Emekli Polisler

Emekli Polisler Emekli olmuş,teşkilatta yıllarını ,vatan millet uğruna harcamış dava arkadaşlarını biraraya getirmek ve unutulmamak üzere kurulmuş bir sayfadır

11/04/2026
Akrabam İzmir emniyet müdürlüğü kadrosundan emekli polis memuru Halim kaymak uzun zamandır yakalandığı amansız hastalık ...
22/03/2026

Akrabam İzmir emniyet müdürlüğü kadrosundan emekli polis memuru Halim kaymak uzun zamandır yakalandığı amansız hastalık sonucu hakkın rahmetine kavuşmuştur cenazesi ikindi namazı sonrası Eşrefpaşa camiinden kaldırılıp Kemalpaşa mezarlığı na defin edilecektir.Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

Balat tarafı
20/04/2024

Balat tarafı

1973 Elazığ Maden,ben,ortada rahmetli Mehmet Derin ve Süleyman Ağır.
04/03/2024

1973 Elazığ Maden,ben,ortada rahmetli Mehmet Derin ve Süleyman Ağır.

İzmir 1964 yili
28/02/2024

İzmir 1964 yili

Çankaya kavşağı İZMİR 1976
19/02/2024

Çankaya kavşağı
İZMİR 1976

Neden 30 değil de 29 Ekim ?Atatürk Cumhuriyetin ilanı için, neden 29 Ekim’i seçti?İlandan 2 yıl sonra Ekim 1925’te, Fahr...
29/10/2023

Neden 30 değil de
29 Ekim ?

Atatürk Cumhuriyetin ilanı için, neden 29 Ekim’i seçti?
İlandan 2 yıl sonra Ekim 1925’te, Fahrettin Altay Paşa Atatürk’ün misafiridir.
Zihnini hep meşgul eden bir soru sorar ulu öndere.
“Paşam benim dikkatimi çekti…Cumhuriyetimizin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi acaba bir tesadüfmüdür? Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi”
Bunun üzerine Atatürk ona şöyle bir cevap verir.

“Fahrettin, mütarekenin ilk günlerini hatırlarmısın?..Saray ve hükümet, teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet sarayın, saray da itilaf devletlerinin elinin altına girmişti.Saray bu halden memnundu.
Fakat ben bunu kabul edemezdim.
Buna karşı koymakla bir çıkış yolunu temin ederek, bu mazlum milleti tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı harekete geçmek için kendimi vazifeli saymıştım.
Dünyada tek başımıza idik.

Fakat benim inandığım ideale, benimle beraber olanlar da bağlandılar ve netice hasıl oldu.

Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı.

Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı.
Peki 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti?

Dört yıl.

29 Ekim 1923 de Cumhuriyeti ilan ettik.
İşte 5 yıla sığdırdığımız büyük inkilap, bizim yaşadığımız şartlara duçar olmuş, hangi milletin tarihinde vardır?

Bu mazlum millet, kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır. Çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükafatı işte budur.

Bütün Dünya buna şahit olmuştur.
Daha da şahit olacakları vardır.

Beni en çok mesut eden hadise, bu mazlum milletin hak ettiği bu yere gelmesidir.

Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası çektiğim azabı bilirsin, yanımdaydın.

Mondros 30 Ekim’dir, Cumhuriyet 29 Ekim.

İşte bu da mazlum bir milletin ahıdır.
Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır”

Atatürk burada bir an durur, elini masanın üzerine koyar ve;

”Deyiniz ki bu, tarihten silinmek istenen bir milletin öcüdür”

Fahrettin Altay “Ama paşam bundan niye hiç söz etmediniz?” diye sorar.
Atatürk cevap verir “Şahsen övünmek olurdu. Oysa esas övünmek benimle beraber mefkureye inananların, milletin ve ordunun hakkıdır”

Atatürk’ün Cumhuriyet ilanı için 29 Ekim tarihini seçmesinin özel nedeni, bu cümlelerden de anlaşılıyor.
Ulu önder 30 Ekim 1918’de imzalanan “Mondros Mütarekesi” ile her anlamda teslimiyet içine girmiş, kendi tabiri ile esarete uğramış milletinin, kaç yıl bu esaret altında kaldığı sorusuna tam 5 yıl cevap vermek istemedi.
O nedenle 4 yıl 364 gün sonra Cumhuriyeti ilan ederek bir ifadeyi kesinleştirmek istemiştir.

