14/06/2026
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Prof. Dr. Mevlüt Karakaya: Terörsüz Türkiye aynı zamanda kardeşlik projesidir, kalkınma projesidir.
Değerli hemşerilerim, Balamızın çok değerli Hazirunu, Değerli misafirler, tabii burada birçok konudan bahsedildi. Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki bugünün içinde bulunduğumuz şartlarını anlayabilmemiz için aslında düne de bakmak lazım. Bugün siyaseten bazı sıkıntılardan bahsediyorsak, ekonomik sorunlardan konuşuyorsak düne de bakmak lazım.
Öncelikle şunu ifade edelim ki çok geçmişlerde değil yakın zaman içerisinde küresel ve bölgesel alanda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geldik. Artık bugünün küresel dünyasında hiçbir sorunu hiçbir ülke kendi başına yaşayamıyor, kendi başına da çözemiyor.
Şimdi biz bu sorunların, küresel sorunların farklı boyutlarına gitmeden sadece bugün içinde bulunduğumuz gündemle alakalı olan kısımlarına bakacak olursak çok ötelere gitmeye gerek yok.
15 Temmuz şurada bir şey kalmadı, yıl dönümü gelecek 2016 yılında bir yaz sıcağının olduğu bir dönemin akşamında uçaklar havalandı, tepemize bombalar yağmaya başladı. O gün Allah Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'den Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan o günkü başkanımızdan ama hepsinden önemlisi de sahaya inerek hain girişime dur diyen Türk milletinden Allah razı olsun.
Şu işaretleri yaparak hızlı hızlı geçmek istiyorum.
15 Temmuz'u bugünü değerlendirirken 15 Temmuz'u düşüneceğiz. Evet onun hemen öncesinde hatırlatmak istiyorum. Bir açılım süreci yürütüldü. Sonuçta o açılım süreci ihanetle sonuçlandı. Arkasından sur operasyonları başladı.
Hepiniz biliyorsunuz o zamana kadar AK Parti iktidarıyla Milliyetçi Hareket Partisi iktidar muhalefet çekişmesi içinde geliyordu ama o gün Sayın Genel Başkanımız bu 15 Temmuz'un hemen öncesine gelir terörle mücadelede hükümetimizin arkasındayız Değerli hemşehrilerim, burada çok fazla konuşulmayan bir hususun altını çizmek istiyorum.
Bugünkü Terörsüz Türkiye projesini konuşurken, anlatırken, dünkü deneyimlerle ilişkilendirmeye çalışanlar var. Elbette olacak. Ama şunu açık bir şekilde ifade etmeliyiz ki dünkü yürütülen projede devletin içinde hain bir yapılanma vardı.
Dolayısıyla o günkü yapılan açılım ya da adına her ne dersek diyelim o gün devletin içinde yapılan olan o hain örgüt aslında bir barış ya da terörün bitirilmesine yönelik bir proje değil Türkiye'yi bölmeye yönelik bir projeyi yürüttüler.
O dönem bize şu söylendi hep. Efendim neden Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte oldunuz? Bu projeyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan yürütmedi mi? Evet.
Ama biraz önce işaret ettim. Devletin içerisinde yapılan o sızmalar o yeni bir şey değil. 30-40 yıl öncesine kadar giden bir yapılanmaydı. Ama o projeyi sonuç alacağına inanarak başlatan Sayın Başbakan o dönemin başbakanı bu hain yapılanmayı kazılan hendekleri açılan tünelleri gördüğünde Ne yaptı? O hendekleri açanları tünelleri kazanları açtıkları hendeklere kazdıkları tünellere gömdü çıktı. Devlet böyle bir şeydir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her zaman güçlüdür.
Bugünkü yürütülen terörsüz Türkiye Sayın Genel Başkanımızın çağrısıyla başladı. Onun evvelatında Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle küresel ve bölgeler bölgedeki gelişmelere işaret ederek iç cepheyi güçlendirme çağrısında bulunmuştu. Bunun üzerine Sayın Genel Başkanımız bugünkü bu aşamaya gelen terörsüz Türkiye projesiyle ilgili çağrıda bulundu.
Bu çağrı devlet projesi haline geldi. Millet projesi haline geldi. Milletin temsilcileri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oluşturulan komisyonla bu proje hazırlıklarını yaptı, önerilerini sundular ve bundan sonrasında da devlet, millet yani milletin iradesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu çalışmalara devam edecekler.
Gayet iyi gidiyor. Elbette bozmaya çalışanlar var. Bakın bu proje sadece bir güvenlik projesi değil.
Bizim 40 yıl, 50 yıl içerisinde terörle mücadeleye harcadığımız para en düşük hesaplarla iki trilyon dolar yarısı olsa bir bırakın onun da yarısı yani çeyreğe kalsaydı bu ülkenin ekonomisi içerisinde beş yüz milyar dolar bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dışarıya bir ku bir sent borcu olmayacaktı.
Evet ekonomiden bahsediyoruz. Emekliden bahsediyoruz. Zorluklardan, güçlüklerden, hayat pahalılığından bahsediyoruz. Ama Türkiye geçmişinde de bu kamburları, bu yükleri sırtında taşıya taşıya geldi.
Bu sadece güvenlik meselesi değil. Evet gerekirse dün yaptığınız gibi sınırlarınızın ötesine de gider bu ülkeyi bu sınırları bu toprakları korursunuz. Buna mukaddersiniz. Kimseye ihtiyacınız yok.
Ama artık yeter. Kırk elli yıldır bu sıkıntıyı bizler çekiyoruz. Balalılar çekiyor. Diyarbakırlılar çekiyor. Edirneliler, İstanbullular, Ankaralılar çekiyor.
Dolayısıyla terörsüz Türkiye aynı zamanda kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye aynı zamanda kalkınma projesidir.
Yapılan projeksiyonlar önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde sadece terörün bitirilmesiyle birlikte ekonomiye kazandırılacak iğnenin bugün hiç tahmin edemeyeceğimiz düzey ve seviyelerde olduğunu gösteriyor.
Değerli hemşerilerim yine yakın geçmişimizde bir başka işaret etmek istediğim husus şudur.
Hatırlayın. Arap baharı dediler değil mi? 2010 yılında Tunus'ta bir seyyar satıcının kendisini yakması ile birlikte başlayan bir süreç Orta Doğu'da Arap ülkelerinde kısa sürede yayıldı. Birçok yerde yöneticiler değişti.
Sözüm ona demokrasi gelecekti. Sözüm ona buralarda huzur olacaktı. Daha o günlerden bugüne kimi bölündü, kimi parçalandı, kimisi de iç savaşa maruz kaldı.
Hemen dibimizde Suriye Irak'ın durumu daha öncesinde orada bir diktatör Saddam vardı. Sözüm ona Saddam gidince her şey güzel olacaktı. Kaç yıl geçti. Bir huzur var mı? Bakın çevremize Türkiye haritasını alın. Şöyle kafanızı yukarıya kaldırdığınızda Karadeniz'i hemen Karadeniz'in kıyısında Ukrayna'yı ve orada yaşanan savaşı göreceksiniz.
Ben parlamentolar arası birlik üyesiyim. Sık sık yurt dışına bu toplantılar için gidiyorum. Geçen Ocak ayında Kanada'da ÜNÜK komitesine konseyine üye olarak seçildim. Ukrayna'nın NATO'ya girmesiyle ilgili bir konseydir.
Parlamentolar arası birlik adına orada üye benim. Daha bayramın ikincisi günü Litvanya'daydım. O ÜNÜK toplantısındaydım. Ukrayna milletvekilleri orada. Onların daha önce de savaşın başladığı aylardaki durumlarını da biliyordum. O uluslararası toplantı salonlarına girdiklerinde milletvekillerini ayakta alkışlıyorlardı.
Hele bir milletvekili vardı ki popüler hale getirdiler ama yine bir gün bu Baltık ülkelerinin birindeydi. Tam hatırlayamadım şu an. Mikrofonu eline aldı şunu dedi.
Ne olur bu savaşı durdurun artık. Cepheye gönderecek gencimiz kalmadı dedi. O günden sonra bir daha kürsüye çağırmadılar.
Hafif sağ başımızı çevirdiğimizde, Kafkaslara doğru geldiğimizde oralardaki sıkıntıları biliyorsunuz. Allah'a binlerce şükürler olsun ki Karabağ kurtarıldı. İran güncel konular anlatacak halim yok.
Bugün işte barış vesaire deniyor. Her gün akşam barış imzalanıyor. Sabah tekrar devam ne olacak bilemiyoruz. Ama artık savaşın bitmesi diye bir şey yok. Kronik hale geliyor. Durup durup tekrar başlanıyor.
Orta Doğu işte güney sınırlarımız Irak ve Suriye'yi anlatmaya gerek yok. Orada da bir bahar olacaktı. Ama bir şey var.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerçekten dış politikasını güzel yönetti. Bölgede gerçek bir güç haline de geldi. Ama bitmiyor.
