Arkeografi

Arkeografi Arkeografi bir gözdür.Araştırır, gezer, tecrübe eder, ögrenir, ölümsüzleştirir ve paylaşır.

📌 BİR LİMANIN DERİNLERDEN GELEN ÇIĞLIĞITrapezus; Zağanos Dere ve Kuzgun Dere vadilerinin ortasında, Ortahisar semtinde y...
15/08/2026

📌 BİR LİMANIN DERİNLERDEN GELEN ÇIĞLIĞI

Trapezus; Zağanos Dere ve Kuzgun Dere vadilerinin ortasında, Ortahisar semtinde yükselen akropolünden başlayıp Karadeniz'e doğru alçalarak dökülen topografyasıyla hiç şüphesiz harika bir liman şehriydi. Bu durum, onu dünden bugüne değişmeyen bir liman kenti kılmaya devam etti. Kuzgundere'nin Aşağıhisar bölgesine ulaştığı noktada, büyük olasılıkla İmparator Hadrianus döneminde inşa edilen liman; Justinianus döneminde kente yapılan cömert yatırımlarla varlığını sürdürdü. Modern Trabzon'un yapıları altında uzun süre saklı kalan bu önemli arkeolojik saha, nihayet 2022 yılında tekrar güneşle buluştu.

Ortahisar ilçesi Pazarkapı Mahallesi’nde, Kadınlar Sebze Hali inşaat sahasının batısında 2022 yılında başlayan çalışmalar, Trabzon’un tarihsel topografyasına dair ezberleri tazeleyecek nitelikteydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı izinleriyle, Trabzon Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve KTÜ'den Prof. Dr. Mehmet Yavuz’un bilimsel sorumluluğunda yürütülen 11 aylık yoğun arazi çalışması; kentin hafızasında silinmeye yüz tutmuş rıhtımı ve liman dokusunu yeniden gün yüzüne çıkardı. Sur duvarlarına paralel şekilde, kuzey-güney aksında yapılan sistematik açmalar, kentin Karadeniz ile kurduğu doğrudan bağın mimari kanıtlarını sundu.

🏛 Katman Katman Tarih: Ne Bulundu?

Kazı sahası tek bir dönemin değil; Helenistik, Roma, Doğu Roma, Trabzon Rum (Komnenos) ve Osmanlı dönemlerinin üst üste bindiği, tadından yenmez bir kronolojik süreklilik sunuyor. Söz konusu alanda; Antik Liman ve Rıhtım Duvarı, Sur Duvarı Kalıntısı, Antik Liman Kapısı, kuzeydoğuda olası bir deniz feneri kaidesi, Basamaklı Anıtsal Yapı, sarnıç, zeytinyağı işliği, barınak kalıntıları, tandır ocakları ve koruma altına alınan devasa pitoslar ilk büyük bulgular olarak kayıtlara geçmiş durumda. Öte yandan; çeşitli seramikler, çömlekler, kemik ve metal eşyalar ile Karadeniz ticaret ağının yoğunluğunu kanıtlayan 415 adet sikke ise heyecan verici küçük buluntular olarak kazı ekibi tarafından tespit edildi.

🛠 Müdahale, Konservasyon ve Restorasyon Kararları

Takdir edersiniz ki arkeolojik arazide bir yapıyı açığa çıkarmak işin yalnızca ilk aşamasıdır. Asıl mühim kısım, o yapının özgünlüğünü bozmadan geleceğe nasıl aktarılacağıdır. Kazı sonrası 2023 yılı dolaylarında hazırlanan bilimsel raporda sunulan koruma önerileriyle bu sürecin ilk adımını görüyoruz. Raporda; yıkılan ve eksilen rıhtım duvarlarının, inşaat kazısı sırasında korumaya alınan orijinal blok taşlarla veya aynı nitelikte imal edilecek taşlarla tamamlanması, rıhtım duvarında aksı kayan taşların numaralandırılıp fotoğraflanarak kaldırılması ve zemin blokajı yapıldıktan sonra yerlerine hassasiyetle tekrar konumlandırılması, askıda kalan Doğu Roma dönemi eklentilerindeki yıpranmış ahşapların çelik taşıyıcı elemanlarla modernize edilerek sağlamlaştırılması, sarnıç, pitoslar ve fener kaidesi gibi ilgi çekici bölümlerin şeffaf koruma çatılarıyla iklimsel etkenlerden korunması gibi nitelikli yaklaşımlar öne çıkıyor.