Esaretten 1 gün önce Cumhuriyeti ilan ederek bir anlamda öc almak istemiştir.
Türk Milleti 5 yıldır esaret altındadır demek ona zor geldiğinden Türk Milleti 4 yıldır esaret altında kalmıştır diyebilmek için 30 Ekim’e bir gün kala cumhuriyetin ilan edilmesini istemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, Mağrur ve galip olarak, batılı devletlere “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum.. Sizden bir gün öndeyim..
Siz 29 Ekim’i tanıyacaksınız.” demiştir..

17/03/2023

HİÇ BİR PARTİLİ DEGİLİM
KİME OY VERİRSENİZ VERİN AMA BUNLARI DA UNUTMAYIN
BİR DAMLA TÜRK KANI OLAN UNUTMAZ.

İbrahim ERTEN (Konya)
Mustafa YILMAZ (Konya)
Erkan KAÇAN (Konya)
Mevlüt ÖZKAN (Konya)
Hilmi ŞAHİN (Konya)
Ali ARAR (Konya)
İlyas UYAR (Konya)
Hüseyin ÇELİK (Denizli)
Ahmet APAK (Denizli)
Ercan ÇOBANOĞLU (Denizli)
Mustafa KOÇANOĞLU (Denizli)
Baki UMUTLU (Denizli)
Şeref TAY (Denizli)
Mehmet ÖZTÜRK (Denizli)
Hasan GÜLTUTAN (Hatay)
Mehmet TURA (Adana)
Şenol CANSIZ (Samsun)
Cavit YAMAN (Samsun)
Nihat ODABAŞI (Kastamonu)
Ramazan AKKAYA (Kastamonu)
Uğur BOZACI (İstanbul)
Ünal KALAFAT (İstanbul)
Ahmet ARAN (Manisa)
Haydar ASLAN (Trabzon)
Murat ELİBOL (Çanakkale)
Aydın KUZEY (Çanakkale)
Adem ZONGUR (Kırıkkale)
Musa SARIGÖZ (Osmaniye)
Murat MENTEŞ (Bolu)
Hikmet ÖZDEMİR (Malatya)
Abdullah KARA (Antalya)
Birol İrfan ASKAR (Afyon)
Selahattin AYSAN (Isparta)
33 KİŞİNİN İSMİNİ OKUDUNUZ...
BU İSİMLER ;
ÇOĞUNUZA BİR ÇAĞRIŞIM YAPMAMIŞTIR.BEN SİZE HATIRLATAYIM.
OKUDUĞUNUZ BU İSİMLER,
24 MAYIS 1993 GÜNÜ
ÜZERLERİNE 1570 ADET KELEŞ MERMİSİ SIKILARAK
(HER BİRİNE ORTALAMA 50 MERMİ)
KATLEDİLEN, 33 SİLAHSIZ 20 YAŞLARINDA GENCECİK VATAN EVLATLARININ AD VE SOYADLARIDIR.
EVET 33 BU RAKAMI ÖMRÜNÜZÜN SONUNA KADAR UNUTMAMANIZ DİLEĞİYLE.
AŞAĞIDA YAZILANLARI KENDİNİZİ O TARİHTE O ASKERLERİMİZİN YERİNE KOYARAK
OKUMANIZI RİCA EDİYORUM…
YER:Elazığ-Bingöl Karayolu Bilaloğlu Mevkii YIL: 30 MAYIS 1993
33 vatan Evladının Şehit olduğu 24 yıl önceki katliamdan sağ kurtulan üç Asker, yaşadıklarını anlattı. Malatya’dan iki sivil midibüse biniyorlar. Hepsi sivil giysili, üniforma ve postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok, kendilerine refakat eden tek bir askeri
personel de. Saat 18.00. Bingöl’e 10 kilometre var.
Dağlık, dar bir yol. Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının karşı yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar. Şoföre bağırırlar; ‘Geri dön!’ Şoför oralı olmaz.
Zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiş...
Otobüsün kapısını, ‘Orada ben yoktum’ diyen Şemdin Sakık,
o zamanki adıyla ‘Parmaksız Zeki’ açıyor.
OSMAN PARTAL ANLATIYOR
Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim.
Van-Özalp’taki birliğime gidiyordum.
Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför,
bir ara lastik patladığını söyleyip durdu.
Lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm.
Aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum.
Galiba telsizle konuşuyordu. Şemdin Sakık,
‘Eylem planlanırken buradan askerlerin geleceğini bilmiyorduk’ diyor.
Yalan söylüyor. Çünkü ilk otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum.
Yolumuzu kestiklerinde şoförün kapısını bizzat Sakık açtı.
Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk kasketi ters takmıştı.
Omzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu.
Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu.
‘Arkada, geliyor’ cevabını aldı.
İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya.
Yani bizi bekliyorlardı.
DOĞULU - BATILI DİYE AYIRDILAR…
Geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük.
Mola verildiğinde niçin kaçırdıklarını, amaçlarını sorduk.
‘TC ateşkes ilan edince, iki gün içinde sizi serbest bırakacağız’
dediler. Saat 01.00 sularıydı. Sakık’ın talimatıyla tek sıra olduk.
Şemdin Sakık nereli olduğumuzu sorup,
Doğulu - Batılı diye bizi iki gruba ayırdı. Sakık, doğulu olmayan
benim de içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini söyledi. Dağda koşar adım yürümeye başladık. Bize eşlik eden teröristler sürekli değişiyordu. Toplam 300 kişiydiler. Bir köye gittik.
Kapısını çaldıkları evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı.
Kimi terörist evlere gidip istirahat etti. Bir ahıra soktular bizi öldürmek için. Sonra vazgeçtiler. Tekrar yürümeye başladık.
Sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum.
Yıldızlara son kez bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm.
Bir ırmaktan geçerken su içtik. Dağ yoluna çıktık.
Davranışları sertleşti. Durdurdular. Saat 03.00 sıralarıydı.
Yolun kenarına dizilmemizi istediler. Kolkola girip sıklaşmamızı istediler. Yanımdaki arkadaşıma ‘Devrem bizi vuracaklar’ dedim.
DEVREMİ ÖLÜ GÖRÜNCE BAYILDIM…
Sinirden titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve Kanvasların
emniyetlerini açtılar. Sonumuzun geldiğini anladım,
Kelimei Şehadet getirip kendimi yere attım.
Taramaya başladılar. Dizime bir mermi isabet etti.
Vurulanlar üzerime düşüyordu. Kafamı koruyordum.
Hepimizin öldüğünden emin olmak için yüzlerce
mermi yağdırdılar. Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından
anladım. Altı yedi arkadaşım sağdı henüz.
Diğerleri paramparçaydı. Can çekişenler, hırıldayanlar,
ağlayanlar, inleyenler... Su istiyorlardı.
‘Anne, anne’ diye bağırıyorlardı. Öldüğümü zannediyordum.
Kendimi çimdikledim, ölmemişim.
Devremi beyni parçalanmış görünce bayılmışım.
Bizi yan yana dizip 1570 mermi sıktılar…
Ayılınca şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim.
Dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu.
Beyin, ayak... Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya çalıştım.
Kan kaybediyordum. Asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki
Elmalı Karakolu’na gittim.
Olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar ağlamaya başladı. Helikopter, tanklar geldi. Şehitleri aldık.
Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu.
Yani silahsız Erlerin her biri için 50 mermi kullanmışlardı.(Alıntıdır)saygı değer dostlar gelde bunlarla beraber ittifak yap.Bunlara oy vereninde ALLAH belasını versin.
Tüm Şehitlerimizin ruhları Şad olsun. Gazilerimize de Sağlık ve Afiyetler dileriz…

Address

Çankaya

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Emekli Polisler posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Emekli Polisler:

Share

Category