BOLU Tanıtım

BOLU Tanıtım Benden Selam Olsun Bolu Beyine...

08/12/2013

Meşhur Yemekleri;

Bolu Orman Kebabı, Kabaklı Gözleme, Kaşık Sapı, Abant Kebabı, Keşli Cevizli Erişte, Gelibolu Çöreği, Abant Usulü Kuzu Kebabı, Kaymaklı Höşmeni, Keçi Peynirli Tel Kadayıf, Mantarlı Gerede Pilavı, Tavuklu Mengen Pilavı, Bolu Tarhana Çorbası, Mengen Pilavı, Sütlü Oğmaç Çorbası, Paşa Pilavı, Pekmezli Bolu Pilavı, Bolu Kurabiyesi, Abant Usulü Patlıcanlı Kebap, Balkabaklı Gözleme, Höşmeni, Köroğlu Sarması, Mantar Sote, Taze Fasulye Çorbası, Kaygana

08/12/2013

Tarihi Yerleri;

Akşemsettin Türbesi, Yıldırım Beyazıt Cami, Saraçhane Cami, Ilıca Cami, Süleyman Paşa Cami, Kanunî Cami, Eskiçağa Yıldırım Cami, Aşağı Tekke Türbesi, Akşemseddin Türbesi, Kasım Dede Türbesi, Yukarı Taşhan, Tabaklar Hamamı, Süleyman Paşa Hamamı, Yıldırım Hamamı, Mudurnu Evleri, Seben Kaya Evleri, Kadı Cami, İmaret Cami, Ilıca Cami, Yıldırım Cami, Yukarı Tekke Cami, Tokad-i Hayreddin Türbesi, Ömer Sekkin Türbesi, Ümmi Kemal Türbesi, Babahızır Türbesi, Orta Hamam, Sultan Hamamı, Yıldırım Beyazıt Hamamı, Göynük Evleri

30/11/2013

Bolu Müzesi

Bolu ve çevresine ait eserlerin korunması ve sergilenmesini sağlamak üzere 1975 yılında İlimize Müze Memurluğu kurulmuştur. Bir süre eski Güzel Sanatlar Galerisi binası içinde faaliyet gösteren Müze Memurluğu:1976 yılında Bolu Kültür Merkezine taşınmıştır. Müze Memurluğu, 1977 yılında Müze Müdürlüğü haline dönüştürülmüş olup; teşhir - tanzim çalışmaları tamamlanarak 14.11.1981 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Bolu Müzesi, 12 Kasım 1999 tarihindeki depremde hasar görmüş ve ziyarete kapatılmıştır. 1999 - 2006 yılları arasında ziyarete kapalı olan Müze, 2006 yılı içersinde teşhir-tanzim çalışmaları tamamlanarak 18 Mayıs 2006 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.

Kültür Merkezi binasının giriş katında yer alan Müze; arkeoloji salonu ve etnografya salonu olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. Müzede 2935 adet arkeolojik, 1682adet etnografik ve 11364 adet de sikke olmak üzere toplam 15981 adet eser bulunmaktadır.

Arkeoloji Salonu : Neolitik Dönem, Eski Tunç Çağı, Frig, Urartu, Lidya, Grek eserleri, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer, cam, maden ve pişmiş topraktan yapılmış eserler bulunmaktadır. Kronolojik olarak sergilenen bu eserler arasında özellikle Roma dönemine ait olan mermer heykeller, pişmiş toprak ve cam mezar hediyeleri dikkat çekmektedir. Arkeoloji salonunda; Grek, Roma, Bizans ve İslami kültürlere ait bronz, gümüş ve altın sikkelerin sergilendiği zengin bir sikke bölümü de bulunmaktadır. Ayrıca Bolu İli, Merkez İlçede yapılan kurtarma kazısında açığa çıkarılan ve Roma dönemine ait olan bir tuğla mezar örneği de; iskelet ve orijinal mezar hediyeleri ile birlikte arkeoloji salonunda sergilenmektedir.

Etnografya Salonu: 19.yüzyıl ve 20.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen, yakın geçmişimize ait eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında; mahalli el sanatlarımızdan olan Mudurnu oyaları, Bolu’da kına gecesi, eski Bolu evi mutfağı ve oturma odalarının canlandırıldığı bölümler, ziynet eşyaları, dini eserler, silah koleksiyonu ve çeşitli dokumalardan oluşan eserler bulunmaktadır.

