Çerkeş İlçe Müftülüğü

Çerkeş İlçe Müftülüğü Çerkeş İlçe Müftülüğü

Çankırı Kitap Günleri 22-27 Nisan 2025Hasan Fehmi Spor Salonu Ziyaret Saatleri 09.00-19.00
10/04/2025

Çankırı Kitap Günleri 22-27 Nisan 2025
Hasan Fehmi Spor Salonu
Ziyaret Saatleri 09.00-19.00

21/12/2024
25/10/2024

Cuma Hutbesi: "Vatan Müdafaası Mukaddestir"

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir defasında vatan müdafaasının önemini ve faziletini şöyle anlatmıştır: “Vatanı korumak için bir gün ve bir gece nöbet tutmak, bir ay nafile oruç tutup geceleri nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Mümin nöbet tutarken ruhunu Allah’a teslim etse bile amel defteri kapanmaz. Allah, onu rızıklandırmaya devam eder…”[1]

Allah Resûlü (s.a.s) bu hadisiyle bizlere, vatan müdafaasının mukaddes bir görev olduğunu öğretmektedir. Vatanı korumak için nöbet tutanların ibadet sevabı kazanacaklarını haber vermektedir. Bu uğurda canlarını feda eden şehitlerin, Allah katında sonsuz nimetlere ulaşacaklarını, ebedi cennet ile ödüllendirileceklerini bildirmektedir.

Aziz Müminler!

Vatan müdafaası, sadece üzerinde yaşadığımız toprak parçasını korumaktan ibaret değildir. Vatan müdafaası; dinimizi, canımızı, malımızı, namusumuzu ve neslimizi her türlü tehlikeden korumaktır. İstiklal ve istikbalimizi teminat altına almak, birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmek için gayret göstermektir. Vatan müdafaası; en değerli hazinemiz olan ailemizi güçlü kılmaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi batıl ideolojilerin, sapkın akımların insafına terk etmemektir. Vatan müdafaası; işimizi ve mesleğimizi en güzel ve en doğru şekilde yapmak, insanların malına ve canına zarar vermemektir. Şahsi ihtirasları için dinimizi ve duygularımızı istismar etmek isteyen hainlere karşı uyanık olmaktır.

Kıymetli Müslümanlar!

Bizler, millet olarak tarih boyunca aziz vatanımızı muhafaza etmek için nice sıkıntılara göğüs gerdik, nice badireler atlattık. Bütün zorluklar karşısında tek dayanağımız Yüce Rabbimiz oldu. Her şart ve durumda yalnızca O’na güvendik, O’na sığındık. وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.”[2] ayetinin müjdesiyle hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.”[3] hadisi gereğince birbirimize omuz verdik. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de bütün imkânsızlıklara rağmen en kesif ordulara karşı vatanımızı müdafaa ettik. Hiçbir zaman zulme ve zalimlere geçit vermedik elhamdülillah.

Değerli Müminler!

Dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemize ve aziz milletimize karşı kurulan kirli tuzaklar boşa çıkacaktır. İnsanlıktan nasibini almamış, hiçbir ahlaki ve insani değer tanımayan dâhili ve harici cinayet şebekeleri, kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainler; güven ve huzur ortamımızı bozamayacak, gücümüzü zayıflatamayacak, istikbale dair ümitlerimizi yok edemeyecektir. Rabbimizin, وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْـكَافِرُونَ “Kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[4] vaadi mutlaka gerçekleşecektir. سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ “Yakında o zalimler topluluğu da yenilecek, arkalarını dönüp kaçacaklardır.”[5] ayetinde buyrulduğu üzere, yeryüzünü savaş alanına çevirmeye çalışan bütün terör örgütleri ve arkalarındaki şer güçleri mutlaka hezimete uğrayacaktır.

Aziz Müslümanlar!

