BALÂ TARİHİ - GELENEĞİ - KÜLTÜRÜ - YEMEKLERİ
1850 Yılına ait Osmanlı arşiv belgelerinden, Ünlü Tarihçi Prof. Dr.Tufan Gündüz'ün araştırmaları sonucu ve Balâ havalisinden Üçem Köyünden Abdullah İmirzalıoğlu'nun, Aşıkoğlu Köyünden Mevlüt Altıntop'un, Karahamzalı Köyünden Ethem Tanrıverdi'nin arşivinden edinilen bilgiye göre; Balâ halkının kökeni Türkmenistan Daşoğuz kökenli olup Erzurum (Pasinler
Horasan) - Aydın (Söke Koçarlı)'dan gelmektedir.
İlçe ve köylerinin halkı çoğunlukla "Bozulus Türkmenleri"dir. Tabanlı aşireti Balâ havalisinde Bayat-ı cedid beyliği ve Aydın beyliği obalarını bünyesinde toplamıştır. Daha önce Erzurum (Pasinler-Horasan) ve Aydın (Söke-Koçarlı) bölgesinde bulunmuşlardır. Erzurum ve Aydın ilinin yerli halkı iken göçüp gelmiş değillerdir. 1515 yılında Türkmenistan Daşoğuz'dan Türkiye'ye gelerek Erzurum (Pasinler Horasan) - Aydın (Söke Koçarlı) arasında konar göçer Yörük hayatı yaşamışlardır. 1540 Yılında Tabanlı aşireti 3 cemaatte toplam 316 hane ve 33 mücerred vergi nüfusuna sahipti. İkinci selim döneminde ise bu miktar 595 hane ve 166 mücerrede yükselmişti. Tabanlı aşiretinin kalabalık bir nüfusa sahip olmasına ve bu özelliğini uzun süre devam ettirmesine rağmen Akkoyunlu devletinin siyasi faaliyetleri içinde adına tesadüf edilmemektedir.
1690 Yılında Osmanlı devletinin çıkardığı ferman emriyle "Türkmenler bir eyalet dışında başka bir eyalete geçip yaylak yada kışlak tutamayacaktır." Ferman emri üzerine bugün bizim atalarımızı oluşturan insanlar Erzurum (Pasinler Horasan) ve Aydın (Söke Koçarlı)'dan kalkıp tekrar bugünkü bulunduğu Balâ İlçesi sınırlarına gelmişlerdir. Balâ'yı 1690-(91) Yıllarında ağustos ayında dönemin aşiret reisi (İmirzalıoğlu) Şeyh Ali Mirza kurmuştur. Bozulus'un Erzurum (pasinler horasan) - Aydın (söke koçarlı) bölgesinden ferman emriyle orta anadolu'ya gelip Balâ havalisine yerleştikten sonra tabanlı aşiretine mensup bazı kişiler eşkıyalık faaliyetleri içinde bulunmuş ise de bu tür faaliyetlerden aşiretin kendiside bizar olmuş, münferid hadiseler aşiretin ileri gelenleri tarafından önlenmiştir. Balâ ilçesi tarih boyunca "Kasaba-i Balâ, Bozulus Sancağı, Kaza-i Yörükan, Tabanlı Kazası" olarak adlandırılmıştır. Balâ'nın yapılanmasını sağlayan 1860 yılındaki aşiret reisi(İmirzalıoğlu) Mir Osman Bey olmuştur. Yerleştikleri Köyler ; Balâ ilçe merkezi, Aşıkoğlu, Karadalak, Sırapınar, Yeniyapanşeyhli, Tol, Şehriban, Büyükbayat, Küçükbayat, Karahamzalı, Üçem, Büyükboyalık, Küçükboyalık, Çatalören, Çatalçeşme, Yaylalıözü, Yöreli, Suyugüzel, Gülbağı, Hanburun, Sarıhöyük, Tatarhöyük(yarısı) Köylerini kurarak yerleşik düzene geçmişlerdir. Ayrıca bu köyler arasında birbirleriyle sıkı bir şekilde akrabalık bağları bulunmaktadır.