30/11/2013

Korunan Alanlar

Yedigöller Milli Parkı
Abant Gölü
Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı
Akdoğan (Ebe Çamı) Tabiatı Koruma Alanı
Kökez Tabiatı Koruma Alanı
Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı
Tabiat Varlıkları Akkaya Travertenleri
Anıt Ağaçlar

08/11/2013

Kültürel Detaylar

Kültür-Dil
Edebiyat
Anlatmalar
Şiirler
Türküler
Mani
Kalıplaşmış Sözler
Hayatın Dönüm Noktaları
Bayramlar,Törenler,Kutlamalar
Gelenekler
İnanışlar
Seyirlik Oyunlar
El Sanatları Ve Hediyelik Eşya
Halk Oyunları
Yöre Mutfağı (Gastronomi)

08/11/2013

Bolu da yapılan turizm aktiviteleri

Kültür Turizmi
Termal Turizmi
Kış Turizmi
Kongre Turizmi
Yayla Turizmi
Dağ ve Doğa Yürüyüşü
Bisiklet Turizmi
Kamp ve Karavan Turizmi
Sportif Olta Balıkçılığı
Kuş Gözetleme
Atlı Doğa Yürüyüşü
Bitki İnceleme
Yamaç Paraşütü
Yaban Hayatı

29/10/2013

Yayla Turizmi

Bolu arazi yapısı, iklimi, su kaynakları ve doğal bitki örtüsü gibi özellikleriyle yayla zengini illerimizden biridir. Bolu yaylaları sayı bakımından fazlalığın yanında (383), doğal güzellik ve uygun iklim bakımından da, Türkiye’nin önde gelen yaylaları arasındadır. Sayının fazla olmasına karşın, genelde her bir yaylanın alan genişliği fazla değildir. Yaz aylarının sadece sağlıklı serinlik içinde geçmesi değil, fazla yağışlı olmaması da, Bolu yaylalarının kullanışlılığını artırmaktadır.
Ulaşım olanakları genelde iyi durumdadır. Ayrıca çoğu yaylalar orman kenarı, kimileri de orman içi konuma sahiptir. Bütün bu olumlu özellikler, Bolu’yu yayla turizmi açısından önemli bir potansiyel bölge yapmaktadır.

Aladağ Yaylaları : Bolu'nun 25 - 30 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, yer alırlar. Orman alanları arasında, yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylaların çevresinde Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile Beşpınarlar Mevkiinde Ülkemizin tek özgüven geliştirme ve doğa sporları merkezi olan Mountrain Kamping bulunmaktadır. Bölgedeki yaylalar arasında trekking ve dağ bisikleti için uygun parkurlar vardır.

Aladağ İzcilik Kampı Tel: 0374.238 11 25

Sarıalan Yaylaları : Bolu’nun 20 km. güneydoğusunda Kartalkaya yolu üzerinde, çevresinde 14 yaylanın olduğu bir yayla grubudur. Burada da kamp, piknik, trekking ve konaklamak için uygun yerler vardır. Saraycık yaylası kenarında bulunan gölet ise yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır.

Bölgedeki Tesisler Tel (0374)
Köroğlu Konağı : 218 90 07 (Turizm Belgeli)
Baysal Otel : 218 90 16
Sarıalan Dağ Evi : 218 90 43
Özcan Dağ Evleri : 218 90 81
Saraycık Gölevi :0533.2366068

Kızık Yaylası : Bolu’nun 25 km güneyinde Seben yolu üzerinde bulunan Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Bu evlere merdiven yerine kullanılan kertilmiş tahtalarla çıkılır. Geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler oldukça değişik özellikler taşırlar.

At Yaylası : Bolu'nun 10 km. kuzeyinde 1150-1250 m. yükseltide 1-2 km. aralıklarla 7 adet yayla bulunmaktadır. Özellikle kirazları ile ünlü olan bu yayla grubunun etrafında meyve bahçeleri vardır. Burada her yıl geleneksel kiraz bayramı şenlikleri yapılır.

Gerede Yaylaları : Gerede'nin güneyinde 1200 - 1500 m. yüksekliklerde bulunan bu yaylalar, Haşat, Zorpan, Yünlü ve Doğu Köroğlu Dağları üzerinde bulunan Dörtdivan yaylalarıdır.