🌿 Sonuç: Bir "Arkeopark" Kazandırmak Fikri

Görünen o ki tüm bu koruma önerilerinin nihai hedefi; Pazarkapı’daki bu sahayı yalnız bir kazı alanı olarak bırakmaktan ziyade, Açık Hava Müzesi veya Arkeopark konseptiyle kentsel yaşama ve kültür turizmine kazandırmak, aynı zamanda yapıyı Trabzon’un çağları aşan hafızasındaki yerine yeniden yerleştirmek. Trabzon’un ticaret geçmişini, liman mimarisini ve katmanlı şehir kimliğini anlamak isteyenler için Pazarkapı, kentin merkezinde yaşayan devasa bir tarih kütüphanesi niteliğinde.

Şu aşamada henüz Arkeopark hedefine ulaşılmamış olsa da sahada çalışmaların devam ettiğini gözlemledim. Umuyor ve yakından takip ediyorum ki, Trabzon hak ettiği o büyüleyici açık hava müzesine en kısa sürede kavuşacak.

Çünkü toprağın altından çıkan her bir taş blok, sadece bir mimari kalıntı değil; yüzyıllar önce bu rıhtımdan Karadeniz’in sisli ufuklarına bakan insanların, o limana yanaşan ahşap gemilerin ve dalga seslerine karışan tüccar bağırışlarının canlı birer tanığı. Betonun altına hapsedilmiş kentsel hafızanın yeniden nefes almaya başlaması, kentin kendi kökleriyle kurduğu o kadim bağı tazeleyen en anlamlı adım. Dilerim ki bu taşlar, üstünde yürüyen her kentliye bir zamanlar Karadeniz’in tam da bu noktada karayla kucaklaştığını fısıldamaya devam eder...

📌 Yazının Yazımı Sırasında Yaralanılan Kaynaklar :

- KTÜ - Pazarkapı Kuzgundere Körfezi Antik Liman Kazısı Raporu

- Feridun Emecen - Karadeniz Kıyı Kentleri Tarihi

̇h ̇ye

📌 Arkeografi'de yeni bir sanal tur videosu ile karşınızdayım. Hitit İmparatorluğu'nun en gizemli yapılarından biri olan ...
20/06/2026

📌 Arkeografi'de yeni bir sanal tur videosu ile karşınızdayım. Hitit İmparatorluğu'nun en gizemli yapılarından biri olan Eflatunpınar'da sanal bir tur yapıyoruz. MÖ 13. yüzyılda, büyük kuraklık kriziyle boğuşan Hititlerin; tanrılardan yağmur dilemek ve suyu ebedileştirmek için taşa kazıdığı bu devasa su anıtı, aslında bir imparatorluğun estetik ve mühendislik manifestosu. Gelin birlikte kısa ve keyifli gezinti yapalım. Keyifli seyirler.

📌 Hitit İmparatorluğu'nun en gizemli yapılarından biri olan Eflatun...

Aydın’ın sessiz ve dingin güzelliği Alinda Antik Kenti’ni hiç duydunuz mu? Peki ya görkemli agora binasını? 🏛️✨Duymayanl...
02/05/2026

Aydın’ın sessiz ve dingin güzelliği Alinda Antik Kenti’ni hiç duydunuz mu? Peki ya görkemli agora binasını? 🏛️✨

