MHP TBMM Grubu

MHP TBMM Grubu MHP TBMM Grup Video ve Fotoğraf paylaşım sayfası Kucaklaşma zamanı ise kucaklaşalım. Hesap verme zamanı ise gelin hesabınızı benden alın. Devlet Bahçeli

Ama Türkiye’nin nereye gittiğinin farkına var. MHP’ye, yandaş bülbüller arasına katılıp, hakaret etmekten vazgeç.

14/06/2026

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Prof. Dr. Mevlüt Karakaya: Terörsüz Türkiye aynı zamanda kardeşlik projesidir, kalkınma projesidir.

Değerli hemşerilerim, Balamızın çok değerli Hazirunu, Değerli misafirler, tabii burada birçok konudan bahsedildi. Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki bugünün içinde bulunduğumuz şartlarını anlayabilmemiz için aslında düne de bakmak lazım. Bugün siyaseten bazı sıkıntılardan bahsediyorsak, ekonomik sorunlardan konuşuyorsak düne de bakmak lazım.

Öncelikle şunu ifade edelim ki çok geçmişlerde değil yakın zaman içerisinde küresel ve bölgesel alanda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geldik. Artık bugünün küresel dünyasında hiçbir sorunu hiçbir ülke kendi başına yaşayamıyor, kendi başına da çözemiyor.

Şimdi biz bu sorunların, küresel sorunların farklı boyutlarına gitmeden sadece bugün içinde bulunduğumuz gündemle alakalı olan kısımlarına bakacak olursak çok ötelere gitmeye gerek yok.

15 Temmuz şurada bir şey kalmadı, yıl dönümü gelecek 2016 yılında bir yaz sıcağının olduğu bir dönemin akşamında uçaklar havalandı, tepemize bombalar yağmaya başladı. O gün Allah Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'den Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan o günkü başkanımızdan ama hepsinden önemlisi de sahaya inerek hain girişime dur diyen Türk milletinden Allah razı olsun.

Şu işaretleri yaparak hızlı hızlı geçmek istiyorum.

15 Temmuz'u bugünü değerlendirirken 15 Temmuz'u düşüneceğiz. Evet onun hemen öncesinde hatırlatmak istiyorum. Bir açılım süreci yürütüldü. Sonuçta o açılım süreci ihanetle sonuçlandı. Arkasından sur operasyonları başladı.

Hepiniz biliyorsunuz o zamana kadar AK Parti iktidarıyla Milliyetçi Hareket Partisi iktidar muhalefet çekişmesi içinde geliyordu ama o gün Sayın Genel Başkanımız bu 15 Temmuz'un hemen öncesine gelir terörle mücadelede hükümetimizin arkasındayız Değerli hemşehrilerim, burada çok fazla konuşulmayan bir hususun altını çizmek istiyorum.

Bugünkü Terörsüz Türkiye projesini konuşurken, anlatırken, dünkü deneyimlerle ilişkilendirmeye çalışanlar var. Elbette olacak. Ama şunu açık bir şekilde ifade etmeliyiz ki dünkü yürütülen projede devletin içinde hain bir yapılanma vardı.

Dolayısıyla o günkü yapılan açılım ya da adına her ne dersek diyelim o gün devletin içinde yapılan olan o hain örgüt aslında bir barış ya da terörün bitirilmesine yönelik bir proje değil Türkiye'yi bölmeye yönelik bir projeyi yürüttüler.

O dönem bize şu söylendi hep. Efendim neden Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte oldunuz? Bu projeyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan yürütmedi mi? Evet.

Ama biraz önce işaret ettim. Devletin içerisinde yapılan o sızmalar o yeni bir şey değil. 30-40 yıl öncesine kadar giden bir yapılanmaydı. Ama o projeyi sonuç alacağına inanarak başlatan Sayın Başbakan o dönemin başbakanı bu hain yapılanmayı kazılan hendekleri açılan tünelleri gördüğünde Ne yaptı? O hendekleri açanları tünelleri kazanları açtıkları hendeklere kazdıkları tünellere gömdü çıktı. Devlet böyle bir şeydir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her zaman güçlüdür.