Göynük Yaylaları : 1000-1500 m. yükseltide aynı şeritte sıralanan yaylaların en önemlileri Karabey ve Kaşıkçı yaylalarıdır.

Kıbrısçık Yaylaları : Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda bulunurlar. Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira, Tenbel, Ardalan en önemli yaylalardandır.

Mengen Yaylaları : Mengen İlçesinin doğusunda yer alan başlıca yaylalar; Sarıklı, Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sepetçiler, Çelebioğlu ve Çiftçatak yaylalarıdır.

Mudurnu Yaylaları : İlçenin 12 km. kuzeyi ve Abant Gölü çevresinde yer alırlar. 1550 m. yükseltideki Dedeler, Alpağut, Dodurga ve Dağyolu yaylaları en önemlileridir.

Seben Yaylaları : Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseltide olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Seben yolu üzerinde Taşlıyayla mevkiinde yapılan ve yaklaşık 833 hektar alanı kaplayan Taşlıyayla Göleti çevresine çeşitli turistik tesisler yapıldığında, göletin bölgeye turistik hareketlilik kazandırması beklenmektedir.

25/10/2013

YÖRESEL KIYAFETLER

Folklorun konuları arasında yer alan geleneksel dokumalar, kıyafetler ve el sanatları ilimizin gösterişli maddi kültür ürünleridir. Giyim kuşam insanın içinde yaşadığı zamana, topluma, geleneklere ve zevklere göre biçimlenmektedir. Günümüzde yöresel kıyafetler sandıklarda yer almakta ancak özel günlerde giyilmektedir. Kadınlar giyecekleri kıyafetleri yıllarca kendi dokuma tezgahlarında el emeği göz nuru dökerek dokumuşlar, hatta ihtiyaç fazlasını satarak evlerinin geçimlerine de katkıda bulunmuşlardır. Kıyafetlerini aksesuarlarla süslemişler, duygu ve düşüncelerini nakışla, oya ile dile getirmişlerdir. Yörede artık kullanılmayan ancak hala örneklerine rastlayabildiğimiz kıyafetler şunlardır;

Başta fes kullanılmaktaydı. Fesin üzerine değişik motiflerde dövme olarak yapılan gümüş tepelik takılır. Gümüş tepelik kare biçiminde olup, alına gelen kısmına altın paralar dizilmektedir. Fesin kenarına kırmızı renkte iplikli kumaştan çeki bağlanır. Gelin başında çizgilik, aynalık adı verilen aksesuarlar kullanılır. Genç kızlar evleninceye kadar bu baş süslemesini yapamazlar. Gelinin başına yüzünü kapatacak şekilde al veya çatkı adı verilen kırmızı pullarla işlemeli örtü örtülmektedir. Çember veya çevre olarak adlandırılan başörtüsü Göynük’te “Tokalı”, Kıbrısçık’ta “Nakışlı Yazma”, Mengen’de “Telli ve nakışlı pov” olarak adlandırılmaktadır.

“Alaca don” adı verilen giysi dokuma kumaştan dikilen bir tür şalvardır. Boyuna çizgileri olup bordo, mavi veya kırmızı renklerdedir. Fistan ve boy gömlekle giyilmekte iken günümüzde sadece alaca üzerine kazak ile kullanılmaktadır. Yakası işlemeli, önden düğmeli, beyaz üzerine mavi veya kırmızı renkte kareli olarak dokunan iç göynek ve onun üzerine giyilen boy göynek yün pamuk ipliğinden dokunmaktadır. Boy göyneğin etek uçları, yaka ve ön kısmı kök boyalı (bitkisel boyalar) ipliklerle işlenmektedir. Bu işlemelerin motifleri at nalı, koyun gözü, aynalı, güllü, kaz ayağı gibi isimlendirilmektedir. Üç etek; fistan ve boy göyneğin üzerine giyilen değişik renk ve desenlerde olabilen üç parçadan oluşan bir giyim. Yaka ve etek uçları tığ ile işlemelidir. Ön iki parçası bele takılan kuşakta toplanarak giysi kullanılmaktadır. Cepkenin çuhadan yapılanına “fermana” kadifeden olanına ise “salta” adı verilmektedir. Giysinin her iki yanı ve kol yanları gümüş rengi sim iplikle işlenmiştir. Üç eteğin üzerine giyilmektedir. Mudurnu ve Göynük ilçelerimizde geleneksel kıyafet olarak “bindallı”, “üç etek”, “top entari”, “bindal ceketi” kullanılmaktadır. Bindallı başta fes ve çatkı ile kullanılan evli kadınların giydiği bir giysidir. Evlenmemiş kızlar sadece üç etek giyer başlarına gül takarlar. Top entari ve bindal ceket özel günlerde daha çok yaşlı kadınların rağbet ettiği bir giysidir. Söz, nişan, kına gibi özel günlerde içine hediyeler koymak amacıyla kıl iplikle dokunmuş heybe taşınmaktadır.