Duymayanları şöyle alalım ⬇

📌 Karia topraklarındayım... Alinda’dayım. Ve şunu çok iyi biliyorum ki, Anadolu’nun küçük sayılabilecek yerleşim birimlerinin bile bizlere daima bir sürprizi var. Buraya ilk girdiğim an bu sürprizi ben de yaşadım; çünkü böylesine nefis bir antik kentle karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. 🌿 Aydın’ın Karpuzlu ilçesinin eteklerine kurulduğu o sarp yamaçlarından birine öyle bir yerleşmiş ki Alinda; aşağıdan yukarıyı izlemek mi daha güzel, yoksa yukarıdan aşağıyı mı, siz de karar veremezsiniz... 🏔️📸 :)

📌 Ada’nın Şehri ve İskender’le Olan Planı

Burası, Karia hükümdarı Hekatomnos’un biricik kızı Ada’nın şehri... Kocası ve aynı zamanda ne yazık ki kardeşi olan İdrieus'un ölümünden sonra bir diğer kardeşi Piksodaros tarafından tahttan indirilip sürgün edilen Ada, İ.Ö. 334 yılında Büyük İskender Karia topraklarını adımlamaya başladığında onu karşılayanlar arasındaydı. 🤝 Ada’nın stratejik bir planı vardı; şehri İskender’e bırakmayı teklif ederken karşılığında intikamı için destek istedi. Anlaştılar ve İskender bölgeden ayrılırken yönetimi Ada’ya bıraktı. 👑

📌 Grek Etkisi ve Alexandria İsmi

Bu ittifak kentin kaderini değiştirdi. Kentin adı bir süre boyunca "Αλεξάνδρεια στη Λάτμο" yani "Latmos Bölgesindeki Alexandria" olarak anıldı. Haliyle şehirde Grek kültürü ve Helenistik dönem mimarisi etkisini artırdı. 🏛️ Fotoğraflarda gördüğünüz bu heybetli Agora binası, bu dönemin en görkemli örneklerinden biri.

📌 Anadolu’nun En Sağlam Market Binası

Nefis bir işçilikle, taş sıralarının bir kalın bir ince şeklinde birbirini takip ettiği pseudoisodomos tipi örgüyle inşa edilen bu market binası, yaklaşık 2200 yaşında olduğu düşünülen ve Anadolu’daki en sağlam korunmuş örneklerden biri. 🧱

Küçük bir mimari not: Bu örgü tipinde taşlar, bir sıra geniş bir sıra dar olacak şekilde üst üste dizilir. Bu sadece estetik bir ritim yaratmakla kalmaz, aynı zamanda duvarın yükünü daha dengeli dağıtan, işçilikteki ustalığı simgeleyen rasyonel bir tekniktir. 📐

Ve sıkı durun; bu yapı yaklaşık 100 metre uzunluğunda ve 12 metre genişliğinde! "Bu muhteşem şehre de böylesi yakışırdı zaten" dedirtecek cinsten... ✨

📌 Topografya ve Rasyonel Mimari Çözümler

Aslında bu bina, şehir agorasının sadece bir bölümü. Granitten inşa edilen bu 3 katlı yapı, bulunduğu yamacın eğimini rasyonel bir şekilde kullanarak dikeyde dükkanlara bölünmüş. 👷‍♂️ En üst katın agora meydanıyla aynı kotta olması, buranın bir stoa (gölgelikli, yarı açık yürüyüş yolu) işlevinde olduğunu izlenimini veriyor. En alt kat ise dışarıya açılan dükkan girişlerine sahip. İkinci katta dış kapı olmayışı, buranın alt kattaki dükkanlarla bağlantılı bir depo alanı olabileceği çıkarımını yapmamıza olanak sağlıyor. 🪜

📌 Son Söz ve Bir Kraliçenin İnadı

Bugün ülkemiz genelinde, işlevsel ve görsel anlamda bu yapıya en yakın ve iyi korunmuş örnekleri Aigai ve Assos antik kentlerinde görebiliyoruz. Özellikle Alinda ve Aigai agoraları ziyaret edenlere eşsiz duygular yaşatıyor. Günün sonunda bu devasa granit blokların arasında yürürken, her taşın altında bir kraliçenin inadını ve bir imparatorun hırsını hissediyorsunuz. Alinda, sadece sessiz bir harabe değil; hala yaşayan, hala anlatan bir hikaye. 🏺 Siz de bir gün yolunuzu bu sarp dağlara düşürürseniz, o en üst kattaki stoada durup ovaya doğru bir bakın. Rüzgarın sesini dinlediğinizde, belki siz de Ada’nın İskender’i beklerken kurduğu o hayallere ortak olabilirsiniz. Anadolu'nun bu derin sessizliği, aslında dünyanın en kalabalık hikayelerini barındırıyor. 🌅👣

