşadası) yeni ortaya çıkan sıcak noktalar olarak belirledi. Yumurta sayısı (70,7±15,6) kuluçka başarısıyla ilişkili olmasa da (p>0,05), başarıda mevsimsel bir düşüş eğilimi gözlemlenmiş olup, Haziran ayındaki yuvalar (%75,2) Ağustos ayındaki yuvalardan (%48,6) daha başarılı olmuştur.
Ortalama kuluçka süresi (53,2±4,5 gün), bu plajların termal uygunluğunu doğrulamaktadır. Kuşadası bölgesi, seyrek bir yuvalama alanından düzenli bir küçük yuvalama alanına geçiş yapmaktadır.
Koruma çabaları, bu yayılımı desteklemek için "sezon başı başarı penceresine" ve yeni belirlenen sıcak noktaların korunmasına öncelik vermelidir.
https://blackmeditjournal.org/volumes-archive/vol-32-2026/vol-32-2026-no-1/sporadic-nesting-grounds-of-loggerhead-turtle-on-the-aegean-coasts-of-turkiye/
EKODOSD-KUŞADASI

YAZ GÖÇMENLERİNİN SAYIMLARI BİTTİAydın ilinde, 17 ilçeye bağlı 104 köy ve kırsal alanda gerçekleştirdiğimiz 2026 yılı le...
26/05/2026

