27/02/2024
‘’EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİN(mi)DİR’’
Demokratik olguların gelişerek anlam kazandığı günümüzde, insanlık ve iradesinin sahiplendiği memleketine sahip çıkma bilinci, dolayısıyla yönetime katılma istemi, çözüme ortak olma ve birlikte yaşama kavramlarının gerçekleştirilebileceği en uygun kamusal birim mahalle yönetimleri yani Muhtarlıklardır. İrade-i milli gereği seçimle göreve getirildikleri için kentsel ve yönetsel hizmet sunumunda Muhtarlar daha etkin ve başarılı hale getirilebilir. Bilakis şuanda halkın beklentileri doğrultusunda istemlerine cevap veremedikleri için, sorunları imkânsızlıklardan çözüme ulaştıramadıkları, yani sadece yetkisiz temsilde kaldıkları için kati surette yasal düzenleme getirilip Muhtarlar dolayısıyla onları çözüm için seçen halk yönetime dâhil edilmelidir. Aksi halde Milli irade tezahür edemeyecek, inancını yitiren toplumda demokrasi itibarsızlaşacaktır!
Muhtarlık nezdinde mahalle yönetiminde yaşanmakta olan hukuki ve yönetsel belirsizlik ve eksiklikler, Muhtarlık kurumunu işlevsel olmaktan uzaklaştırmıştır. Bu konuda ilgisizliğinin yanı sıra, siyasi iradenin ve yasa koyucunun duyarsızlığı, yazık ki bürokrasinin de hazımsızlıkla, kaale almaz tutumu, sorunu günümüze kadar getirmiştir. Sorunun çözümünde tüm toplumsal, yönetsel, siyasal faktörlerin işbirliği kaçınılmazdır. Yapılması gereken mahalle ve mahalle yönetiminin, tarihsel ve geleneksel özelliklerini de dikkate alarak mahallenin kent yönetimiyle bişekilde bağının kurulmasıdır. Bunun içinde halkın istem ve beklentileri, vedahi hür iradeleri doğrultusunda Muhtarlık müessesine mutlaka tüzel kişilik verilmeli ve de yaptırım gücü için Belediye meclis üyeliği statüsü kazandırılmalıdır.
Vatandaş nezdinde ise; Demokratik toplumlarda egemenlik ilkesi gereği hür iradeleriyle seçtikleri Muhtarlarının, işlevselliği açısından, kurumun bazı yetkilerle donatılması bir gerekliliktir. Bu yönde halkın istemi ve beklentisi; Muhtar seçtikleri kimseyi bire bir tanıdıkları için,hatta belkide Muhtarları üzerinde daha çok etkiye sahip oldukları için; temizlik ve çevre sağlığı konusunda, imar ile ilgili konularda, asayişin sağlanması ile ilgili konularda, ulaşım konusunda, altyapı konusunda,sağlı,eğitim,kültür,sosyal yardımlaşve dayanışma…gibi yönetsel her konuda yetki ve yaptırımlar sahibi olma, ve karar verme mekanizmasının içinde yer alması Muhtarlık müessesinin olmazsa olmazı şeklinde görülmekte olup demokrasinin de icabı olarak değerlendirilmektedir.
4541 sayılı mahalle muhtarlarının yetki ve sorumluluklarını düzenleyen kanun 1940 ların Türkiye’sine göre hazırlandığı için yetersiz ve işlevsiz kalmakta, yasa, tüzük, yönetmelik, yürütmelik ve genelgelerle muhtarlara birçok sorumluluk yüklenmesine rağmen komik ama hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. Ayrıca mevcut kanun o dönemin demokratik konjonktür durumuna göre hazırlandığı için şuan günümüz çağdaş Türkiyesi ve evrensel hukuk normları nezdinde anti demokratik kalmaktadır. Özellikle 18. maddesinde görevden alma yetkisi hususu seçimle işbaşına gelen demokratik bir kuruma darbe niteliği taşımaktadır. Bu uygulama ilga olan anayasanın geçici15. maddesi gibi çağdışı bir hüküm ve uygulamadır.