24/10/2013

Evliya Çelebi, Bolu'yu şöyle anlatır:

“Bu Bolu nam yer, gerçekten mamur büyük bir şehirdir ki, topraklı bir dağ arasında kurulmuştur. 34 mahallesi ve 34 camisi vardır. (Osmanlı devrinde her mahalle 1 cami etrafında kurulan yerleşim merkezi idi.) Üç bin kadar tahta örtülü güzel evleri vardır. Bazı zenginlerin evleri ve hanları kiremit örtülüdür. Camilerin en güzeli çarşı içindeki Mustafa Paşa Camiidir ki, gayet kalabalık cemaati olur. Ferhad Paşa Camii de gayet mamur olup, hepsi Süleyman Hanın, koca Mimar Sinan'ın işidir. 400 kadar mamur süslü dükkanı vardır. 70 kadar mektebi vardır. 200'den fazla hafızı vardır. Bilginleri pekçoktur. Buranın kadısına yıllık 5 bin kuruş, beyine yıllık 10 bin kuruş maaş verilir... Bu Bolu'nun Oğuz adamları (Oğuz aşireti) vardır. Kadınları hep ferace giyip gezerler, gayet kapalıdırlar. Beyaz kirazı ve bozası övülmeye değer... Şehrin güney tarafı dışında bağlara yarım saat yakın bir yerde küçük eski tarzda bir ılıca vardır. Allahü tealanın yarattığı dünyaca meşhur bir sıcak sudur. Son derece sıcak olup, uyuz hastalığına faydalıdır. İçenin midesini düzeltir, vücudunu pamuk gibi yapar... Soğuğu meşhurdur. Soğuk anıldığı zaman; "Erzurum soğuğu: Beni arayan Bolu'da bulur, demiş!" diye bir darbımesel söylerler. Halk diri, iri yapılı Türk taifesidir. Dik başlı, yaman ve yiğit adamlardır."

20/10/2013

KAPLICALAR

Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu mevkiinde bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir. Termal turizm merkezi olan bölgede termal otel ve büyük kaplıca, küçük kaplıca ve Sağlık Bakanlığı'na ait fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi olmak üzere üç birim hizmet vermektedir. Doğal kaynaklı olan bu kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Karacasu Termal Turizm Merkezi (Sağlık Turizmi) Mudurnu'ya 5 km. Mesafede bulunan kaplıca suları, travertenler arasından çıkmaktadır. 18 yataklı bir tesis bulunmaktadır. Kaplıca suyu metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir. Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. 66ºc sıcaklığındadır. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihî bir hamam vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Bağlum kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. Güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. Kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Kaplıcada özel şahıslar tarafından işletilen pansiyonlar bulunmaktadır. Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu Köyü yakınındadır. Kaplıcanın romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

18/10/2013
18/10/2013

BOLU MUTFAĞI
Bolu yöresinin tarihi ve turistik özelliklerinin yanı sıra yemekleri de oldukça zengindir. Özellikle Mengenli aşçılar dünyaca tanınmışlardır. Mengen'den yetişen aşçıların tarihi padişah mutfaklarına kadar dayanmaktadır. Atatürk'ün aşçısı da Mengenliydi. Günümüzde turistik tesislerin bir çoğunda Mengenli aşçılara rastlamak mümkündür. Aşçılık sanatı Mengen İlçesinin ata mesleğidir. Bu nedenle Mengen'de 1985 yılında Anadolu Aşcılık Meslek Lisesi açılmış ve bu sanatın bilimsel olarak geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Her yıl Eylül ayının ilk haftasında da Mengen'de Türkiye'nin tek "Aşçılık Festivali" düzenlenmekte ve yarışma, sergi, konser, panel, şov, spor karşılaşmaları gibi etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Özellikle her yıl değişik türde bir şov yemeği hazırlanmakta ve çok ilgi çekmektedir.
Yöremizde genellikle mutfak, yemek yapmak ve oturmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle evler yapılırken, mutfağın geniş olmasına özen gösterilmektedir. Köylerde hemen hemen her evin bahçesinde tuğla ve topraktan yapılmış fırın bulunmaktadır.
Yöresel Yemeklerimiz