İlçeye Balâ ismi verilirken Bozulus isiminden esinlenerek verilmiştir. Bozulus Türkmenleri'nin yerleşim yerleri Balâ ve Keskin ilçeleri olmuştur. Keskin ilçesi Bozulus Türkmenleri'nin cerid,karaca,arablu,aşiretine mensupturlar.
1800'lü Yılların başında ilçenin sınırlarının ücra yerlerine İç Anadolu'ya sürgün getirilen kürtler yerleştirilip 15 köy kuruldu. Son olarak 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı Ordularının yenilmesi Kafkasların Rusların eline geçmesi nedeniyle Anadolu'ya göç etmek zorunda kalan bir grup "çerkez" ilçemize gelip yerleşmeye karar verdikten kısa bir süre sonra ilçeyi büyük oranı terk etmiştir.
İlçenin 2015 belediye tüzüğünde 47 köyü (mahallesi)bulunmaktadır. ATATÜRK ve BALÂ
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk 26 Aralık 1919 Cuma günü hareketle Keskin'lilerin koruma ve gözetiminde İğdebeli-Köprüköy yolu ile Balâ'ya gelinmiş, üçem ve aşıkoğlu köylerinde dinlenmiş köylülerin fikirlerini almış vaktin geç olması ve bölgenin Ormanlık olmasından dolayı Keskin'li süvarilerle geceyi beynam köyünde geçirip ve 27 Aralık 1919 da Dikmen sırtlarından Ankara ya girilmiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra ulu önder milletvekilliğini Balâ'dan koymuştur. GELENEK
Balâ yöresinin insanları oldukça tutucu yapıya sahip olmalarıyla
bilinirler. Geleneklerimizde dışardan pek kız alınıp verilmez. Aile değerleri herşeyin üstünde tutulur. Adet ve törelerimizde evlenilecek kızın eline erkek eli değmemiş yüreğine sevgi düşmemiş olmasına dikkat edilir. Ayrıca eşinden ayrılmış yada eşi ölmüş kadınlarımız bir daha evlenmez. Ev kızı tercih edilir. Gelin hanım kayınpederinin yanında yemek yemez, babalarının ve büyüklerinin yanında çocuklarıyla ve eşiyle konuşmaz v.b gibi. Düğünlerimiz üç gün olup cuma günü bayrak kaldırma ve düğün yemeği verme ile başlar. Davul zurna eşliğinde halaylar çekilir oyunlar oynanır. Cuma günü erkek evinin aile büyüklerinden yemekler hazırlanır. Akşama kız kına gecesi için hazırlanılır. Kızın yanında bir sağdıcı olur. Gelin kızın yanındaki sağdıcın başı bütün olmasına(anne babası ölmemiş ayrı olmayan mutlu geçim süren bir kadın olmasına) dikkat edilir. Önce gelinin başı taranıp türküler ağıtlar eşliğinde gelin hanım ağlatılır. Daha sonra gelin hanım fazla ağlamasın diye halaylar çekilip oyunlar oynanır. Cumartesi günü erkek evi gelin hanımı almaya gelir. Gelin hanımı erkek evinden gelen akrabaları giydirir. Ve erkek evine getirilir. Erkek evine getirilince gelin hanımın ayağının altına post serilir. Gelin hanım erkek evine gelirken şişe içerisinde bereket olsun diye kaşık, çivi, ekmek, tereyağı, arpa, buğday getirir. Çatının başından yere atılır.Gelin hanım eve girmeden önce kapıya tereyağını sürer, kaşık kırar. Gelin hanım evine bağlı olsun fazla gezmesin eşinin evinde ömrünün sonuna kadar çivi gibi dursun diye başının üstünden duvara çivi çakılır. Tersinden içeriye girdilir. Böylelikle
gelin hanım baba evinden kırmızı kuşağı hakkıyla takıp,eşinin evinden kefeni ile çıkmak şartıyla gelinliğiyle baba evinden