Etrafımızın ateş çemberine döndürülmek istendiği bugünlerde bize düşen; İslam kardeşliğini esas alarak birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmektir. Her alanda güçlü olmak için daha fazla çalışmak, daha fazla çaba göstermektir. İyiliği hayatımızın her alanında hâkim kılmak, kötülüğe ve kötülere engel olmaktır. Göz nuru yavrularımızın iyi bir insan, bilinçli bir Müslüman olarak yetişmeleri için sorumluluklarımızı yerine getirmektir. İnsanların huzuruna, canına, malına kast edenlere karşı yekvücut olmaktır. Aziz şehitlerimizin, uğruna canlarını feda ettikleri, kahraman gazilerimizin cepheden cepheye koştukları ulvi değerleri yaşamak ve yaşatmaktır. Hülasa, ülkemize ve aziz milletimize karşı oynanan kirli oyunları feraset ve basiretle boşa çıkarmaktır.

Bu vesileyle, huzurla yaşadığımız güzel vatanımızı bize yurt kılan aziz şehitlerimizi ve ahirete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Ayrıca Ankara’da gerçekleştirilen menfur terör saldırısında şehadet şerbetini içen kardeşlerimize Yüce Rabbimden rahmet, yaralılara acil şifalar, yakınlarına ve aziz milletimize sabır ve baş sağlığı diliyorum.

Hutbemi Enfâl sûresi kırk altıncı ayetin mealiyle bitiriyorum: “Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüzü kaybedersiniz. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[6]

[1] Müslim, İmâre, 163.
[2] Âl-i İmrân, 3/139.
[3] Buhârî, Edeb, 36.
[4] Saff, 61/8.
[5] Kamer, 54/45.
[6] Enfâl 8/46.

04/10/2024

Cuma Hutbesi: "Zulüm Asla Payidar Olmaz"

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Zalimin zulmünü önlemedikçe size de kurtuluş yoktur.”[2]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam’ın haram kıldığı günahlardan biri de zulümdür. Zulüm; adaleti gözetmemek, hak ve hukuk tanımamaktır. İnsanların canına, malına, namus ve haysiyetine kastetmektir. Zulüm, insanın Rabbine, kendisine ve çevresine karşı işlediği bir suçtur. Dünyanın huzur ve barışı, insanlığın geleceği için büyük bir tehdit ve tehlikedir. Toplumların helak olma sebeplerinin başında zulüm gelmektedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak, yeryüzünde adaletin tesis edilmesini, zulmün ortadan kaldırılmasını emretmiştir. Gönderdiği bütün Peygamberlere hakkın hâkim kılınması için zulüm ve zalimlerle mücadele görevi vermiş, zulme ve zalime karşı durmaktan kaçanları ise uyarmıştır.[3] Bu sebepledir ki zulüm ne kadar büyük bir günahsa zulme rıza göstermek de o kadar büyük bir günah, ağır bir vebaldir. Mazlumun yanında olmak, maddi ve manevi imkânları onlar için seferber etmek, imanın gereğidir. Her ne sebeple olursa olsun zalime destek olmak, onlara meyletmek, zulmü görmezlikten gelmek ise yapılan her suça ortak olmaktır. Yüce Rabbimiz, bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır:وَلَا تَرْكَـنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ “Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar.”[4]

Değerli Müminler!

