03/06/2026
Success Stories | Part 18 of 52
1. Could you briefly introduce yourself and your connection with Finland?
My name is Serena. I am a doctoral researcher at the University of Helsinki working in the field of metabolism, with a particular focus on adipose tissue and iron metabolism. My research explores how metabolic tissues function and communicate, and how these processes may relate to health and disease. My connection with Finland is both personal and academic: I grew up with two cultures in my family, with my mom being Finnish and my dad being Turkish. Finland has been an important part of my identity, education, and way of seeing the world.
2. How did your academic experience in both countries shape your career as a researcher, and what differences between Finland and Türkiye stood out to you?
Experiencing both Finland and Türkiye gave me a broader perspective as a researcher. In Finland, I experienced a very functional academic environment where independence, trust, and open communication are strongly encouraged. What stood out to me especially was the openness to collaboration beyond specific niches, disciplines, and cultures, an environment where experts can meet, exchange ideas, and create something stronger together. Türkiye, on the other hand, shaped me with its dynamic pace, adaptability, and strong interpersonal connections. I think being exposed to both systems helped me become more flexible, open-minded, and comfortable working with people from different backgrounds.
3. What does living within two cultures mean to you?
For me, living between two cultures is both a richness and a continuous learning process. It means carrying different languages, values, habits, and ways of thinking at the same time. Sometimes it can feel like not fully belonging to one place, but over time, I started to see it as a strength. It allows me to understand people from different backgrounds more easily and to build my own identity with more freedom. I feel lucky to have both cultures as part of who I am.
_____________________________
Başarı Hikayeleri | Bölüm 18/52
1. Kendinizi ve Finlandiya ile olan bağlantınızı kısaca tanıtabilir misiniz?
Benim adım Serena. Helsinki Üniversitesi’nde metabolizma alanında çalışan bir doktora araştırmacısıyım; özellikle yağ dokusu ve demir metabolizmasına odaklanıyorum. Araştırmalarım, metabolik dokuların nasıl işlediğini ve birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu, ayrıca bu süreçlerin sağlık ve hastalıkla nasıl ilişkili olabileceğini inceliyor. Finlandiya ile olan bağım hem kişisel hem de akademik: Ailemde iki kültürle büyüdüm; annem Fin, babam ise Türk. Finlandiya, kimliğimin, eğitimimin ve dünyayı algılama biçimimin önemli bir parçası oldu.
2. Her iki ülkedeki akademik deneyiminiz bir araştırmacı olarak kariyerinizi nasıl şekillendirdi ve Finlandiya ile Türkiye arasındaki hangi farklar dikkatinizi çekti?
Hem Finlandiya’yı hem de Türkiye’yi deneyimlemek bana araştırmacı olarak daha geniş bir bakış açısı kazandırdı. Finlandiya’da, bağımsızlığın, güvenin ve açık iletişimin güçlü şekilde teşvik edildiği çok işlevsel bir akademik ortam deneyimledim. Özellikle dikkatimi çeken nokta, belirli niş alanların, disiplinlerin ve kültürlerin ötesinde iş birliğine açıklıktı; uzmanların bir araya gelip fikir alışverişinde bulunabildiği ve birlikte daha güçlü çıktılar üretebildiği bir ortam vardı. Türkiye ise beni daha dinamik temposu, uyum sağlama becerisi ve güçlü kişilerarası ilişkileriyle şekillendirdi. Bence her iki sistemi de deneyimlemek, beni daha esnek, açık fikirli ve farklı geçmişlerden gelen insanlarla çalışmaya daha yatkın hale getirdi.
3. İki kültür içerisinde yaşamak sizin için ne ifade ediyor?
Benim için iki kültür arasında yaşamak hem bir zenginlik hem de sürekli devam eden bir öğrenme süreci anlamına geliyor. Aynı anda farklı dilleri, değerleri, alışkanlıkları ve düşünme biçimlerini taşımak demek. Bazen tek bir yere tam olarak ait olmama hissi verebiliyor, ancak zamanla bunu bir güç olarak görmeye başladım. Farklı geçmişlere sahip insanları daha kolay anlamamı ve kendi kimliğimi daha özgür bir şekilde inşa etmemi sağlıyor. Her iki kültürün de benim bir parçam olması konusunda kendimi şanslı hissediyorum.