Bugünkü yürütülen terörsüz Türkiye Sayın Genel Başkanımızın çağrısıyla başladı. Onun evvelatında Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle küresel ve bölgeler bölgedeki gelişmelere işaret ederek iç cepheyi güçlendirme çağrısında bulunmuştu. Bunun üzerine Sayın Genel Başkanımız bugünkü bu aşamaya gelen terörsüz Türkiye projesiyle ilgili çağrıda bulundu.

Bu çağrı devlet projesi haline geldi. Millet projesi haline geldi. Milletin temsilcileri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oluşturulan komisyonla bu proje hazırlıklarını yaptı, önerilerini sundular ve bundan sonrasında da devlet, millet yani milletin iradesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu çalışmalara devam edecekler.

Gayet iyi gidiyor. Elbette bozmaya çalışanlar var. Bakın bu proje sadece bir güvenlik projesi değil.

Bizim 40 yıl, 50 yıl içerisinde terörle mücadeleye harcadığımız para en düşük hesaplarla iki trilyon dolar yarısı olsa bir bırakın onun da yarısı yani çeyreğe kalsaydı bu ülkenin ekonomisi içerisinde beş yüz milyar dolar bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dışarıya bir ku bir sent borcu olmayacaktı.

Evet ekonomiden bahsediyoruz. Emekliden bahsediyoruz. Zorluklardan, güçlüklerden, hayat pahalılığından bahsediyoruz. Ama Türkiye geçmişinde de bu kamburları, bu yükleri sırtında taşıya taşıya geldi.

Bu sadece güvenlik meselesi değil. Evet gerekirse dün yaptığınız gibi sınırlarınızın ötesine de gider bu ülkeyi bu sınırları bu toprakları korursunuz. Buna mukaddersiniz. Kimseye ihtiyacınız yok.

Ama artık yeter. Kırk elli yıldır bu sıkıntıyı bizler çekiyoruz. Balalılar çekiyor. Diyarbakırlılar çekiyor. Edirneliler, İstanbullular, Ankaralılar çekiyor.

Dolayısıyla terörsüz Türkiye aynı zamanda kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye aynı zamanda kalkınma projesidir.

Yapılan projeksiyonlar önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde sadece terörün bitirilmesiyle birlikte ekonomiye kazandırılacak iğnenin bugün hiç tahmin edemeyeceğimiz düzey ve seviyelerde olduğunu gösteriyor.

Değerli hemşerilerim yine yakın geçmişimizde bir başka işaret etmek istediğim husus şudur.

Hatırlayın. Arap baharı dediler değil mi? 2010 yılında Tunus'ta bir seyyar satıcının kendisini yakması ile birlikte başlayan bir süreç Orta Doğu'da Arap ülkelerinde kısa sürede yayıldı. Birçok yerde yöneticiler değişti.

Sözüm ona demokrasi gelecekti. Sözüm ona buralarda huzur olacaktı. Daha o günlerden bugüne kimi bölündü, kimi parçalandı, kimisi de iç savaşa maruz kaldı.

Hemen dibimizde Suriye Irak'ın durumu daha öncesinde orada bir diktatör Saddam vardı. Sözüm ona Saddam gidince her şey güzel olacaktı. Kaç yıl geçti. Bir huzur var mı? Bakın çevremize Türkiye haritasını alın. Şöyle kafanızı yukarıya kaldırdığınızda Karadeniz'i hemen Karadeniz'in kıyısında Ukrayna'yı ve orada yaşanan savaşı göreceksiniz.

Ben parlamentolar arası birlik üyesiyim. Sık sık yurt dışına bu toplantılar için gidiyorum. Geçen Ocak ayında Kanada'da ÜNÜK komitesine konseyine üye olarak seçildim. Ukrayna'nın NATO'ya girmesiyle ilgili bir konseydir.