657 sayılı devlet memurluğu kanunuyla kamu görevlisi statüsüne tabi olarak ağır ceza mahkemesinde yargılanan muhtarlar 657 sayılı kanunun haklarından faydalandırılmayıp ayrımcılık ve haksızlık yapılmaktadır. Bu durum başlı başına Anayasanın 128. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum ayrıca kamu görevi yapan seçilmiş-atanmış görevlilerin, demokratik olmayan dengesiz bir statüye tabi tutularak, birbirlerinden yalıtılmasına, birbirlerine karşı zıtlaştırılmasına, sebep olunmakta hal böyle iken kirli bir rekabete sokularak yönetsel organizasyon oluşturulamamakta dayanışma kültürü yok edilmektedir. Bu bağlamda hukuk ve idare sistemimiz, muhakkak surette evrensel hukuk normları standardına kavuşturulmalıdır.
Ayrıca mahallesindeki yaşayan kişileri ve bölgeyi yakinen tanımasına rağmen bürokrasinin seçilmişe karşı tahammülsüzlüğünden dolayı, belkide tasfiye edilmek maksadında olunduğundan adres kayıt sisteminin tam manasında işlemediğini birçok olumsuzluk içerdiğini ve daha karmaşık durumlara gebe olduğunu gözlemlemekteyiz. Mevcut uygulama ile özellikle Muhtarlardan nakil alma zorunluluğunun kaldırılması uygulamasındaki ısrar, Devletin adalet mekanizmasını da, tebligat mevzuatına da zora sokmakta ve nihayetinde vatandaşı ve Devleti maddi ve manevi buhrana sürüklemektedir. Uygulamadaki bu olumsuzluklar sistemin yakında çökeceğine delalettir. Korkumuz bu durumdan dolayı sosyal,ekonomik ve adli, telafisi güç ve imkânsız zararların doğabileceği endişesidir. Öteyandan başka bir olumsuzluk ise bu konuda sıkıntı yaşayan vatandaşın bu durumun müsebbibi olarak biz Muhtarları görmesinden dolayı, halkın gözünden düşmesine sebep olunmakta, halkın iradesiyle görev alan demokratik bir kurum itibarsızlaştırılıp yıpratılmaktadır. Böylelikle halkın demokrasi ve siyasi anlayışı kötü yönde dejenere olmakta halkın seçilmişe karşı güveni yok olmaktadır. Bu sebepledir ki demokrasi ve demokratik kurallar itibar edilmemekte, seçimle ve halk iradesine binaen tercihle göreve getirilen siyasiler itibarsız duruma düşürülmekte, demokrasinin gücü zayıflamaktadır. Dolayısıyle ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine de ters düşülmektedir
Kaldıki Muhtarlara iş yükleyen bazı kanun ve genelgeler, yasalarda tezatlara mehal vermekte olduğu gibi hukuki mesnetten yoksun olmasına rağmen vatandaşın beklentisi, sıkıntı ve şikayeti dikkate alınmayıp uygulamanın devam etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Haliyle bu durum vatandaşı da ilgili kurumları da, Devletin işleyiş mekanizmasını da sıkıntıya sokmaktadır.
Görünen odur ki bu uygulamalarla statükocu oligarşik bürokrasi kanun koyucu gibi hareket etmekte, milli irade tasfiye edilmekte, hukukun üstünlüğü ilkesi de açıkça ihlal edilir duruma gelmektedir.
Hulasa halkın istemi doğrultusunda biz muhtarların adres kayıt sistemi hakkında istek ve önerisi:
Adres kayıtlarının, Muhtarlara sisteme giriş ve kayıt izni verilerek muhtarlıklar da yapılabilmesi yapabilir hale getirilmesi, mahallesiyle sınırlandırılmak üzerede olsa, bizim vermekle mükellef olduğumuz nüfus sureti, aile sicil beyannamesi ve benzeri evrakları tanzim edebilmek için vatandaşlarının kimlik ve hane bilgilerine ulaşabilmesi, vukuatlı nüfus kayıt örneği verebilme yetkisi verilmesi, resmi, adli vakalar ve tebligatlar için,tahkikat ve takibat işlemleri için nakil alma işleminin devam edilmesi yönündedir.
Önemli bir hususta Muhtarların şahsi ve kurumsal ihtiyaçlarını karşılamak maksatlı alınmasına icazet verilen resmi harç olan evrak ücretinin kaldırılıp, Muhtarlara anayasanın 55.-60. maddesi gereği, sosyal güvence ve pozisyonları dikkate alınarak rencide edilmeden uygun bir maaş bağlanması özlük haklarının verilmesi, maaşlı yardımcı elaman tahsis edilmesi,ofis ve ofis sarf malzemelerinin karşılanması İhtiyar heyeti azalarına huzur hakkı ödeneği tahsis edilmesi hukuken elzem bir ödevdir.