YAZ GÖÇMENLERİNİN SAYIMLARI BİTTİ
Aydın ilinde, 17 ilçeye bağlı 104 köy ve kırsal alanda gerçekleştirdiğimiz 2026 yılı leylek (Ciconia ciconia) sayımları tamamlandı.
Geçmiş yıllarda 16 ilçede görülen leylekler, bu yıl Kuşadası’na da gelen bir çiftle birlikte ilk kez Aydın’ın tüm ilçelerinde kayıt altına alınmış oldu.
Bir yandan yumurtadan çıkan yavrularını büyütmeye başlayan leylekler, diğer yandan hala kuluçkaya yatarak yeni yaşamların dünyaya gelmesini bekliyor. Elektrik direklerinin, bacaların ve cami kubbelerinin üzerinde yükselen yuvalarda, doğanın sessiz mucizesi yaşanıyor.
Gerçekleştirdiğimiz sayımlar sonucunda Aydın genelinde 447 yuvada 894 adet Ak Leylek (Ciconia ciconia)tespit edildi. 2 adet de Kara Leylek (Ciconia nigra) yuvası tespit edilmiştir. Geçtiğimiz yıl düşüş gösteren Ak Leylek popülasyonunda, bu yıl 76 bireylik artış gözlemlendi. Bu artış sevindirici olsa da bazı bölgelerde yaşanan ciddi kayıplar dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Geçen yıl en fazla leyleğin görüldüğü Kuyucak’ın Yamalak köyünün yerini, bu yıl 82 leylekle Azizabat köyü aldı. Kuyucak, Bozdoğan, Nazilli, Köşk, Yenipazar, İncirliova, Koçarlı ve Söke kırsalı leyleklerin en yoğun yuvalama alanları olarak öne çıktı.
Yuvaların 240’ının ADM Elektrik Dağıtım Şirketi tarafından oluşturulan demir platformlarda bulunduğu, 165’inin platformsuz şekilde direkler üzerine yapıldığı, 26’sının yüksek gerilim direklerinde, 4’ünün bacalarda, 12’sinin ise cami kubbelerinde olduğu tespit edildi.
Ancak geçmiş yıllara göre Çakırbeyli ve Ovakaraağaç mahallelerinde ciddi düşüş görüldü.
Almanya’daki NABU biyologlarından Hans-Jürgen Stork tarafından 1969 yılında Germencik’e bağlı Ovakaraağaç’ta yapılan araştırmalarda 50’nin üzerinde yuva tespit edildiği biliniyor. Aynı bölgede Hans-Jürgen Stork ile birlikte 2013 yılında yaptığımız çalışmada 18 yuva belirlenmişti. Bu yıl ise yuva sayısının yalnızca 4’e düşmesi, kırsal ekosistemlerde bazı bölgelerde yaşanan değişimin ne kadar hızlı ilerlediğini açıkça ortaya koyuyor.
Bu düşüşlerin nedenlerinin ortaya çıkarılması amacıyla bilim insanlarıyla birlikte yeni araştırmalar yapılması için girişimlerde bulunacağız.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş ve ekibiyle birlikte leylek halkalama çalışmalarının sürdürülmesi için yeni bir çalışma başlatılacak.
Yuvalarda genellikle 3-5 yavru görülürken, kuluçka sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yavru sayılarının daha da artması bekleniyor. Ancak yuvalarda görülen plastik, ip, kumaş ve benzeri insan kaynaklı atıklar yavrular için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu maddeler yavruların sakatlanmasına ve ölümlerine neden olabiliyor.
İçinden elektrik telleri geçen ve ciddi tehdit oluşturan yuvalara demir platform takılarak leyleklerin güvenliği sağlandı.
Sayım çalışmaları sırasında köylerde yaşayan vatandaşlarla leylekler üzerine uzun sohbetler edildi; eski hikayeler, anılar ve yaşanmışlıklar paylaşıldı. Köylüler, leylekleri adeta ailelerinden biri gibi gördüklerini, gün boyu onları izlemenin kendilerine huzur verdiğini anlattılar. Yavrularıyla birlikte göçe çıktıklarında ise köyün sessizleştiğini, içlerinde derin bir boşluk kaldığını söylediler.
Leylekler; sulak alanlardan, tarım arazilerinden taşıdıkları kurbağa, balık, yılan ve çeşitli canlılarla yavrularını beslerken, çekirge ve danaburnu gibi tarımsal zararlıları tüketmeleri nedeniyle doğal yaşamın olduğu kadar tarımın da önemli destekçileri arasında yer alıyor.
Bugünlerde yuvalarda büyüyen her yavru, aslında kırsal yaşamın, sulak alanların ve biyolojik çeşitliliğin geleceğini temsil ediyor. Leyleklerin gökyüzünden eksildiği bir coğrafyada, doğanın sesi de giderek azalacaktır.
Yavruların büyüme aşamasında olduğu bugünlerde, çocuklu ailelerin leyleklerin bulunduğu köylere giderek çocuklarını doğayla buluşturması büyük önem taşıyor. Çocukların leyleklerin besin arayışlarını ve yavrularını nasıl büyüttüklerini gözlemlemeleri, doğayı tanımaları açısından unutulmaz bir deneyim olacak, doğayı tanıyan çocuklar, gelecekte onu koruyan bireylere dönüşecektir.
EKODOSD / KUŞADASI

SUALTINDA GÖRÜNMEYEN TEHLİKEAkdeniz endemiği olan Posidonia oceanica türü deniz çayırlarının en yoğun görüldüğü alanlard...
22/05/2026

SUALTINDA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE
Akdeniz endemiği olan Posidonia oceanica türü deniz çayırlarının en yoğun görüldüğü alanlardan biri olan Yılancıburnu; hem arkeolojik sit alanı olması hem de birçok deniz canlısına ev sahipliği yapması açısından oldukça hassas bir bölgedir.
Geçtiğimiz aylarda, herhangi bir kazı çalışması yapılmadan, doğa koşullarının etkisiyle bir Kuros heykeline ait bir parça ile bir postamentin ortaya çıkmıştı.
Bölge; özellikle İribaşlı Deniz Kaplumbağası Caretta caretta ve Yeşil Deniz Kaplumbağası olarak bilinen Chelonia mydas türlerinin beslenmek için geldikleri önemli alanlardan biridir.
Bir süredir kıyı kesiminden girişine izin verilmeyen bölgeye, doğu kıyısından girenler ile teknelerle gelenler yüzmek amacıyla ulaşmaktadır. Yılancıburnu, kent içindeki önemli plaj alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.
Geçmiş yıllarda teknelerin yanaşması amacıyla yapılan demir iskelenin zamanla çürümesi ve parçalanması sonucunda, dışarıdan fark edilmese de sualtına girildiğinde bazı demir parçalarının zeminde kaldığı görülmektedir.
Küflenmiş ve uçları sivrileşmiş demir parçaları dışarıdan görünmediği için, bölgede denize girenler açısından ciddi tehlike oluşturmaktadır.
Özellikle yürünebilecek seviyedeki sularda bulunan bu demir parçalarına çıplak ayakla basılması ya da tekneden suya atlanması halinde çok üzücü olaylar yaşanabilir.
Bu nedenle koyun batı kesiminde denize girenlerin çok dikkatli olması gerekmektedir.
Yere sabitlenmiş ve çıkarılması teknik uzmanlık gerektiren bu tehlikeli demirlerle ilgili gerekli önlemlerin alınması amacıyla ilgili kurumları bilgilendireceğiz.
EKODOSD-KUŞADASI

ÇARŞAMBA SÖYLEŞİLERİNDE ÇİN’E KÜLTÜREL YOLCULUKEKODOSD’un düzenlediği Çarşamba Söyleşileri etkinliğinde bu hafta, üyemiz...
21/05/2026

ÇARŞAMBA SÖYLEŞİLERİNDE ÇİN’E KÜLTÜREL YOLCULUK
EKODOSD’un düzenlediği Çarşamba Söyleşileri etkinliğinde bu hafta, üyemiz profesyonel turist rehberi Müeyyet Tiritoğlu Akdeniz konuk oldu. Katılımcılar, Uzak Doğu’nun kadim medeniyeti Çin’e uzanan etkileyici bir kültür yolculuğuna çıktı.
Yaklaşık 6 bin kilometre uzaklıktaki, orijinal adı “Zhong Guo” olan dünyanın üçüncü büyük ülkesinin tarihi, yaşam kültürü ve önemli gezi rotalarının anlatıldığı sunum büyük ilgi gördü.
Görsel anlatımlarla desteklenen söyleşide; MÖ 221 yılında kurulan ve 1911 yılına kadar hüküm süren Çin hanedanlıklarına yön veren temel inançlar ve felsefeler, Çin takvimi, renklerin kültürel anlamları, yaygın batıl inanışlar ve katılımcıları duygulandıran ayak bağlama geleneği hakkında bilgiler paylaşıldı. Ayrıca dev pandalar, Çin ipeği, yemek kültürü ve olimpiyatlara olan ilgileri de anlatıldı.
Sunum boyunca Shanghai, Zhangjiajie ve Guilin gibi Çin’in önemli kentleri görseller eşliğinde tanıtıldı. Tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktalarından biri olan ve toprak altından çıkarılan 8 bin Terracotta askerinden oluşan ordusuyla dünyanın en dikkat çekici arkeolojik alanlarından biri kabul edilen Xi’an da ilgiyle dinlenen bölümler arasında yer aldı.
Programın sonunda ise başkent Beijing’de bulunan Tiananmen Meydanı, Yasak Şehir, Yazlık Saray ve Çin Seddi hakkında bilgiler verildi.
Yapılan sunumdan sonra konukların sorularını yanıtlayan Müeyyet Tiritoğlu Akdeniz’e, Esra Aksu ve Çetin Akdeniz tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.
MÜEYYET TİRİTOĞLU AKDENİZ
1980 yılında TED Ankara Koleji’nden, 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Ardından mütercim-tercümanlık alanında yüksek lisansını tamamladı.
1984 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan profesyonel ülkesel rehberlik kokartını aldı. 1997 yılında Ankara Üniversitesi TÖMER’den İtalyanca diploması aldı.
2004 yılında Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği üzerine Türkiye’yi tanıtan prestij kitabını hazırladı. 2005 yılında inanç turizmi rehberliği alanında uzmanlık sertifikası aldı. Protokol ve kayak rehberliğinin yanı sıra 60’ı aşkın ülkede rehberlik yapmakta ve gezi kitaplarına makaleler yazmaktadır.
EKODOSD – KUŞADASI