Parlamentolar arası birlik adına orada üye benim. Daha bayramın ikincisi günü Litvanya'daydım. O ÜNÜK toplantısındaydım. Ukrayna milletvekilleri orada. Onların daha önce de savaşın başladığı aylardaki durumlarını da biliyordum. O uluslararası toplantı salonlarına girdiklerinde milletvekillerini ayakta alkışlıyorlardı.

Hele bir milletvekili vardı ki popüler hale getirdiler ama yine bir gün bu Baltık ülkelerinin birindeydi. Tam hatırlayamadım şu an. Mikrofonu eline aldı şunu dedi.

Ne olur bu savaşı durdurun artık. Cepheye gönderecek gencimiz kalmadı dedi. O günden sonra bir daha kürsüye çağırmadılar.

Hafif sağ başımızı çevirdiğimizde, Kafkaslara doğru geldiğimizde oralardaki sıkıntıları biliyorsunuz. Allah'a binlerce şükürler olsun ki Karabağ kurtarıldı. İran güncel konular anlatacak halim yok.

Bugün işte barış vesaire deniyor. Her gün akşam barış imzalanıyor. Sabah tekrar devam ne olacak bilemiyoruz. Ama artık savaşın bitmesi diye bir şey yok. Kronik hale geliyor. Durup durup tekrar başlanıyor.

Orta Doğu işte güney sınırlarımız Irak ve Suriye'yi anlatmaya gerek yok. Orada da bir bahar olacaktı. Ama bir şey var.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerçekten dış politikasını güzel yönetti. Bölgede gerçek bir güç haline de geldi. Ama bitmiyor.

İsrail'in yayılmacı politikaları Gazze'de yaptıkları dünya kamuoyunun önünde dünya halklarının büyük bir kısmının da karşı çıkmasına rağmen gözümüzün önünde.

Arzu mevzut hayalleri Türkiye topraklarına kadar olan hevesleri bölgedeki vekalet savaşları terör uluslararası terör örgütleri terör örgütleri üzerinden yapılan çatışmalar kaç yıldır Suriye sınırından öteye geçtiniz, topraklarınızı oradan korudunuz. Bunlar da ekonomik anlamda gerçekten çok önemli maddi tutarlara ulaşan bir durum.

Dolayısıyla değerli hemşerilerim böyle bir yapı içerisinde Doğu Akdeniz'e gelin, Doğu Akdeniz küresel dünyanın çatışma alanı haline geldi. Libya'yla birçok ülkeyle orada yaptığınız ikili ilişkilerle Doğu Akdeniz'de önemli bir şeye geldiniz. Gücünüzle orada duruyorsunuz.

Kıbrıs konusunda yıllardır üzerimize geliyorlar. Ege'ye doğru bu tarafa doğru adalar denizine doğru kafanızı çevirin. Orada zaten ebedi bir düşmanlık hep devam ediyor.

Balkanlar kaynıyor. Bakın bir şey söylüyorum. Fotoğraf şu. Bir Türkiye. Işte orada bir huzur adası var. Bütün çevresinde ateş varken ateş çemberinin içerisindeyken orada bir huzur adası. Bunu görmek zorundayız.

Pandemi yaşadık. Pandemiyi anlatmak istemiyorum. Pandemi de insanına en fazla sahip çıkan ülke Türkiye'dir. Dışarıdaki insanı da özel seferle uçaklar gönderdi, aldı, getirdi.

Uluslararası komisyonlarda olduğumu söyledim. Oralarda da hep raporladık. Emin olun birçok gelişmiş ülke insanına bir bez parçası maskeyi dahi veremedi. Hastane önlerinden kimse dönmedi. En gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğunda acil servislerin önünde insanlar hakikaten boğularak öldü. Bir makine bulamadılar. Kapılarımıza kadar geldi.

Bizim Sağlık Bakanlığımız ilaçlarımızı getirdi, takiplerimizi yaptı, kimseye muhtaç etmedi. O dönemde iş kimsenin işten çıkarılmasına izin vermedi. Kira yardımı verdi, iş istihdam yardımı verdi, 17 kalemde önemli yardımlar verdi.