📌 Meraklısına Kaynakça / References 📚

Arrianos, İskender’in Anabasisi (Anabasis Alexandri)

Strabon, Geographika (Coğrafya) - Kitap XIV

George E. Bean, Turkey Beyond the Maeander

Ekrem Akurgal, Ancient Civilizations and Ruins of Turkey

Karpuzlu (Alinda) Yüzey Araştırması Raporları

23 Nisan Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!🇹🇷🇹🇷🇹🇷
23/04/2026

23 Nisan Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

🇹🇷🇹🇷🇹🇷

📍 Ioulios Ephebikos'un renkli altarı, Bacaksız Halil'in bağında yıllar eskitti. 🙂 📍 Sessiz sedasız, rüzgârın ve toprağın...
22/01/2026

📍 Ioulios Ephebikos'un renkli altarı, Bacaksız Halil'in bağında yıllar eskitti. 🙂

📍 Sessiz sedasız, rüzgârın ve toprağın içinde, zamanı ağır ağır tüketerek… 🌬️⏳ Bugün İzmir'in nadide güzelliklerinden birine gidiyoruz; Karaburun Yarımadası'na…Haritalarda belki bir çıkıntı, ama yakından bakıldığında başlı başına bir dünya… 🌍

📍 İzmir'in kuzey yakasında hatırı sayılır büyüklükte yer kaplayan Karaburun Yarımadası, şehrin önemli oranda bakir kalabilmiş köşelerini barındıran nadide bir güzellik. Sert rüzgârları, keskin kayalıkları, uçsuz bucaksız koyları ve insanı içine çeken yalnızlığıyla kendine has bir karaktere sahip. 🌊🪨 Her bir zerresi ayrı bir güzellik sunuyor. Neredeyse hayatının 30 yılı o bölgede vakit geçirmiş bir kimse olarak, Karaburun'un güzellikleri üzerine saatlerce methiyeler düzebilirim. Ancak bu övgü silsilesini şimdilik bir kenara bırakıp, bu çok güzel ve bir o kadar da eski diyarın gözden kaçan, ama bir o kadar da ilginç bir detayı üzerine konuşalım. 😉

📍 Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu başkanlığında, Karaburun coğrafyasında araştırmalar yapan Karaburun Arkeolojik Yüzey Araştırması( ) ekibinin yıllardır sürdürdükleri çalışmalar sonucu, tarihinin şimdilik 11.000 yıl öncesine kadar gittiği saptanan Karaburun, prehistorik dönemden modern döneme kadar uzanan son derece zengin bir katman portföyüne sahiptir. 🧭 Bu çok katmanlı yapı, yarımadayı yalnızca doğal değil, kültürel anlamda da eşsiz kılar. Bugünkü konumuz ise Antik Dönem’e tarihlenen ve günümüzde koca Karaburun Yarımadası’nda sayıları oldukça azalmış olan yazıtlardan biri.

📍 İlk olarak Avusturyalı tarihçi, arkeolog ve epigraf Josef Keil tarafından 1910 yılında belgelenen ve yine aynı yıl Keil’ın kaleme aldığı “Forschungen in der Erythraia I: 1 Die Mimashalbinsel 2. Inschriften” adlı eserde yayımlanan bu tarihi eser, o günlerden günümüze kadar koca bir tarlanın ortasında, adeta kaderine terk edilmiş bir şekilde, sere serpe uzanarak gelmiştir. 😌 Keil, yazıtı keşfettiği alanı Kössedere (Kösedere) beldesinin Boja Bagh (Boyabağ) Koyu olarak tanımlamıştır. Yerel halkla kurduğu temaslar neticesinde, tarladaki bağın sahibinin Bajaksis (Bacaksız) Halil olduğunu öğrenmiş ve bu bilgiyi eserinde özellikle not etmiştir.

