02/12/2025
TAKİBİMİZ DEVAM EDİYOR
“Bolvadin Belediyesinin Sayıştay tarafından yürütülen incelemeleri ve bu incelemelerin raporlarında yer alan tespitler, artık gizli kapaklı kalamaz. Çünkü belediye yönetiminde hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı ve kamu vicdanını ilgilendiren çok önemli konular söz konusudur. Sayıştay, devlet adına denetim yapan en üst kurumdur ve ortaya koyduğu bulgular, Bolvadin’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını göstermektedir.
Bolvadin Belediyesi kimseye imtiyazlı davranamaz; belediye başkanlığı makamı, herhangi bir kişi ya da grubun ekonomik çıkarlarını koruma yeri değildir. Belediye başkanı, milletin vergisiyle maaş alan bir kamu görevlisidir ve kimsenin tahsilat memurluğunu yapamaz. Bu anlayış, hem demokrasiye hem de kamu yönetimine zarar verir. Bu nedenle biz, sürecin üzerine ciddiyetle gidiyoruz ve bu işin takipçisiyiz.
Ayrıca uzun süredir gündemimizde olan Bolvadin’deki sağlık sorunları konusunda AKP İlçe Başkanlığının çabalarını olumlu bulmakla birlikte, sürecin çok daha hızlı ve kapsamlı ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Hastanemizin C grubundan B grubuna yükseltilmesi yönünde atılan adımlar önemlidir; ancak Bolvadin’in ihtiyacı yalnızca statü değişikliği değildir. Kadro sorunları, uzman hekim eksiklikleri, bazı birimlerin kapasitelerinin yetersizliği ve randevu sıkıntıları hâlâ ciddi bir problem olarak vatandaşın karşısındadır.
Bizler, Bolvadin’in gözü kulağı olmaya, sağlıkta da belediyede de tüm vatandaşlarımızın hakkını savunmaya devam edeceğiz.”
PAPA’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
“Papa’nın Türkiye ziyareti, son günlerde gereğinden fazla bir biçimde kamuoyunda yer bulmaktadır. Ziyaretin siyasi ve diplomatik yönü elbette tartışılabilir; ancak Papa’nın İznik’te ayin gerçekleştirmesi, tarihî, kültürel ve inanç boyutu açısından bizleri derinden yaralamıştır.
Tarih boyunca Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethin ruhuna uygun olarak koruduğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ise millî egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çizdiği sınırlar, bugün adım adım aşılmaktadır. Atatürk’ün “Burası Millî Mücadeleye ev sahipliği yapmıştır” diyerek kapattığı Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmak istenmesi de bu sürecin tesadüf olmadığını göstermektedir.
Vatikan’ın en fazla ziyaret ettiği dönem AKP dönemidir. Bu ziyaretlerin çoğu, masum protokol görüşmeleri gibi gösterilse de, arka planda hangi siyasi ve küresel hesapların olduğu sorgulanmalıdır. Bizler iyi biliyoruz ki; uluslararası güçler, özellikle dinî ve mezhepsel hassasiyetler üzerinden siyaset üretmeyi çok iyi bilirler. Bugün de benzer bir senaryo ile karşı karşıya olduğumuz açıktır.
Müslüman Türk milletinin tarihî hafızası güçlüdür. Dinimizi, kültürümüzü ve bağımsızlığımızı ilgilendiren her adımı dikkatle takip ederiz. Bu bağlamda Papa’nın ayin yapması, yalnızca bir dinî tören değildir; Türkiye’nin siyasal geleceğini, laiklik ilkesini ve toplumun manevi yapısını etkileyebilecek bir süreçtir.
Bu nedenle hükümetin bu ziyareti neden bu kadar kolaylaştırdığı, hangi gerekçelerle izin verdiği ve bu sürecin ülkemize ne tür sonuçlar doğuracağı mutlaka sorgulanmalıdır. Bu soruların cevabını millet bilmek zorundadır.”
TERÖRİST BAŞININ ZİYARETİ
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İmralı’da bebek katilinin ayağına gitmesi, Türk milletinin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu görüşmelerin hangi amaçla yapıldığı, ne konuşulduğu ve kimlere ne sözler verildiği hâlâ karanlıktadır. Millet, kendisine rağmen yapılan hiçbir pazarlığı kabul etmez.
Teröristlerin bildiği ancak Türk milletinden gizlenen bir gerçek varsa, bu açıkça bir ihanet sürecidir. Bizim gözümüzde ihanetin doğası değişmez: Dün de ihanetti, bugün de ihanettir, yarın da öyle olacaktır.
Bugün ekonomik krizin vatandaşı ezdiği, geçim sıkıntısının her gün arttığı bir dönemde, hükümetin dikkatleri başka yere çekmek için “Cambaza bak cambaza” siyaseti yürüttüğü çok açıktır. Halkımız sabırlıdır, hoşgörülüdür ancak söz konusu vatan olduğunda hiçbir ihaneti unutmaz ve affetmez.
İktidar, daha önce defalarca kullandığı ‘kandırıldık’ bahanesine yeniden sığınmamak istiyorsa, bu tür görüşmeleri bir daha gündeme dahi getirmemelidir. Yıllardır 50 binden fazla şehidimizin kanı akmışken, bir terörist için ‘umut hakkı’ gibi akıl dışı bir söylem kullanılması kabul edilemez. Bu ifadeler, şehitlerimizin ailelerinin yarasını kanatmakta, milletimizin vicdanında kapanmaz izler bırakmaktadır.
Biz İYİ Parti olarak, hiçbir terör odağıyla pazarlık yapılmasına, milletin iradesinin dışında hiçbir kapalı kapı görüşmesine izin vermeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz. Türk milleti neyin doğru olduğunu bilir, zamanı geldiğinde gereken cevabı sandıkta verir.”