Evet dolayısıyla devlet işte o zamanlarda lazım. Suriye'nin başına gelenleri gördük. Arazin olsa, toprağın olsa, fabrikan olsa, malın, mülkün olsa neye yarıyor? Insanlar bir günde canlarını zor kurtardılar, canlarını.

Onun için bugün terörsüz Türkiye deyince birileri başka yerlerde başka heveslerle siyasi rant elde etme maksatlarıyla bir şeyler söyleyebilir. Hiç de umurumuzda değil.

Bu ülke bizim. Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle bu ülke bizim Allah sayın genel başkanımızdan razı olsun. Sayın genel başkanımızın siyasi yaşamı ben partim şeklindeki bir anlayışla olmadı. Önce ülkem anlayışıyla hareket eden bir şahsiyet bunu hayatının birçok döneminde siyasi yaşamın tamamında gösterdi.

Onun için elbette terörsüz Türkiye projesi önemlidir. Elbette Türkiye'deki birlik, beraberlik, kardeşlik önemlidir. Bu projeye hep birlikte sahip çıkacağız.

Kim ne derse desin bu ülkede bizi Alevi, Sünni diye Kürt, Türk, Laz, Çerkez diye bölemezler. Bunun en bariz örneği işte burada. Baladadır. Dolayısıyla biz bilmeyiz. Biz ayrılık, gayrılık bilmeyiz. Bizim tek bir şeyimiz var. Birlik ve beraberliktir.

Bizim Balalıların bir tek sıkıntısı mı diyeyim artık bilemiyorum. Biraz fazla Balacıdırlar. Hiçbir etnik ayrıma inanışa bakmadan onlar biz Balalıyız derler. Ben bu vesileyle hepinize tekrar çok teşekkür ediyorum.

Bala ilçemizin olağan 15. kongresinin başta Bala'mız Milliyetçi Hareket Parti'miz, Ankara'mız, ülkemiz, insanlık için hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Katılımlarınız için hepinize tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.

14/06/2026

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekilimiz İsmail Faruk AKSU: Şüphesiz yetim hakkına el uzatanlardan, kamu malını istismar edenlerden hesap sorulmalıdır

Müzakereler ve tehdit dili arasında gidip gelinen süreçte beklentimiz Sayın Genel Başkanımızın da ifadesiyle savaşın bir an önce bitmesidir.

Jeopolitik gerilimlerin devam ettiği bir süreçte Türkiye siyasetinde özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan gelişmeler siyasi ve demokratik kültüre siyasetin itibarına zarar verir noktaya gelmiştir.

CHP yerel yönetimlerde aldığı millet emanetini taşıyamamış görevi belde halkına hizmet etmek olan belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlükler buralarda nasıl bir ahlaksızlık girdabına girildiğini ibretlik biçimde milletimize göstermiştir. Şüphesiz yetim hakkına el uzatanlardan, kamu malını istismar edenlerden hesap sorulmalıdır.

CHP içerisinde mutlak mutlak kararından sonra başlayan iç çatışma bir ayrışmaya doğru ilerlerken bazı marjinal partiler bize de bir şey düşer mi hesabına girişmişlerdir.

Bu süreçte ülkemizin geleceği için bir hedefi Türk siyaset ve demokrasisinin gelişimi için bir önerisi bulunmayan konjonktürel sebeplere bağlı oluşan siyasi partiler selden kütük kapma derdine düşmüşlerdir.

Heybesinde Türkiye ve Türk milleti için bir zerre dahi bulunmayanlar hamasetten öte söz söylemezken liderimiz sayın Devlet Bahçeli CHP'deki istikrarsızlığa karşı tarafları sağ duyuyla hareket etmeye çağırarak ayrışmanın kimseye faydası olmayacağını cumhuriyetle yaşıt bir siyasi partinin kurumsallığının korunması gerektiğini en başından itibaren vurgulamıştır.

Çünkü biz siyasetin kurumsallaşarak Türkiye için alternatifler üretmesini rekabetin de bu anlamda olmasını arzu ediyoruz.

