21/08/2020
BAL MI ? ZEHİR Mİ ?
Bal yüksek vitamin değeri olan doğal bir besindir.Hem besleyici özelliği hem de hastalıklara karşı şifa özelliği vardır.Zehir ise vücuda alındığında yada temas ettiğinde yaşayan dokulara zarar verip onu işlevsiz hale getirir.
Tabi konumuz her ne kadar bal ve zehir olmasa da Taşköprüspor’un tarihinde ilk kez çıkmayı başardığı bölgesel amatör ligdeki tutum ve davranışları ya bal etkisi gösterip şifa verecek yada zehir etkisi yapıp kendi kendine işleyen bir mekanizmaya zarar verip onu öldürecektir.
Taşköprüspor kulübümüz şimdiye kadar hep Kastamonu’daki amatör ligde mücadele etmiştir.. Kastamonu amatör ligi merkezdeki futbol kulüpleri ile ilçelerdeki futbol kulüplerinin oluşturduğu bir ligdir.Takımlar sezon boyunca birbirleri ile biri evinde diğeri deplasmanda olmak üzere maçlar yapardı.Sezon sonunda en çok puanı toplayan takım şampiyon olurdu.1980’ li yıllarda başlayan Kastamonu Amatör Liginde Kastamonu merkezde Kartalspor, Demirspor,İdmanyurduspor, Esnafspo,Kastamonuspor gibi özel kulüplerin yanında zaman içinde müessese takımları olan DSİ,Köy Hizmetleri,Yolspor,Şekerspor,Sağlıkspor.Polisgücüspor ,Tarım Spor,Eğitimspor,Kastamonu Üniversitesi gibi takımlar bulunmaktaydı.İlçelerden ise iddialı olarak genelde Tosyaspor, İneboluspor,Cidespor.Bozkurtspor,Araçspor, az iddialı olanlar ise Abanaspor,Devrekanispor,Çatalzeytinspor,Hanönüspor,Seydilerspor ve daha ismini unutmuş olabileceğimiz ilçe takımları vardı.Tabi bu arada Taşköprü ilçemizde belki şimdi pek çok kişi hatırlamaz bir zamanlar üç futbol kulübü vardı.Bunlar Taşköprüspor , Taşköprü Kağıtspor ve Sümerspor ‘du.
Neyse konuyu fazla dağıtmadan Bal ve Zehir konusuna geri dönelim.Önce Ballı şifalı kısmına biraz değinelim.Kastamonudaki amatör futbol kulüpleri her ne kadar sadece kendi aralarında maçlar yapıyor desek de 1980’ li ve 90’ lı yıllarda amatörde şampiyon olan takımlar Türkiye kupasına direk olarak katılırlardı.Mesela Taşköprüspor Türkiye kupasında iki üç tur atlayıp amatör takım haliyle(tüm futbolcuları taşköprünün gençlerinden oluşan kadrosu ile) profesyonel bir Kulüp olan o yıllarda 2. Ligde mücadele eden Kütahyaspor ile kupa mücadelesi bile yapmıştı.Sakın 2.lig takımı deyince Kastamonusporun şimdi olduğu lig anlaşılmasın.O tarihlerdeki ikinci lig şu anki FB.BJK.GS ve TS gibi takımlarımızın bulunduğu süper ligin altındaki 1. Ligin karşılığı olan ligdir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu kendi gençlerinden oluşan bir ilçe takımının şu anki süper ligin altındaki 1.lig ekibiyle başa baş mücadele edebilmesidir.Bu sadece Taşköprüsporun başarısı değil aynı zamanda Kastamonu futbolunun bir başarısıydı.Nasıl mı ? Az evvel bahsettiğim Kastamonu merkez ve ilçelerdeki takım sayılarının çokluğu ve zenginliği bunu sağlamıştı. 1980’ li yılların ortalarında ülkemizde sadece iki futbol ligi vardı.Bunlar Türkiye 1.Futbol ligi ve Türkiye 2.Futbol ligi idi.Şimdiki karşılıkları Süper lig ve 1. Ligidir. . 1980’ li yılların ortalarında Futbol Federasyonu devrim niteliğinde bir karar alarak 3. Ligin kurulmasına karar verdi.Kurulan bu 3. Ligin şimdiki karşılığı Kastamonusporunda içinde mücadele ettiği 2. Ligdir.
Yani işin özü Kastamonuspor 40 yıl önce kurulan 3. Ligde bulunurken şimdi 2. Ligde sandığımız Kastamonuspor aslında hala 3. Ligde.İşin ilginç ve güzel olan tarafı ise 1980 li yıllarda kurulan 3. Ligdeki Kastamonusporun futbolcu kadrosunun tamamına yakını Kastamonudaki amatör takımların futbolcularından oluşuyordu.Kısaca Kastamonuspor Kastamonu futbolundan besleniyordu..İşin daha da güzel tarafı Teknik Direktörlerinin bile çoğunluğu Kastamonulu hocalardı.Futbolcu ve antrenörlerin isimlerini burada yazmaya gerek yok. Unutur eksik yazarsak kırılanlar olabilir.Hepsinin kayıtları hem federasyonda hem de kulüp karar defterlerinde yazılı olarak, taraftarların hafızalarında ise hoş bir anı olarak hala yaşamaktadır.
İlimizin futbol geçmişinde kısa bir gezinti yaptıktan sonra ana konumuz olan bal ve zehre tekrar dönelim. Kastamonuspor 3.lige çıktığın ilk yıllarda balı tercih edip kendi gençlerine imkan sunmuşken, sonraki yıllarda zehri tercih edip yabancı hoca, yabancı futbolcu transferine yönelmiştir.Bunun sonucu olarak Kastamonuspor kendi yağında kavrulan bir takım iken borç batağında kavrulan bir kulüp haline dönüşmüştür.Geçen günlerde bir tv kanalında açıklamalar yapan Kastamonuspor kulübü onursal başkanı değerli işadamı Cengiz Aygün abimiz bu borcun yaklaşık 30 milyon (eski parayla 30 trilyon) olduğunu açıklamıştır.Bu duruma maalesef gençleri yetiştirip geleceği kazanmak derdinde olamayıp , transfer yapıp kendi şahsi geleceklerini kazanmak isteyen eski başkan ve yöneticiler eliyle gelinilmiştir.
İlimizdeki gazete arşivleri 30-40 yıl önceye doğru incelenirse spor manşetlerinde bu gerçekler daha somut olarak görülecektir.Bu manşetlerde “ İstanbul ‘da ki çok zengin Kastamonulu işadamı hemşerimiz “ diye başlayıp “çok ünlü hocalarla ve çok ünlü futbolcularla” şampiyonluğa geliyor haberleri görülecektir.Sadece çok zengin işadamları değil 30-40 yıldır çok önemli siyasilerimizin de adlarının bu furyada hep geçtiği görülecektir.Aslında hepsine saygımız vardır.Hepside Kastamonuspor için çok yoğun emek zaman ve para harcamışlardır.Ama maalesef bilmeden balı değil zehri tercih etmişlerdir.Sonuçta elde Kastamonulu hiçbir futbolcu kalmazken kala kala trilyonlarca borç ı kalmıştır. Aslında bu durum Türk Futbolunun içinde düştüğü bataklığın Kastamonu’ya yansımış halinden başka bir şey değildir.Ülkemizin en en büyük kulüpleri dediğimiz takımlar ve hatta tüm profesyonel futbol takımlarında da durumu aynıdır.Büyük kulüplerimizin büyük işadamları dediğimiz başkanları gerçekten de Türkiye’nin en zengin işadamlarıdır .Hatta dünyanın en zenginleri listelerinde olanları da vardır.Ne acıdır ki bu büyük zengin başkanlar eliyle kulüplerin borçları artık milyon türk liraları ile değil , milyar dolarlarla ifade edilmektedir.Bir yerlerde büyük yanlışların olduğu kesindir.Borç batağına sokanlar zengin işadamları borç batağından kurtulmak için yardım istenen biz taraflarız.
Neyse biz Kastamonuspora Kastamonuya dönelim.Maalesef Kastamonuspor yıllardır bal ile zehir arasından tercihini hep zehirden yana kullanmıştır.Yine Bölgesel Amatör Ligde oynama fırsatı yakalayan Tosyaspor ve Kastamonu İl Özel İdare Spor Kulüpleri de maalesef zehri tercih etmişlerdir.Çünkü bu takımlarımız Kastamonu amatör liginin ürettiği sporcuları değil de dış transferi tercih etmişlerdir.Tabi bu arada fabrika olması yani futbolcu üretmesi geren Kastamonu amatör ligini de sorgulamak gerek.Demirel’in söylediği meşhur sözü konumuza uyarlarsak “memlekette futbolcu vardı da biz mi oynatmadık” demekte aslında çok trajedik bir durum.
Televizyonlardaki yarışma programlarında en zor ve heyecanlı anlar büyük ödülün kazanılacağı sorunun cevaplanması anıdır.Şöyle der sunucu “karar anı”…….. Bal’ mı ? Zehir’mi ?
İlimizi ve ilçemizi Bölgesel Amatör Ligde(BAL) temsil etme hakkını kazanan Taşköprüsüporumuz içinde karar anı.İki seçenek var.Bal ve zehir.
Benim şahsi görüşüm Kastamonu ve ilçelerindeki futbol altyapısı tek vücut olup kendi çocukları ile gençleri ile Bölgesel Amatör Ligi kaldırabiliyorsa kaldırsın.En büyük temennimiz budur.Kaldıramıyorsa zaten yeri ora değil demektir.Düşer .Tabi bu düşüş alçak mesafeden yumuşak yere düşüş şeklinde olur ve hiç kimse büyük maddi cereme ödemez.Kastamonu futbolu da zarar görmez.Sadece kendini sınamış olur.Fakat taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışılırsa yani aşırı transfere yönelip büyük maddi borçların altına girilirse bunun sonucu yüksekten betona çakılmak gibi olur.Borç batağının yanında “ Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” deyimindeki gibi eldeki gençlerimizi futbolcularımızı da kaybetmiş oluruz. Tabi birde 2. Ligde Kastamonuspor var.Bu durum Kastamonuspor içinde geçerli.Kastamonusporun da mutlaka baldaki takımlar ile işbirliği içinde olup entegre bir şekilde hareket etmesi gerekmektedir.Kastamonuspor hedefe giden bir takım oluştursa dahi geleceğinin bu amatörlere, gençlere, altyapıya bağlı olduğunu görmelidir.Alt yapıya ve amatöre vereceği önem Kastamonusporun gelecekteki maddi ve manevi en büyük destekçisi olacaktır.Aksi halde şimdi 30 trilyon olan borç 2-3 sene sonra 50 trilyonda bile durmaz,her zamanda bir Cengiz Aygün abi bulunmaz.
Mustafa OKAN
19 Ağustos 2020