12/09/2022
NE SİZLERİ UNUTTUK NE KAHPE EYLÜLLERİ
“Kardeş kavgası!” dediler, “Eşitlik getireceğiz.” dediler, “Karıştır-barıştır.” dediler ve bu vatanın öz evlatlarına idam sehpalarını reva gördüler. Ne yapmıştı Ruhi Kılıçkıran? Suçu neydi Dursun Önkuzu’nun?
Askere, polise kurşun mu sıkmışlardı! Devlete, millete küfür mü etmişlerdi! Lenin’e, Stalin’e destanlar mı yazmışlardı! Atatürk resimlerini yakıp, Mao’nun resimlerini mi taşımışlardı! Üniversitenin duvarına “Muhammed’in piçleri giremez.” yazanlar ülkücüler miydi!
Değildi elbet, ama tarihler Eylül 1980'i gösteriyordu. Ülkücülerin yazdığı büyük destan ise; "Ne ABD, ne komünist Rusya, Ne Kızıl Çin! Herşey Türk tarafından, Türk'e göre Türk için!.."
Ama tırnakları sökülen, tabutluklarda işkenceler gören Türk Milliyetçileri oldu. İşkenceler gördük, asıldık, suçlandık. Yani sözün özü; Yıkıldık, yakıldık: 'devrim' dediler. Bozkurtlara köpekçi, ite 'yavrum' dediler.
Ama gözü kara Türk Milliyetçileri hak, hakikat Allah yolundan dönmediler. Vatan, Bayrak, Kur'an, Ezan için, yeri geldi cellatlarından helallik isteyerek dar ağacına gittiler. Mahkemeler bir can daha aldığını sandı. 13 Ağustos 1982 günü sabaha karşı Ankara Ulucanlar cezaevinin bahçesinde idam edildiler.
Mustafa'lar ölür, Ali'ler ölür ama Allah davası ölmez! Zafer her zaman Allah'a inananlarındır. Bu kutlu yolda bir can değil binlerce can feda olsun. Unutmak tükenmektir, biz de unutmadık.