çıkmış olur. Cenazelerimizde aynı güzellikte kaldırılır en yakınlarımız ve komşularımız bir hafta yemek ikramında bulunur. KÜLTÜR
Yörede Türkmen/Abdal Kültürü vardır. Balâ ve Keskin türkülerini gün yüzüne çıkarıp geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan mahalli usta sanatçı Hacı Taşan olmuştur. Balâ ve Keskin'deki folklorik oluşum ve Türkmen/Abdal türkülerinin anonimleşme sürecindeki farklı ve ağırlıklı yerini vurgulayan bu söz, bir bakıma birbiriyle komşu Balâ ve Keskin bu iki yörenin karekteristik özelliklerine de
işaret eder. Yöre türkülerinin ağırbaşlı ve durulmuş lirizmi hemen farkedilir. Balâ orta Anadolu'nun en zengin halay bölgelerinden biri olduğu kadar halayların eşlik sazı olan davul zurnanın da en iyi icra edildiği yörelerden biridir. Balâ ve Keskin yöresi halayları ayak ve bel hareketlerine dayanır. Ağır fakat gösterişlidir. 20- 30 kadın kendi aralarında halay çekerler.Sin sin ve cirit oynanır. Eskilerde Balâ ve Keskin kökenli saz ve söz üstadları oyun ve halaylara eşlik sağlarlarmış. Yine bu topluluk düğün ve kutlamalar dışında, kahveleride ziyaret ederek türkmen/Abdal müzik kültürünü, bozlaklar başta gelir, köy ahalisine aktarırlarmış. Balâ ve Keskin civarı atayurttan at sırtında anayurda gelirken getirdiğimiz ve gözümüz gibi koruduğumuz kültür/müzik değerlerinin en yoğun yaşandığı ve yaşatıldığı yörelerden biri Balâ. Yöreye damgasını vuran iki önemli kültürel havzadan biri Keskin ve Balâ diğeri ise saz ve söz kültünün hayatın ayrılmaz parçası olduğu önemli bir Türkmen/Abdal yerleşim yeri olan koçyayla ve yeniköy köyleri. Keskin ve Balâ en kadim ve geleneksel sazlarımız olan davul, zurna ve bağlamanın, daha ziyade gerçek Türk dansı olan halaylar eşliğinde icra edildiği; bu özelliği ile Osmanlı’dan günümüze değin saygınlığını koruyan bir ilçe. Bu kadim sanatı başarıyla sürdürenler ise, Balâ ve Keskin'e bağlı çevre köylere yerleşmiş ağırlıklı olarak Türkmen/abdal aşiretine mensup ustalar. Ünlü Müzik yazarı,folklor
araştırmacısı Halil Bedii Yönetken yöreyi bir halay ve bozlak merkezi olarak niteler ve bu kültürün yegane taşıyıcısı Keskin'li
ve Balâ'lı Abdalların tarihi misyonlarından ve onlardan derledikleri davul zurna ezgilerinden övgüyle söz eder. Yörede kullanılan temel çalgılar aynı zamanda en eski Türk sazları olan davul, zurna ve bağlama'dır. Kemanın da daha sonra yöresel enstrümanlar arasına girerek ustalar elinde adeta millîleştiğini ve çok usta keman icracıları yetiştiğini biliyoruz. Halk müziği repertuarımız içerisinde klasik türkülere örnek teşkil eden "Allı Turnam, Yaylalar içinde erzurum yayla, Bugün ayın ışığı, Hoplatma" adlı halay türküleri yöreyle özdeşleşmiştir. Ankara'da yedim taze meyvayı adlı uzun hava ise, yörenin en karakteristik uzun havalarından biridir. YEMEKLER
Balâ tavası, Mantı, Madımalak, Su böreği, Kavurga, Kara kabak, Besmet, Hedik, Yufka ekmeği, Katmerli çörek, Oğmaç(omaç), Bazlama, Erişte, Sızgıt, Topalak, İncir uyutması, Kömbe, Bazlama, Sulu Et, Etli mercimekli bulgur pilavı, Ağuz, Kuymak yemekleridir.