Milliyetçi ülkücü hareket olarak her şeyden önce Türkiye ve Türk milleti diyor Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasını sağlama kararlılığı ile hareket ediyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımayı siyasi misyon olarak kabul etmiştir.

Çağları aşıp gelmiş büyük bir milletin vizyonuna sahip olarak mücadele ahlakımızı diri tutacağız, barış ve kardeşliği kucaklayıp istikbalin yol haritasını birlikte çizeceğiz.

Milletimizin her ferdine elimizi uzatıp ferah ve selamet dolu bir geleceğin mimarisini Cumhur İttifakı olarak temin edeceğiz. Türkiye'mizin yükselmesi, zenginleşmesi ve güçlenmesi için ama fakat demeden omuz omuza vereceğiz.

Paylaşmanın, kaynaşmanın, bütünleşmenin, bir olmanın, iri olmanın, kardeş olmanın ele geçirilemeyecek fırsatını yakalayacak hedeflerimize ulaşacağız.

Ekonomik ve sosyal politikaların insanın onurlu bir yaşam sürme hakkını dikkate alan bir anlayışla şekillenmesine amaçlıyoruz. Öngörülemez küresel sistemde ve çatışmaların yoğunlaştığı bir coğrafyada Türkiye büyüyen istikrarlı bir ülke olarak öne çıkmaktadır.

Bazı eksikliklerimiz olsa da milletçe bir oldukça aşılamayacak çözülemeyecek sorunumuz yoktur.

Cumhur İttifakı olarak istiklal ve istikbal mücadelemize inançla devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı istikrarla emin adımlarla ilerliyoruz.

Bu düşüncelerle kardeşlik kalbimizde gelecek aklımızda diyerek konuşmama son verirken Büyükçekmece İlçe Kongremi'zin partimize İstanbul'umuza ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

İl başkanımız sayın Volkan Yılmaz'ın şahsında kongreyi düzenleyen teşkilat mensuplarımıza ve burayı şereflendiren siz değerli katılımcılara şükranlarımı sunuyorum. Kongre sonucunda görev alacak kıymetli dava arkadaşlarıma üstün başarılar diliyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü kahraman ecdadımızı aziz şehit ve gazilerimizi partimizin kurucusu başbuğumuz Alparslan Türkeş'i dava büyüklerimizi ve ülkücü şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şart mekanları cennet olsun. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.

13/06/2026

SIRTIMIZDA BİR UR GİBİ DURAN OLAYIN ÇÖZÜLDÜĞÜ SÜRECİ YAŞIYORUZ

Türkiye, meselesini çözerken Sayın Genel Başkanımızın da hassasiyetle belirttiği bütün kurumların kendi düşünceleri, kendi alanları konusunda istikrarlı bir duruş, siyasi partilerde istikrara ihtiyaç var Türkiye'de.

Ana muhalefet partisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içindeki gelişmelere taraf olmamakla birlikte Atatürk'ün kurduğu partinin bu tip çatışmaların dışında kalması, istikrara kavuşması, Türk demokrasisine destek verecek, onu güçlendirecek bir mücadele öncülük yapması lazım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin zaman zaman mitinglere doğru sürüklendiğini görüyoruz. Bunlar doğru şeyler değil.

Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi Türk Demokrasisi'nde Türkiye'nin bugünkü problemlerine katkı sunması konusunda bir duyarlılık söz konusu değil. Bütün kurumların Türkiye'nin meselelerini kucaklamasına ihtiyaç var.

Biz şunu ifade ediyoruz. Baştan da söylediğim gibi biz diyen bir siyasi geleneğe sahibiz. Türkiye'ye sahip çıkan herkese saygı duyuyoruz.

Celal Adan

TBMM Başkanvekilimiz

13/06/2026

TBMM Başkanvekilimiz Celal Adan: Milliyetçi Hareket Partisi Türk demokrasisinin de koruyucusudur.