📍 Bacaksız Halil'in bağlarına ev sahipliği yapan Boyabağ Koyu'nda, gerek karada gerekse deniz altında yaptığım gözlemlere göre alan; Antik Dönem’e ait görkemli mimari kalıntılar sunmasa da, hatırı sayılır miktarda seramik parça ve nadiren de olsa mimari elemanlar barındırmaktadır. 🏺Bu durum, bölgenin Antik Dönem’de gündelik yaşamla ilişkili bir kullanım alanı olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda, yazıtın bulunduğu yerin orijinal konumu olmadığı ihtimali ağır basmaktadır. Tam da bu noktada, yazıtın Doç. Dr. Pınar Özlem Aytaçlar tarafından yapılan çevirisine bakmak anlam kazanmaktadır.

📍 “Ioulios Ephebikos, Brakhyleitai Birliği’ne bu renkli sunağı yemin ederek adadı.”

[Ἰο+ύλιος Ἐφηβικὸς
[ἐ+πανγειλάμενος
*σ+πείρῃ βραχυλει-
4 *τ+ῶν βωμὸν ῥάν❦-
*τι+νον ἀπέθετο.

📍 Keil, çeviride adı geçen Diyonizyak birlik Brakhyleitai hususunda, Minör Asya’da (Anadolu) ve Trakya’da sıkça karşılaşılan mistik dini derneklerden biri olduğuna dair görüş belirtmektedir. 🌀 Bu tür derneklerin genellikle bulundukları yerleşimlerin adını taşıdığını da özellikle vurgular. Buradan hareketle, yazıtın bulunduğu alana yakın bir yerde, yazıtta adı geçen dernekle aynı ya da benzer adı taşıyan bir kentin var olmuş olabileceği hipotezini öne sürmüştür. Her ne kadar bu önerme mantık dışı görünmese de, söz konusu yer adına dair net bir epigrafik ya da arkeolojik veri bulunmadığından, şimdilik yalnızca makul bir varsayım olarak kalmaktadır. 🤔

📍 Güncel gözlemime göre, gri breş mermeri olduğunu düşündüğüm bir mermerden imal edilmiş olan yazıtlı sunağın yaklaşık ölçüleri dıştan dışa 95 cm (yükseklik) × 60 cm (genişlik) × 60 cm (derinlik) şeklindedir. Maksimum harf yüksekliği ise 3,5 cm olarak ölçülmüştür. Keil’in kendi dönemindeki gözlemlerinde bu mermer için “sarımsı, kırmızı damarlı” şeklinde bir tanımlama yapmış olması, yüzeyde zamanla oluşan renk değişimlerini de düşündürmektedir. 👀

📍 Bacaksız Halil'in bağında yıllarca uzanan bu yazıtlı altar, 2023 yılına kadar gerek alanda evi bulunan bölge sakinlerinin gerekse Karaburun Yüzey Araştırması ekibinin düzenli takibi, koruması ve hassasiyeti sayesinde günümüze ulaşabilmiştir. 🙏 Araştırma ekibinin resmî başvurusu neticesinde 2023 yılı içerisinde Çeşme Müzesi’ne taşınmış ve böylece çok daha güvenli koşullar altında korunmaya başlanmıştır. 🏛️

📍 Strabon’un deyimiyle “Rüzgârlı Mimas’ın (Bozdağ)” eteklerine yayılmış, sert doğasıyla olduğu kadar dehşetli güzelliğiyle de insanı kendine hayran bırakan Karaburun Yarımadası’nın bu nadir ve sessiz hikâyesini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ancak şu şüphesizdir ki bu coğrafya, henüz anlatılmamış pek çok hikâyeye de gebedir. ✨ Belki de yepyeni Ioulios Ephebikoslar, Bacaksız Haliller, bizlerin onlara yeniden dokunacağı günü sabırla beklemektedir. 🙂

Yazım Sırasında Yararlanılan Kaynaklar:
* https://karaburunyuzey.wordpress.com/
* Josef Keil – Forschungen in der Erythraia I: 1 Die Mimashalbinsel 2. Inschriften – 1910

🇹🇷 9 Eylül'ümüz kutlu olsun !  GAVUR MÜMİN Mİ ? ALBAY MÜMİN Mİ ?Bugün size İzmir’in kurtuluş destanının gölgede kalmış k...
09/09/2025

🇹🇷 9 Eylül'ümüz kutlu olsun !