İsrail'in yayılmacı politikaları Gazze'de yaptıkları dünya kamuoyunun önünde dünya halklarının büyük bir kısmının da karşı çıkmasına rağmen gözümüzün önünde.
Arzu mevzut hayalleri Türkiye topraklarına kadar olan hevesleri bölgedeki vekalet savaşları terör uluslararası terör örgütleri terör örgütleri üzerinden yapılan çatışmalar kaç yıldır Suriye sınırından öteye geçtiniz, topraklarınızı oradan korudunuz. Bunlar da ekonomik anlamda gerçekten çok önemli maddi tutarlara ulaşan bir durum.
Dolayısıyla değerli hemşerilerim böyle bir yapı içerisinde Doğu Akdeniz'e gelin, Doğu Akdeniz küresel dünyanın çatışma alanı haline geldi. Libya'yla birçok ülkeyle orada yaptığınız ikili ilişkilerle Doğu Akdeniz'de önemli bir şeye geldiniz. Gücünüzle orada duruyorsunuz.
Kıbrıs konusunda yıllardır üzerimize geliyorlar. Ege'ye doğru bu tarafa doğru adalar denizine doğru kafanızı çevirin. Orada zaten ebedi bir düşmanlık hep devam ediyor.
Balkanlar kaynıyor. Bakın bir şey söylüyorum. Fotoğraf şu. Bir Türkiye. Işte orada bir huzur adası var. Bütün çevresinde ateş varken ateş çemberinin içerisindeyken orada bir huzur adası. Bunu görmek zorundayız.
Pandemi yaşadık. Pandemiyi anlatmak istemiyorum. Pandemi de insanına en fazla sahip çıkan ülke Türkiye'dir. Dışarıdaki insanı da özel seferle uçaklar gönderdi, aldı, getirdi.
Uluslararası komisyonlarda olduğumu söyledim. Oralarda da hep raporladık. Emin olun birçok gelişmiş ülke insanına bir bez parçası maskeyi dahi veremedi. Hastane önlerinden kimse dönmedi. En gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğunda acil servislerin önünde insanlar hakikaten boğularak öldü. Bir makine bulamadılar. Kapılarımıza kadar geldi.
Bizim Sağlık Bakanlığımız ilaçlarımızı getirdi, takiplerimizi yaptı, kimseye muhtaç etmedi. O dönemde iş kimsenin işten çıkarılmasına izin vermedi. Kira yardımı verdi, iş istihdam yardımı verdi, 17 kalemde önemli yardımlar verdi.
Evet dolayısıyla devlet işte o zamanlarda lazım. Suriye'nin başına gelenleri gördük. Arazin olsa, toprağın olsa, fabrikan olsa, malın, mülkün olsa neye yarıyor? Insanlar bir günde canlarını zor kurtardılar, canlarını.
Onun için bugün terörsüz Türkiye deyince birileri başka yerlerde başka heveslerle siyasi rant elde etme maksatlarıyla bir şeyler söyleyebilir. Hiç de umurumuzda değil.
Bu ülke bizim. Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle bu ülke bizim Allah sayın genel başkanımızdan razı olsun. Sayın genel başkanımızın siyasi yaşamı ben partim şeklindeki bir anlayışla olmadı. Önce ülkem anlayışıyla hareket eden bir şahsiyet bunu hayatının birçok döneminde siyasi yaşamın tamamında gösterdi.
Onun için elbette terörsüz Türkiye projesi önemlidir. Elbette Türkiye'deki birlik, beraberlik, kardeşlik önemlidir. Bu projeye hep birlikte sahip çıkacağız.
Kim ne derse desin bu ülkede bizi Alevi, Sünni diye Kürt, Türk, Laz, Çerkez diye bölemezler. Bunun en bariz örneği işte burada. Baladadır. Dolayısıyla biz bilmeyiz. Biz ayrılık, gayrılık bilmeyiz. Bizim tek bir şeyimiz var. Birlik ve beraberliktir.
Bizim Balalıların bir tek sıkıntısı mı diyeyim artık bilemiyorum. Biraz fazla Balacıdırlar. Hiçbir etnik ayrıma inanışa bakmadan onlar biz Balalıyız derler. Ben bu vesileyle hepinize tekrar çok teşekkür ediyorum.
Bala ilçemizin olağan 15. kongresinin başta Bala'mız Milliyetçi Hareket Parti'miz, Ankara'mız, ülkemiz, insanlık için hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Katılımlarınız için hepinize tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.