13/10/2020
ÜMMET-İ İSLÂM 'yı Bekliyor...
Ankara'da bir kurumda Genel Müdürüm:
Bazı problemler yaşamış ve eşimden boşanmıştım!
Çok yıpranmış, dengemi kaybetmiş olduğumdan, toparlanayım diye kurum bana bir ay mazeret izni vermişti...
Bu süre zarfında yeni bir evlilik yaptım ve eşimle birlikte Uzak Doğu seyahatine çıktım. Yolumuz 'ya uzandı!
Başkent ’da büyük bir mağazada eşime uzak doğu kumaşı almak istedim.
Pazarlığını yaparken konuşmamızı duyan mağaza sahibi İngilizce ile;
-‘’Siz Türk müsünüz?’’ diye sordu...
Evet cevabını alınca çok heyecanlandı ve bana sarıldı:
-‘’Bu kumaş size hediyemizdir, lütfen kabul edin; mağazamız açıldığından beri ilk kez bir Osmanlı torunu şereflendiriyor." dedi.
Bizi özel odasına aldı ve kahve ısmarladı...
Ayrılırken:
-‘’Yarın CUMA'yı nerede kılacaksınız?" diye sorunca ben afalladım!
Bende yok, yok!
Ama bu kadar iltifat gördükten sonra da kılmıyorum demeye de utandım.
-‘’Ben buraya yeni geldim. Şehri tanımıyorum. Siz hangi camiye götürürseniz ben oraya gelirim.’’ dedim, kıvırttım!
Patron,
-"Tamam der, ben sizi yarın araba ile aldırırım!"
Otelin adresini verdim ve çıktık...
Bir dükkandan kendime bir takke satın aldım!
Ertesi Cuma günü beni otelden aldılar ve başkent 'nın en büyük camisine götürdüler...
Minber'in en başında bana yer ayırmışlar!
hutbeye çıktı ve başladı:
-"Sevgili kardeşlerim, eğer bizler burada dinimizi rahat yaşıyorsak, huzurla Allah diyebiliyorsak, hak-hukuk-adalet ile tanışmışsak, insanca yaşıyorsak ve şimdiye kadar bu vasıflarımızı koruduysak bilin ki bu OSMANLI sayesinde olmuştur. Zalim haçlı dünyasına karşı direnebilmiş ve inancımızı muhafaza edebilmişsek bunu Osmanlıya borçluyuz. Allah bu millete zeval vermesin. Allah bu milleti payidar eylesin, Allah bu milleti başımızdan eksik etmesin. Sevgili kardeşlerim biliyor musunuz?
Şu anda aramızda vardır. Cumamız bununla bereketlenmiştir. Şimdi hutbeyi okumak üzere onu davet ediyorum." dedi...
Ve der demez hızla bana geldi ve sarığı cübbeyi bana giydirdi!
Olaylar o kadar hızlı gelişti ki itiraz etmeye fırsat bulamadım!
Ben şok oldum, bana bu kadar değer verildiğini bilmiyordum! Kalktım mecburen. Cuması, Namazı olmayan ben şimdi hutbe okuyacağım!
Minbere çıkarken içimden nasıl yalvarıyordum, anlatamam!
-‘’Aman Yarabbi, beni bu güzel insanlar karşısında mahcup etme, aman yarabbi beni ve milletimi rezil etme, aman ya rabbi bana yardım et, ayıbımı gizle, yarabbi beni bu zorluktan kurtar diye yalvara yakara çıktım...
Yüzümü cemaate çevirdim. 25 bin kişi. Onlar bana bakıyor. Ben onlara bakıyorum derken dilim çözüldü:
-"Sevgili kardeşlerim size Türkiye’den kardeşlerinizden selam getirdim."
Hep bir ağızdan:
-‘’Aleykümüsselam’’ diye camiyi titrettiler!
Ve başladım...
-"Sevgili kardeşlerim hiç şüpheniz olmasın ki Osmanlı dimdik ayaktadır, her zaman arkanızdayız, her zaman İslamla HÂKK ile birlikteliğimiz devam ediyor, size her zaman yardıma hazırız vs."
Cemaat öyle bir dalgalandı ki!
Hutbeden sonra beni büyük bir konvoyla otele bıraktılar, devlet başkanı uğurlar gibi...
Onlar gidince otel odama girdim, ağladım, ağladım...
-"Hey Allah’ım! Dünyadaki insanlar, mazlumlar bizden ne bekliyor, biz ne işle uğraşıyoruz?" diye... 🇹🇷☝️🤔😔