GAVUR MÜMİN Mİ ? ALBAY MÜMİN Mİ ?

Bugün size İzmir’in kurtuluş destanının gölgede kalmış kahramanlarından birini anlatmak istiyorum.
Adı: Osmanzade Mustafa Mümin Aksoy.
Halkın dilinde: Gavur Mümin.

Vatanınız için en fazla ne yapabilirsiniz? Ölmek mi? Hayır… Onun yaptığının yanında ölmek oldukça kolay kalıyor. İşte İzmirli kahraman Albay Mustafa Mümin Aksoy – nam-ı diğer “Gavur Mümin”in hikâyesi…

👶 KÖKLÜ BİR AİLEDEN CEPHEYE

1892’de İzmir’de, köklü Osmanzade ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu bolluk içinde geçti ama hayatı öyle olmadı. Çünkü daha genç yaşta cepheye çıktı. 1911’de teğmen oldu. Balkan Savaşları’nda, Çanakkale’de, Süveyş Harekâtı’nda savaştı. Yani Anadolu’nun dört bir yanında toprağa terini, kanını verdi.

⚔ İŞGAL GÜNLERİ VE "İHANET" GİBİ GÖZÜKEN FEDAKARLIK

15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e çıktığında, Mustafa Mümin de İzmir Jandarma Komutanlığı’nda görevliydi. İşgalin ilk günlerinde Yunanların halka yaptığı zulümleri raporlayarak İstanbul’a bildirdi. O raporlar sayesinde dünya işlenen insanlık suçlarını öğrendi.

Sonra Ankara'dan bir telefon geldi.... Gelen emire göre, İzmir’de kalacak, “işbirlikçi” rolü yaparak Yunan ordusunun içine sızacaktı. Ve öyle de yaptı. Halkına hain gibi göründü. Yunan generalleri Zafirios ve Steryadis’in güvenini kazandı. Onlarla sofralara oturdu, gece davetlerine katıldı, hatta dönemin meşhür kulübü Sporting Club’un pırıltılı eğlencelerinde boy gösterdi. Ama perde arkasında Kuvâ-yi Milliye’ye akıl almaz istihbaratlar taşıyordu: Yunan ordusunun asker sayısı, taarruz planları, lojistik noktaları, hatta içimize sızmış Yunan casuslarının kimlikleri…

😔 HALKIN GÖZÜNDE "VATAN HAİNİ"

İzmir halkı ise ondan nefret ediyordu. “Yunan uşağı!” dediler. Yüzüne tükürdüler. Kendi ailesi bile ondan utandı.

O günleri şöyle anlatmıştı:
“... Kurtuluşu için ölesiye, öldüresiye dövüştüğüm İzmir’de yüzüme tükürenler oldu. İtiraf edeyim ki o tükürükler, çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha fazla acı verdi bana… Ölmekten değil de, bir şeyden korkuyorum: Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek…”

🕵 CASUSUN CASUSU

Halkına hain gibi görünmek kolay değildi. Ama rolünü öyle iyi oynadı ki, Yunan kurmayları bile ona inanıyordu. Bir yandan Afrodit adlı varyete sanatçısını kendine âşık ederek onun çevresindeki generallerden bilgi topladı. Bir yandan kurduğu küçük bir ekiple Kuvâ-yi Milliye’ye düzenli bilgi akışı sağladı. Bu sayede İnönü’den Sakarya’ya, Büyük Taarruz’a kadar Anadolu direnişi hep bir adım önde oldu.