BİR TARİHİN ÇÖKÜŞÜNÜ HEP BİRLİKTE İZLİYORUZAydın’ın en önemli tarihi miraslarından biri olan, Nazilli ilçesine bağlı Ese...
20/05/2026

BİR TARİHİN ÇÖKÜŞÜNÜ HEP BİRLİKTE İZLİYORUZ
Aydın’ın en önemli tarihi miraslarından biri olan, Nazilli ilçesine bağlı Esenköy sınırları içerisindeki Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
20 yıldır ziyaret ettiğimiz; içinde kulesi, hamamı, konağı, misafirhanesi, depoları, çeşmeleri ve işlikleri bulunan bu tarihi yapıların yıldan yıla çöküşünü üzülerek izliyoruz.
Yakın zamana kadar Arpaz ailesi tarafından yerleştirilen yaşlı bir teyze ve oğlu tarafından bakılan tarihi yapılar; restorasyonunun yapılması ve müzeye dönüştürülmesi amacıyla belediyeye hibe edilmiş, restorasyon gerçekleştirileceği gerekçesiyle yapıya bakan aile de buradan çıkarılmıştı.
Ancak aradan geçen zamana rağmen herhangi bir restorasyon çalışması yapılmamış, sahipsiz kalan yapılar hızla tahrip olmaya başlamıştır. Duvarlar dökülmekte, taşlar düşmekte, ahşap bölümler çökmekte, eşsiz güzellikteki ahşap işlemeler ise her geçen gün yok olmaktadır.
Son yıllarda bölgede gelişen ekoturizm faaliyetleriyle birlikte birçok ziyaretçi ve tur acentesi Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı’nı ziyaret etmektedir. Ancak ziyaretçiler, yapıların taşıdığı ciddi riskleri bilmeden konak ve kule içerisine kontrolsüz şekilde girmektedir.
Bugün burada yaşanabilecek olası bir çökme ya da yıkılma, telafisi mümkün olmayan can kayıplarına neden olabilir. Bakımsızlık nedeniyle ahşap zeminlerin çürüdüğü, duvarların taşıma gücünü kaybettiği açıkça görülmektedir.
Bu nedenle başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, ilgili tüm kamu kurumlarını ve yerel yönetimleri göreve çağırıyoruz.
Öncelikle ziyaretçi güvenliği açısından yapıların içerisine girişler ve kulenin altından geçişler derhal engellenmelidir. Alanın çevresi güvenlik çitiyle çevrilmeli, gerekli uyarı tabelaları yerleştirilmelidir.
Aydın turizmi ve bölge kültürü açısından büyük değer taşıyan Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı için vakit kaybedilmeden koruma ve restorasyon projesi hazırlanmalı, bu tarihi miras gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.

Restorasyon tamamlanıncaya kadar, ziyaretçilerin yapıları dışarıdan güvenli şekilde görebilmeleri amacıyla arkasında tepedeki bir noktada ahşap bir seyir alanı oluşturulabilir.
Dünyadaki benzer örneklerde tarihi yapılar hem korunmakta hem de kontrollü ziyaret sistemleriyle turizme kazandırılmaktadır. İtalya’daki Pisa Kulesi bunun en bilinen örneklerinden biridir. Pisa kulesini görmek için binlerce turist önceden rezervasyon yaptırarak 20 Euro verip, belirtilen kurallar çerçevesinde kuleyi ziyaret etmektedir.
Yetkililerin, geri dönüşü olmayan bir yıkım ve olası bir facia yaşanmadan önce harekete geçmesini bekliyoruz.
EKODOSD-KUŞADASI

Address

Camikebir Mahallesi Şafak Sokağı No:7 (Kuşadası Sahili Vakıfbank Ara Sokağı)
Kusadası
09400

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd:

Share