31/05/2026
Bu halk zorbalara boyun eğmez!
2013 yılının 31 Mayıs akşamı binlerin akın ettiği Taksim’de başlayan ve memleketin dört bir yanına yayılarak milyonlarca emekçinin parçası olduğu Haziran Direnişi halkın boyun eğmeyeceğini, bu memlekette umudun tükenmeyeceğini gösterdi.
AKP, muhalefetin ve iktidar ortaklarının da yardımlarıyla Türkiye’yi esir almış ve düzen siyaseti halkı bu esarete alıştırma görevini üstlenmişti. AKP Türkiye’yi dönüştürmek için cüretli adımlar atarken ona engel olabilecek hiçbir güç yok gibi gözüküyordu.
Haziran Direnişi her şeyden önce bunun doğru olmadığını ispat etti: Düzen siyaseti ve meclis muhalefeti yıllar boyunca halkı oyalamıştı, oysa ki halk hareketi AKP’yi durduran ve Erdoğan’a sınırlarını gösteren asıl güçtü.
Haziran Direnişi’nden sonra 13 yıl boyunca yaşananlar da bunu kanıtladı. Halkın öfkesinden ve Haziran’da ortaya çıkan enerjisinden korkulmuştu. AKP bunu her fırsatta direnişin meşruiyetine saldırarak, direnişin kökünün dışarıda olduğuna dair kanıtlar uydurarak gösterdi. Muhalefet ise kendi kontrolünde olmayan bir hareketin mevcut sistemin meşruiyetini de sarsabileceğini bilerek buna yol açmaması için sorumluluk üstlendi.
Halbuki Haziran Direnişi’nde özgürlükleri için mücadele edenler laik ve yurtsever duyarlılıklarla hareket etmiş, AKP projesinin zıttı olarak “dış güçler”in müdahalelerine izin vermemiş, ayaklarını memleketin toprağına basmasını bilmişti. Haziran Direnişi’nin bu karakteri, topraklarımızın AKP eliyle yeni NATO birliklerine açıldığı, ülkemizin daha Amerikancı ve NATO’cu bir eksene doğru sürüklendiği bugünlerde daha büyük anlam kazanmaktadır.
Bu halk kaderini kendi eline aldığında parlamış, özgüvenini kazanmış ve Türkiye tarihinin en önemli toplumsal olaylarından birine imzasını atmıştır.
Karanlığın içerisinde bir işaret fişeği gibi parlayan bu direnişi selamlıyoruz.