🩸 YAKALANIŞ VE İŞKENCE

Ama gün geldi, bir Yunan ajanı onu deşifre etti. Kemeraltı’nda yakalandı. Atina’ya götürüldü, işkenceden geçirildi. Önce idama mahkûm edildi, sonra cezası müebbete çevrildi. Lozan görüşmelerinde Yunanlar, General Trikupis’e karşılık “en rütbeli Türk esiri”ni istiyordu. Ama Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı netti: “Hayır. Trikupis’e karşılık Mustafa Mümin’i alacağız.”

Ve 5 Nisan 1923’te İzmir’e geri döndü.

🎖 KAHRAMANLIK TESCİLLENDİ

Mahkemeye çıktı, anlattı. Artık herkes gerçeği biliyordu: O bir “hain” değil, Anadolu direnişi için kendini feda etmiş bir Türk subayıydı. İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Binbaşı rütbesine terfi etti. Daha sonra Albay oldu.

🕯 SON NEFES VE MİRAS

Hayatı boyunca evlenmedi. Doğu görevlerinde çalıştı, gizli operasyonlarda bulundu. 1948’de zatürreye yakalandı ve hayata gözlerini yumdu. Bugün Balçova’daki aile kabristanında yatıyor. Halkının gözünde bir zamanlar “Gavur Mümin”di. Ama tarihin vicdanında o, vatanı için ölmekten beter acılara katlanan bir kahramandır. Işıklar içinde uyu Albay Mümin Aksoy. 🇹🇷

Bu yazıyı kaleme alırken Yaşar Aksoy & Dr. Selim Erdoğan gibi değerli araştırmacıların emeklerinden faydalandım.

KONUYA DAİR OKUMA ÖNERİSİ : Yaşar Aksoy - Gavur Mümin : Gazi Paşa’nın Casusu

Uzun yıllardır kapalı olan ve nihayet yakın zamanda açılan çok özel bir yapıyı anlattım : Pantokrator / Zeyrek Sarnıcı. ...
15/05/2025

Uzun yıllardır kapalı olan ve nihayet yakın zamanda açılan çok özel bir yapıyı anlattım : Pantokrator / Zeyrek Sarnıcı. İyi seyirler.

I presented a very special structure that had been closed for many years and has only recently reopened: the Pantokrator / Zeyrek Cistern. Enjoy watching!

🔎 Exploring the Hidden Depths of Byzantine ConstantinopleJoin me, Cemre Akman — interior architect, licensed guide, and founder of the Arkeografi project — ...

📌 Boukoleon Sarayı: Denize Açılan İhtişam!Tarih sahnesinde bir sahil sarayı: Marmara’nın kıyısında, Büyük Saray Kompleks...
24/04/2025

📌 Boukoleon Sarayı: Denize Açılan İhtişam!

Tarih sahnesinde bir sahil sarayı: Marmara’nın kıyısında, Büyük Saray Kompleksi’nin bugüne ulaşan en etkileyici tanığıyla tanışın! 🌊🏛

İsmini, bir boğa ile aslanın dövüşünü tasvir eden heykel grubundan alan Boukoleon, hem sahil sarayı olarak işlev görmüş, hem de imparatorlara ihtişamlı bir giriş sunmuş. 🐂🦁

Bugün hâlâ balkon payandaları, mermer pervazları ve görkemli girişiyle ayakta duran yapı; II. Theodosius’tan Theophilos’a, VII. Konstantinos’tan II. Nikephoros’a uzanan birçok imparatorun izini taşıyor.

1870’te demiryolu çalışmalarıyla zarar gören yapı, şu an restorasyon sürecinde. Ama geçmişin görkemli izlerini hâlâ yansıtıyor.

📹: Cihan Koşar

📌 Boukoleon Sarayı: Denize Açılan İhtişam!Tarih sahnesinde bir sahil sarayı: Marmara’nın kıyısında, Büyük Saray Kompleksi’nin bugüne ulaşan en etkileyici ta...