Türkiye'de zaman zaman demokrasiyi savunanların, eğer bir fikir haysiyeti varsa Türk demokrasisine en büyük desteği veren hareketin adı Milliyetçi Hareket Partisi liderinin adı sayın genel başkanımız Bey'dir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin zaman zaman mitinglere doğru sürüklendiğini görüyoruz. Bunlar doğru şeyler değil.

Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi Türk Demokrasisi'ne Türkiye'nin bugünkü problemlerine katkı sunması konusunda bir duyarlılık söz konusu değil. Bütün kurumların Türkiye'nin meselelerini kucaklamasına ihtiyaç var.

Sayın Genel Başkanımız Terörsüz Türkiye iradesini ön plana çıkardığında bildiğiniz gibi üç temel konunun çerçevesi içerisinde düşüncenin gelişmesinden yana irade koymuştu.

Bunun bir tanesi terör örgütünün silahı bırakması. İkincisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir komisyonun kurulması. Üç bu işin devlet politikasına dönüşmesi.

Her üç konuda Allah'a çok şükür karşılık bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızdan da Allah razı olsun bu konuyu devlet politikasına dönüştürmüştür.

Hepinizin bildiği gibi PKK örgütü silah kullanırken bu silahların menşeleri Fransız markası, Almanya, Amerikan destekli silahlar. Bunlara paraların nasıl geldiğini hep birlikte biliyoruz. Türk Devleti biliyor, Türkiye kamuoyu biliyor.

Şükürler olsun. Bugün dünyada PKK'nın arkasında duran bir güç kalmamıştır. PKK kendini feshetmiştir. Genel Başkanımızın ortaya koyduğu iradeden bugüne kadar da bir askerimiz şehit olmamıştır.

13/06/2026

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz SadirDURMAZ: Bilge Liderimiz Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin "Önce Ülkem ve Milletim" sözü, aslında Milliyetçi Hareket Partisi'nin bütün siyasi geçmişini ve dava ahlakını özetleyen bir devlet anlayışının ifadesidir.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz SadirDURMAZ’ın, “Altındağ İlçe Başkanlığı 15. Olağan Kongresi”nde yapmış oldukları konuşma

Değerli Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimiz,
Kıymetli İl Başkanımız, İlçe Başkanımız, Ak Parti İlçe Başkanı,
Çok Değerli Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı, Ülkü Ocaklarımız,
Kıymetli Muhtarlarımız,
Sivil Toplum Kuruluşlarımız,
Kongremizi Şereflendiren Kıymetli Misafirler,
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,
Aziz Dava Arkadaşlarım,

"KARDEŞLİK Kalbimizde GELECEK Aklımızda" temalı Olağan Büyük Kurultayımıza giden kutlu yolculuğun önemli duraklarından biri olan Altındağ İlçemizin Kongresine hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Sözlerimin başında, Bilge Liderimiz Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin hepinize ayrı ayrı selamlarını iletiyorum.

Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hazirun;

Bugün Ankara’mızın kalbi Altındağ’da, bir yandan yarım asrı aşan kutlu mücadelemizin muhasebesini yapıyoruz, bir yandan da geçmişten aldığımız emanetleri geleceğe taşımak üzere irademizi tazeliyor; birlik ve beraberliğimizi bir kez daha perçinliyoruz.
Bilindiği üzere Milliyetçi Hareket Partisi için kongreler; ayrışmanın değil birleşmenin, kırgınlıkların değil kucaklaşmanın, şahsi hesapların değil dava şuurunun öne çıktığı kutlu buluşmalardır.

Bu anlayışla bir araya geldiğimiz Altındağ ilçe kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Çok Kıymetli Dava Arkadaşlarım;

Bulunduğumuz ilçe Altındağ sıradan bir ilçe değildir.

Biraz önce de söylediğim gibi Altındağ, Ankara'nın kalbidir.

Cumhuriyetimizin kurucu iradesinin merkezidir.
Altındağ; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milli mücadeleyi sevk ve idare ettiği, millet iradesinin tecelli ettiği ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ev sahipliği yapmaktadır.

Bu yönüyle Altındağ; yalnızca Ankara'nın değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş hafızasının taşıyıcısıdır.