BAŞLICA YÖRE YEMEKLERİ
Ovmaç Çorbası, Kızılcık Tarhana Çorbası, Tarhana Çorbası, Nohutlu Çorba, Yayla Çorbası, Yoğurtlu Bakla Çorbası, İmaret Çorbası, Çiğ Börek, Kabaklı Gözleme, Acı Su Bazlamacı, Çantıklı Pide, Etli Mantı, Ekmek Aşı, Patatesli Köy Ekmeği, Kedi Batmaz, Mantar Sote, Orman Kebabı, Kaldırık Dolması, Kaşık Sapı, Mengen Pilavı, Höşmerim, Mengen Kuzu Güveç, Katık, Kaşık Atmaç, Bakla Çullaması, Paşa Pilavı, Kabak Hoşafı, Kara Kabak Tatlısı, Palize, Coş Hoşafı, Karavul Şerbeti, Kızılcık Şurubu, Saray Helvası.
Orman Kebabı

Bolu Mutfağına Özgü Yemeklerden Bazıları :

Yayla Çorbası : Bir tencerede tuzlu su kaynatılır. Ayıklanmış pirinç suyun içine atılır. Başka bir tencerede pişirilen nohut ta ilave edilir. Bir kapta 1 bardak un, 2 kaşık süzme yoğurt ve 1 yumurta karıştırılıp çorbaya yedirilir. Ara sıra karıştırılarak pişirilen çorbanın üzerine kızartılmış tereyağı dökülerek servis yapılır.
Bolu Yayla Çorbası

Yoğurtlu Bakla Çorbası : Bir tencerede kaynayan suyun içine küçük bir soğan rendelenir. Baklalar kırılıp yıkandıktan sonra tencereye atılır ve pişirilir. İçine un, yoğurt, 1 yumurta ve tuz karıştırılır. İyice piştikten sonra üzerine yağ kızdırılıp dökülür ve servis yapılır.
Kabaklı Gözleme : Kat kat açılan iki yufkanın arasına rendelenmiş kabak ve şeker kavrularak sürülür. Yufkaların kenarları bastırılarak birbirine yapışması sağlanır ve sac üzerinde pişirilir. Üst üste konulan gözlemeler yağlanıp kalbura bastırılarak şekil verilir. Kesilerek kaymakla birlikte servis yapılır.

Paşa Pilavı : Haşlanmış patateslerin kabukları soyulur ve doğranır. İçine 1-2 adet haşlanmış yumurta ve soğan doğranır. Maydanoz, karabiber, kırmızı pul biber, yağ ve limon ilavesiyle karıştırılır ve servis yapılır.

Coş Hoşafı : Şeker pancarları temizlenir ve kabukları ile iyice suda pişirilir. 3-4 saat kaynadıktan sonra kabukları soyulur ve ince ince doğranır. Ekşi olması için içine pestil veya erik kurusu ve su ilave edilir. Soğuduktan sonra makarna veya pilavın yanında servis yapılır.

Höşmerim : Kaymak ve süt bir tencerede kaynatılır. Yavaş yavaş un ilave edilip, karıştırılarak pişirilir. Elde edilen hamur tavaya alınarak tere yağda kızartılır. Üzerine şeker serpiştirilerek servis yapılır.

Saray Helvası : Un yağda kavrularak miyane haline getirilir. Şeker suda ağda kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Daha sonra elde çekiştirilerek liflenmesi sağlanır. Biraz dinlendikten sonra tepsiye tepilir. Unun ve şekerin birbirine iyice karıştırılıp yedirilmesi gerekmektedir. Tepsiye tepilen tatlı baklava şeklinde kesilerek servis yapılır.

BOLU MÖNÜSÜ

Bolu Gözlemesi
Bolu Köftesi
Bolu Patates Çorbası
Bolu Salatası
Bolu Beyi Tatlısı
Mengen Pilavı
Cevizli Keşli Erişte (Makarna)
Abant Kebabı
Kartalkaya Kebabı
Yedigöller Kebabı

Address

İzzet Baysal Caddesi
Bolu
14100

Telephone

0356 212 00 00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when BOLU Tanıtım posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share