📍 Theotokos Ayazması: İstanbul’un Derinliklerinde Saklı Bir Kutsal Su Kaynağı! 💧📌 İstanbul’un geçmişten günümüze ulaşan ...
09/02/2025

📍 Theotokos Ayazması: İstanbul’un Derinliklerinde Saklı Bir Kutsal Su Kaynağı! 💧

📌 İstanbul’un geçmişten günümüze ulaşan nadir antik ve hâlâ aktif ayazmalarından biri olan Theotokos Ayazması, Büyük Saray bölgesinde bulunuyor. Ancak onu görmek için biraz derine inmek gerekiyor! 😯 Modern zemin kotunun yaklaşık 15-20 metre altında, bugün bir otelin bulunduğu binanın altına gizlenmiş durumda.

📌 Ayazmanın yer aldığı oda 10. yüzyıla, kutsal su kaynağı ise 11. veya 12. yüzyıla tarihleniyor. Küçük bir niş içinde konumlanan bu ayazma, yazıtlı bir freskle süslenmiş olsa da, zaman içinde büyük oranda tahrip olmuş. Ancak yine de freskte kucağında bebek İsa’yı tutan Meryem Ana (Hodegetria tipi) tasviri görülebiliyor. Bu nedenle buraya Theotokos Ayazması adı verilmiş.

📌 Dahası, hemen üst kotunda 5. veya 6. yüzyıla ait mozaik döşemeler bulunuyor. İstanbul’un derinliklerinde tarihle iç içe bir keşif yapmak isteyenler için gerçek anlamda büyüleyici bir yer! ✨

📌 Yeni videoda Theotokos Ayazması’nın hikâyesini anlatıyoruz! Kaçırmayın!

🎥 : Cihan Koşar

📍 Theotokos Ayazması: İstanbul’un Derinliklerinde Saklı Bir Kutsal Su Kaynağı! 💧📌 İstanbul’un geçmişten günümüze ulaşan nadir antik ve hâlâ aktif ayazmala...

📌 Palatium Magnum ve Görkemli Kalıntılar 🏛✨📌 Büyük Saray Kompleksi’nin en erken yapılarından biri olan Palatium Magnum (...
22/01/2025

📌 Palatium Magnum ve Görkemli Kalıntılar 🏛✨

📌 Büyük Saray Kompleksi’nin en erken yapılarından biri olan Palatium Magnum (Magnaura Sarayı), adeta tarihin derinliklerine açılan bir kapı 🕰. Sultan Ahmed Meydanı’nın (eski Augustaion) hemen yanı başında, bir kafenin altında bulunan bu yapının en erken bölümleri büyük olasılıkla I. Konstantinos dönemine kadar uzanıyor 🏺.

🔹 Magnaura’nın İzinde 📜:
Senato, üniversite 🎓 ve taht/arz odası gibi önemli işlevlere ev sahipliği yapmış bu mekân, bugün yeraltı galerileriyle büyülemeye devam ediyor. Ancak dikkat! 👀 Gördüğünüz tonozlu galeriler, aslında ana yapının altyapısına ait ve çevredeki binaların altında da bölüm bölüm devam ediyor 🏗.

🔹 Rampa Kulesi 🌀:
Kafenin bir paralel aşağı sokağında bulunan Rampa Kulesi, Palatium Magnum’un bir diğer önemli entegre kalıntısı. Bu kule, geçmişin ihtişamlı günlerine tanıklık eden sessiz bir bekçi gibi 🌟. Kimbilir içinden kimleeer kimler atlarıyla geçti.

📍 Geçmişin izinde yürümek, her köşede yeni bir hikâye bulmak demek. Bu gizemli noktayı keşfetmeye ne dersiniz? 🌍

📹: Cihan Koşar

📌 (TR) İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re

https://www.youtube.com/watch?v=GvyEovAQWY8&t=4s

📌 Palatium Magnum ve Görkemli Kalıntılar 🏛✨📌 Büyük Saray Kompleksi’nin en erken yapılarından biri olan Palatium Magnum (Magnaura Sarayı), adeta tarihin de...

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Arkeografi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share