Yıllardır Filistin’de uygulanan zulüm, son bir yılda benzeri görülmemiş bir soykırıma dönüştü. Dünyanın gözü önünde bir millet topyekûn tarihten silinmeye çalışılıyor. Siyonist zalimler, çocuk, kadın ve yaşlı on binlerce masumu Gazze’de katlettiler, katletmeye de devam ediyorlar. Şimdi de küresel suç ortaklarıyla birlikte aynı katliamı diğer İslam beldelerine yayarak, dünyayı savaş alanına çevirmek istiyorlar. Ancak şu husus unutulmasın ki, her geçen gün İslam beldelerinin kan ve gözyaşı diyarı haline gelmesinin başlıca sebebi, Müslümanlar arasındaki ümmet bilincinin, kardeşlik hukukunun zayıflamış olmasıdır. İnananların ilim, bilim ve teknoloji alanında üstünlüğünü kaybetmesidir. Hâlbuki Cenâb-ı Hakk şu hususu asla unutmayalım ki, orlar., وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”[5] buyurmakta, birlik ve beraberliğimizi her zaman güçlü tutmamızı, her türlü tefrikadan uzak durmamızı istemektedir. وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ “Düşmanlarınıza karşı gücünüz yettiği kadar hazırlık yapın, kuvvet hazırlayın.”[6] ayetiyle de düşmanlarımıza karşı her alanda güçlü olmamızı emretmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Zulüm asla payidar olamayacaktır. Zalimler hain emellerine ulaşamayacaktır. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Bize düşen ise, her türlü ihtilafı ve çekişmeyi bir kenara bırakmak, İslam kardeşliğini esas almaktır. Ümmet bilincini canlı tutmak, birlik ve beraberliğimize sahip çıkmaktır. Maddi ve manevi her alanda güçlü olmak, barış ve huzuru temin etmek için gayret göstermektir. Zulme destek verenlere, binlerce masumun kanında eli olanlara her alanda kararlılıkla karşı durmaktır. Zulme ve zalimlere karşı yapılacak olan etkinliklere kayıtsız kalmamaktır. Unutmayalım ki zalimlere karşı atılan her adım, söylenen her söz, gösterilen her tavır, İslam beldelerinde barış ve esenliğin yeniden hâkim olmasına, mazlumların gözyaşlarının dinmesine vesile olacaktır.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bizi her an kötülere ve kötülüklere, zulme ve zalimlere karşı uyanık ve tedbirli olmayı emreden şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum: “Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın asgarî gereğidir.”[7]

[1] İbrâhîm, 14/42.
[2] İbn Mâce, Fiten, 20.
[3] Tâhâ, 20/ 24,43; Sâd, 38/ 26; Nâziât, 79/17; Enfâl, 8/15.
[4] Hûd, 11/113.
[5] Âl-i İmrân, 3/103.
[6] Enfâl, 8/60.
[7] Müslim, Îmân, 78.

13/09/2024

Cuma Hutbesi: "Mevlid-i Nebi"

Muhterem Müslümanlar!

Yarın akşam, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümünü idrak edeceğiz inşallah. Bizleri bir kez daha Mevlid-i Nebi’ye ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsena, ümmeti olmakla şeref bulduğumuz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.

Aziz Müminler!

Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Allah, müminlere kendi içlerinden bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. O Peygamber ki, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları günahlardan arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir…”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur.”[2]

Değerli Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s) yüce bir ahlak üzere yaratılmıştır. O, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş son peygamberdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), iman, amel ve ahlâkın birbirinden ayrılamayacağını; güzel ahlakın, hayatın her alanını kapsaması gerektiğini vurgulamıştır. İnsanın ancak ahlâkı ölçüsünde dindar ve iyi bir kul olabileceğini belirtmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), tüm insanlık için en güzel örnektir. Rabbimize, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı o hatırlatmıştır. Ailemize Allah’ın bir emaneti olarak sahip çıkmamız gerektiğini o öğütlemiştir. Erdemli, ahlaklı ve onurlu bir hayatın yollarını o göstermiştir. Hak ve hakikati, adalet ve merhameti o öğretmiştir. Kadınlar ve yaşlılar hak ettikleri gerçek saygınlığa onunla ulaşmıştır. Yetim ve öksüzlerin yüzü onunla gülmüştür. Diri diri toprağa gömülen, hor ve hakir görülen kız çocukları onunla hayat bulmuştur.

Kıymetli Müminler!

Ne hazindir ki her geçen gün, insani değerlerin ayaklar altına alındığı, masum çocukların acımasızca katledildiği, her türlü kötülüğün açıkça işlendiği bir zamanda yaşıyoruz. Kalpleri kararmış, vicdanları körelmiş zalimlerin kurbanı, nazik ve narin bedenler oluyor. Böylesine bir ortamda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sadece mevlidini anmak ve hatırasını yâd etmekle ona karşı sorumluluğumuzu asla yerine getirmiş olamayız.