Bu istem ve beklentiler vatandaş ve devletin lehine olup resmi iş ve işlemleri hızlandıracak bürokrasinin ve personelinin iş yükünü hafifletecektir, ayrıca şimdiye kadar olmuş olan hata ve aksaklıklar ve olası muhtemel hata ve sıkıntılar ortadan kalkacaktır. Her şeyden önemlisi halk nezdinde devlet memuru tavrıyla değil de seçilen olma bilinciyle hareket eden Muhtarların bu hizmeti verebilmesiyle, kırıcı olmadan lakayıt davranmadan ve vatandaşın tepkisini alma çekincesi ve endişesiyle hataya mehal vermemek adına titizlikle hizmet verileceği için nihayetinde vatandaşın sıkıntıları ortadan kalkacak hoşnut edilecektir.
Bu istem ve beklentiler Muhtarlık Kurumu ve statüsü için çok fazla yetkilendirme belkide ütopy gibi görülebilir. Lakin konuyu İradenin temsili ve hâkimiyeti gibi değerlendirmek, bu düzenlemelerle demokratik değerler yüceltilip sözde değil özde demokrasi sağlanarak, üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü ikdas edilecektir, böylelikle Muhtarlık kurumunun talipleri artacak daha nitelikli donanımlı cesur genç aktif girişken her şeyden önemlisi dava ruhlu kimselerin de göreve talip olması sağlanacak , alternatif namzetler de artacağı için hizmet kalitesi de artacaktır.Netice itibariyle el etek öpen, elpençe divan duran seçilmiş dinozor zihniyetten kurtulunacağı, “Milleti yaşat ki Devlet yaşasın” ilkesiyle Devletin bekası milletin refahı için sadece halk için çalışan,halkı için hesap sorabilen, hesap verebilen, halkı hakları ve demokrasi merkezli yapılaştıran, ve görevini ifa edemezse bertaraf edileceği bilincini taşıyan, ayrıca tüm kademe seçilmişlerin görev ve sorumluluk bilincinin oluştuğu bir zemin oluşturulacaktır.
Mevcut Muhtarlık kurumuyla alakalı kanun ve düzenlemeler (ücret, sosyal güvenlik, ödenek, çalışma şartları ve imkânları, yetki salahiyet ve sorumlulukları ve diğer özlük hakları itibariyle) anayasanın 5.- 6.-10.-11.-14.-18.- 55.- 60.-128.- 129.- vs… Maddeleri, yine imza koyduğumuz uluslararası sözleşmeler ve de evrensel hukuk normları; yasama, yürütme, yargı tarafından; “egemenlik iddiasındaki statükocu oligarşik bürokrasinin manipülasyonu,tazyik ve telkiniyle” ihlal edilmektedir.
Son tahlilde oligarşik bürokrasi hegomanyasından kurtulmak için yasalarda reform; demokrasi ve hukukun üstünlüğü adına bila kaydu şart mutlak ve muhakkak suretle bir gerekliliktir.
’’ÇARESİZSENİZ! ÇARE SİZSİNİZ!’’
İZMİR GAZİEMİR 9 EYLÜL MAHALLESİ MUHTARI MUSTAFA TOSUN
MADDE 5-Devletin temel amaç ve görevleri… kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; Kişinin temel hak ve hürriyetini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
MADDE 6-Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir… egemenliğin kullanılması, hiç bir surette, hiçbir zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
MADDE 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
MADDE 11 - Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
MADDE 12 –Herkes kişiliğine bağlı,dokunulmaz,devredilmez,vazgeçilmez,,temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
MADDE 14 - Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
MADDE 18 - Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. …
MADDE 40 -…Kişinin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre Devletçe tazmin edilr.Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
MADDE 55 - Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. …………
MADDE 60 –Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır …
Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur. MADDE 90-……………………………………………………………………
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
MADDE -124- Başbakanlık, Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilirler.
MADDE 128 - Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. ………………………………..
MADDE 129 –Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmaya yükümlüdürler. ……
MADDE 137 –Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse üstünden aldığı emri, yönetmelik Tüzük, Kanun veya anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak üstü emirinde ısrar eder ve bu emrini yazıyla yenilerse emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz