31/05/2026
Gezi, neoliberal kapitalist yağmaya ve despotik devlete karşı halkın kendi yaşamına, kentine, geleceğine ve üç-beş ağaca da sahip çıkmasının adıydı.
Milyonlar o günlerde bize bir gerçeği gösterdi:
Bu ülkeyi patronlar, saraylar, holdingler değil; emekçiler, gençler, kadınlar, halklar ayakta tutuyor.
Bugün de değişen bir şey yok.
Gençler geleceksizliğe mahkûm ediliyor, işçiler açlık ücretlerine zorlanıyor, seçilmişler görevden alınıyor, üniversiteler baskı altına alınıyor, doğa şirketlere peşkeş çekiliyor. Halkın en temel demokratik hakları dahi soruşturma ve gözaltılarla bastırılmak isteniyor.
Ama Gezi'nin bıraktığı en büyük miras tam da burada yatıyor:
Halk örgütlendiğinde korku duvarları yıkılır!
Halk harekete geçtiğinde en güçlü görünen iktidarlar sarsılır!
Bugün Taksim'i yasaklayanlar, gençleri gözaltına alanlar, işçilerin grevlerinden korkanlar Gezi'nin yarattığı halk gücünü unutmadıkları için korkuyorlar.
Gezi bir anı değil, bir mücadele çağrısıdır.
Gezi bugün işçilerinin direnişinde, yükselen gençlik ve kadın mücadelesinde, doğasını savunan köylülerin direncinde, ezilenlerin eşitlik mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.
Bu düzen yenilmez değildir!
Halkın örgütlü gücü, sermayenin ve faşizmin duvarlarından daha büyüktür.
Gezi'nin isyanını, dayanışmasını ve cesaretini kuşanıyor; eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünya mücadelesini büyütüyoruz.
Her yer Gezi, her yer direniş!
Gezi bitmedi, daha yeni başlıyor! ✊