Altındağ’ın her sokağında tarih; her mahallesinde mücadele vardır. Her taşında, her duvarında milletimizin bağımsızlık iradesinin izleri vardır.

İşte bu sebeple biz Altındağ'a baktığımızda, aziz Türk milletinin 7 düvele meydan okuyup yeniden ayağa kalkışını, devlet olma şuurunu ve milli egemenlik iradesini görürüz.

Değerli Dava Arkadaşlarım;

Altındağ, Milliyetçi Hareket Partisi için de son derece özel ve anlamlı bir ilçedir.

Başta Ulucanlar olmak üzere, Altındağ'ın mahallelerinde, sokaklarında ve çarşılarında; Türk milletinin geleceğini dert edinmiş, devletine ve milletine hizmet etmeyi hayatının merkezine koymuş binlerce ülküdaşımızın emeği, alın teri ve hatırası bulunmaktadır.

Hareketimizin zor dönemlerinde yükü omuzlayan, bedel ödeyen, inancından ve ülküsünden taviz vermeyen birçok dava adamının hikâyesi bu ilçenin sokaklarında yazılmıştır.

Bu dava burada menfaat hesaplarıyla değil, vatan sevdasıyla kök salmıştır.

Dün olduğu gibi bugün de Altındağ'ın sokaklarında Türk bayrağını yüreğinde taşıyan, devletini ve milletini her şeyin üstünde tutan ülküdaşlarımızın nefesi hissedilmektedir.

Başta Taş Medreseli ağabeylerimiz, kardeşlerimiz olmak üzere Cenabı Allah hepsinden ve hepinizden razı olsun.

Çok Kıymetli Dava Arkadaşlarım;

Milliyetçi Hareket Partisi; köklerini Türk milletinin engin tarihinden, inancından, kültüründen ve devlet geleneğinden alan, Cumhuriyetin kurucu iradesini milli şuurla geleceğe taşıyan bir partidir.

Yarım asrı aşan geçmişiyle partimiz; devlet-millet bütünlüğünü korumayı her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmuş, kriz anlarında ayrışmayı değil uzlaşmayı, çatışmayı değil sağduyuyu, günü kurtarmayı değil geleceği inşa etmeyi tercih etmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde benzeri olmayan bir mekteptir.

Milliyetçi Hareket Partisi; seçim hesaplarının değil, devlet aklının temsilcisidir.

Bu sebeple Türk siyasetinde kimi zaman vicdanın, kimi zaman aklın, kimi zaman da fedakârlığın adresi olmuştur.

Bilge Liderimiz Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin "Önce Ülkem ve Milletim" sözü, aslında Milliyetçi Hareket Partisi'nin bütün siyasi geçmişini ve dava ahlakını özetleyen bir devlet anlayışının ifadesidir.

Bu anlayış; oy hesabı yapmadan, makam beklentisine kapılmadan, milletin ve devletin geleceğini her şeyin üzerinde tutan yüksek bir sorumluluk şuurunun tezahürüdür.

Bedel ödenmesi gerektiğinde geri durmayan, sorumluluk alınması gerektiğinde öne çıkan, haksız eleştiriler karşısında dahi Türkiye'nin istikbali için doğru bildiği yoldan sapmayan iradenin dile gelmiş halidir.

Bugün, Bilge Liderimizin ortaya koyduğu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın sahiplenmesiyle bir devlet projesine dönüşen “Terörsüz Türkiye” vizyonu, işte bu sorumluluk sahibi devlet aklının; milletin birliğini, devletin bekasını ve gelecek nesillerin huzurunu her türlü siyasi hesabın üstünde gören kararlı iradenin en somut tezahürüdür.

Zamanın her defasında haklı çıkardığı Saygıdeğer Genel Başkanımızın ifadeleriyle Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında milli varlığımızın zırhıdır.

Terörsüz Türkiye, emperyalizmin taşeronluğunu yapan mahfillerin, etnik fitne mühendislerinin ve din kisvesi altında Siyonist kuruntu tacirlerinin Türkiye üzerinde kurmak istediği oyunu bozma iradesidir.