Bugün bize düşen; Allah Resûlü (s.a.s)’e hakkıyla tabi olmak, bizlere bıraktığı en büyük miras olan Kur’an-ı Kerim’e ve sünnetine sımsıkı sarılmaktır. Başka Narinler’in canice katledilmemesi, başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki masumların canlarına kıyılmaması için Peygamberimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını ve çağlar üstü mesajlarını insanlıkla buluşturmaktır. Barış dini İslam’ın, hayat rehberi Kur’an-ı Kerim’in, rahmet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in, insanlığın sığınabileceği tek liman olduğunu ısrarla anlatmaktır. Dinimizi ve dini değerlerimizi değil, dindarlığımızı yeniden sorgulamaktır. O kutlu Nebî’nin sünnet-i seniyyesinin tüm insanlık için bir kurtuluş pusulası ve bir hayat kılavuzu olduğunu unutmamaktır. İşte o zaman dünyamızda zulüm ve haksızlıklar sona erecek, insanlar güven içinde kardeşçe bir arada yaşayacaktır. Kimse kimsenin canına, malına, namus ve iffetine zarar veremeyecek, masum canlar hayatlarının baharında solmayacaktır.

Aziz Müslümanlar!

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlid Gecesi’ni içine alan haftayı Mevlid-i Nebi Haftası olarak kutlayacağız. Başkanlığımız bu yıl, Mevlid-i Nebi Haftası temasını “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” olarak belirlemiştir. Hafta boyunca gerçekleştireceğimiz programlarla Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatını anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Toplumumuzun her kesimine yönelik yapacağımız programlara sizleri bekliyoruz. Bu vesileyle Mevlid-i Nebi Haftamızın aziz milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hutbemi Âl-i İmrân sûresi otuz birinci ayetin mealiyle bitiriyorum: “Habibim! De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”[3]

[1] Âl-i İmrân, 3/164.
[2] Müslim, İmâre, 33.
[3] Âl-i İmrân, 3/31.

19/08/2024

"2025 YILI HAC ÖN KAYITLARI VE KAYIT YENİLEME İŞLEMLERİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME"

"KAYIT GÜNCELLEME İŞLEMİNDE ÖNCEKİ YILLARA AİT HAC KAYIT BİLGİLERİ"

2024 yılı hac kurasına girdiği halde kesin kayıt hakkı elde edemeyen ya da kesin kayıt sırası geldiği halde hacca gidemeyen vatandaşlarımızın yaptıkları hac kaydı yenileme işlemi sonrasında,
Daha önceki yıllara ait hac kura katsayıları da otomatik eklenmektedir.
Hacı adaylarımızın yaptıkları kayıt güncelleme işlemi sonrasında önceki yıllara ait hac kayıtları ile ilgili herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir.
Ayrıca hac kayıt yıllarınıza ait bilgileri Genel Müdürlüğümüzün www.hac.gov.tr web adresinde yer alan “Hac Kayıt Durumu Sorgulama” bölümünden de kontrol edebilirsiniz.

02/08/2024

Cuma Hutbesi: "Tebbet Sûresinden Mesajlar"

Muhterem Müslümanlar!

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Tebbet sûresidir. Geliniz, bu haftaki hutbemizde Tebbet sûresinin bize öğrettiği hakikatleri bir kere daha hatırlayalım.

Yüce Rabbimiz bu sûrede şöyle buyurmaktadır: “Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kurudu da. Malı ve serveti kendisine fayda vermedi. O, alevli ateşe atılacaktır. Karısı da boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak o ateşe girecektir.”[1]

Aziz Müminler!

Ebû Leheb, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in amcasıydı. Bununla birlikte yeğenine en çetin zorluğu, zorbalığı ve zulmü reva görenlerden biriydi. İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanlarındandı. İşte Tebbet sûresinde Ebû Leheb’in, yardımcılarının ve onun yolunda gidenlerin ibretlik akıbetleri haber verilmektedir.

Bu sûreden öğrenmekteyiz ki, Allah ve Resûlüne savaş açanlar, müminlerle amansız bir mücadeleye girenler, elem verici bir azaba uğrayacaklardır. Mal ve servetini, güç ve imkânlarını yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarmak için kullananlar, Allah’ın gazabına müstahak olacaklardır. Hak ve hakikatin karşısında durup yalan ve batılın hizmetkârlığını yapanları, kibrinin esiri olup insanları hor ve hakir görenleri, hazin bir son beklemektedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Tebbet sûresi, Ebû Leheb ve diğerleri gibi zulme destek verenlerin de aynı akıbete uğrayacaklarını vurgulamaktadır. Zira zalime destek olmak da zalimliktir. Zulmün yaygınlaşmasına yol açmak da zulümdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Zulme yardımcı olan, mutlaka Yüce Allah’ın gazabına uğrar.”[2] buyurmaktadır. O halde nerede bir zulüm varsa elimizle, dilimizle ve gönlümüzle onun karşısında dimdik durmalıyız. Zulmün var olduğu bir dünyada hiç kimse güvende olamayacaktır. Allah Resûlü (s.a.s)’in bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “İnsanlar zalimin zulmünü görür de ona engel olmazsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”[3]

Değerli Müminler!

Ne hazindir ki, Ebû Lehebler günümüzde de zulümlerine devam etmekte, Ebû Cehiller kıtalar dolaşmaktadır. Katiller ve işgalciler, başta Gazze olmak üzere İslam beldelerinde çocuk, kadın, yaşlı, masum demeden hunharca katliam gerçekleştirmektedir. Gözü dönmüş caniler, tarihte eşine az rastlanır bir soykırım yapmaktadır. Onlara destek verenler ise kanlı elleriyle zulme alkış tutmakta, zalimleri cesaretlendirmektedir.

Ey Zalim! Bu azgınlıktan vazgeç. Dayandığın güç odaklarına güvenme. Tarihe bakıp ibret al. Geçmişte yaptığın azgınlıklar sebebiyle başına neler gelmişti, hatırla. Bugün sahip olduğun güç ve imkânlar, seni asla kurtaramayacaktır. Yüce dinimiz İslam’ın gönüllere yerleşmesine, yeryüzüne yayılmasına hiçbir kudret engel olamayacaktır. Rabbimiz bu gerçeği şöyle haber vermektedir:

يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْـكَافِرُونَ

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[4]

Muhterem Müslümanlar!

Hiçbir zulüm ve haksızlık ebedi değildir. Zalimler her ne kadar kendilerini güçlü zannetseler de mutlaka hüsrana uğrayacaklardır. Hak galip gelecek, batıl yok olacaktır. Bize düşen ise zulme asla rıza göstermemek, kötülüğe boyun eğmemektir. Umudumuzu ve cesaretimizi kaybetmeden zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olmaya devam etmektir. Yeryüzünde adalet ve iyiliğin teminatı olacak bir medeniyet inşa etmek için el ele gönül gönüle vermek, sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmektir. Unutmayalım ki, bugün, zalimlerin zulmünü devam ettirmesi Müslümanların dağınıklığından kaynaklanmaktadır. Zulmün son bulması, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesine bağlıdır.

Hutbemi Yüce Rabbimizin buyurduğu şu ayet ile bitiriyorum:

قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ

“Resulüm! İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlûp olacaksınız ve cehenneme sürükleneceksiniz. Orası ne kötü bir kalma yeridir.”[5]

[1] Tebbet, 111/1-5.
[2] Ebû Dâvûd, Kadâ’ (akdiye), 14.
[3] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 5.
[4] Saff, 61/8.
[5] Âl-i İmrân, 3/12.

02/08/2024

“Heniye için bütün camilerde salalar okunacak, gıyabi cenaze namazı kılınacak”

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Filistin davasının büyük önderlerinden İsmail Heniye’nin şehid edilmesi münasebetiyle ülkemizde 1 günlük milli yas ilan edilmiştir. Yarın tüm camilerimizde sala verilecek ve Cuma namazından sonra gıyabi cenaze namazı kılınacaktır. Mekanı cennet olsun.”

Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:❝Allah'ım! Beni affet, bana merhamet et, bana hidayet ve afiyet ver ve beni rızıkland...
29/07/2024

Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:

❝Allah'ım! Beni affet, bana merhamet et, bana hidayet ve afiyet ver ve beni rızıklandır.❞

[Müslim, Zikir, 35]

Address

Çerkeş
Çerkeş

Opening Hours

Monday 08:00 - 17:00
Tuesday 08:00 - 17:00
Wednesday 08:00 - 17:00
Thursday 08:00 - 17:00
Friday 08:00 - 17:00

Telephone

03767661006

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Çerkeş İlçe Müftülüğü posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Çerkeş İlçe Müftülüğü:

Share