Bölgemizin etrafında kanlı hesaplar yapılırken; yüce Türk milletinin birliğini, dirliğini, dirayetini ve bin yıllık kardeşliğini zaafa uğratamayız, uğratmak isteyenlere de fırsat vermeyiz!
Çünkü biz, bu ülkenin birlik ve beraberliğinin teminatı Milliyetçi Ülkücü Hareketiz!
Milliyetçi Ülkücü Hareketin mensupları, makamların değil davalarının peşinden yürüyen, menfaatlerin değil milletinin yanında duran, karşılık beklemeden hizmet etmeyi şeref bilen gönül erleridir.

Milliyetçi Ülkücü hareketin mayasında fedakârlık, vefa ve adanmışlık vardır.
Bu nedenle; Dün olduğu gibi bugün de, yarın da Türk milletinin emrinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin hizmetinde olmaya devam edeceğiz.

Allah birliğimizi daim, devletimizi kaim, milletimizi aziz eylesin.

Bugün salonumuza teşrif eden her bir kardeşimin ayağına taş, gözüne yaş değdirmesin. Sizler var oldukça bu salonları ve meydanları doldurdukça Türkiye üzerine yapılan her türlü hesabı bozacak ve ilelebet payidar kalacaktır.

Bu vesileyle; başta cennetmekân Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere, partimizin kuruluşundan bugüne, kutlu davamıza emek vermiş, alın teri dökmüş, mücadele etmiş tüm dava büyüklerimizi, ebediyete irtihal eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Rabbim bizleri, zindanları taş medreseye çeviren Yusuf yüzlülere, toprağa düşen ülkü şehitlerimize karşı mahcup etmesin.

Altındağ ilçemizde büyük emeği olan, bugün de güven tazeleyerek ilçe başkanlığını sürdüren Sayın Emin Sıtkı Aktaş ve yönetimini tebrik ediyor, üstlendikleri görevde muvaffakiyetler diliyorum.

Saygıdeğer Genel Başkanımızın, “Ülkücülük; Ayıran değil, birleştiren iradedir. Ülkü varsa yürünecek yol, varılacak menzil, uğruna yaşanacak bir dava vardır.” sözlerinden hareketle ayrıştırmaya değil birleştirmeye ve davamız için hiç durmadan çalışmaya hep birlikte devam edeceğiz.

Sözlerimi, ozanlar piri Dede Korkut’un yüzlerce yıl öncesinden verdiği, kutlu bir mesajla bitirmek istiyorum;

“Devletli oğul olsa ocağının korudur.
Oğul da neylesin, baba ölüp mal kalmasa.
Baba malından ne fayda, başta devlet olmasa.”

Allah “DEVLET”imizi başımızdan eksik etmesin, Türk milleti ebediyyen var olsun.
Rabbim, birliğimizi dirliğimizi, kardeşliğimizi bozmasın; bozmak isteyenlere fırsat vermesin.
Sağ olun var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Ne mutlu Türküm diyene.

13/06/2026

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Yaşar Yıldırım: Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve bugün devlet politikası haline gelen projesinin son altı ayda ne kadar gerekli, ne kadar önemli olduğunu hep beraber gördük dünyada.

Değerli akrabalarım, hısımlarım, komşularım, hemşerilerim, arkadaşlarım, çocukluk arkadaşlarım, dava arkadaşlarım, kıymetli hemşerilerim.

Allah'ın rahmeti, selamı, lütfu, ihsanı, keremi hepinizin ve hepimizin üzerine olsun. Sayın Genel Başkanımız, Devlet Bahçeli'nin hepinize ayrı ayrı selamları var. Hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Kongremiz hayırlı olsun. Şimdi bu kongreden daha ziyade bir dost, arkadaş, hemşeri, akraba, efendim, komşu buluşması. İşte Cenabı Allah üç senede bir kongreyi bize nasip ediyor.

Biz de burada çocukluk arkadaşlarımız, akrabamız, hısımımız, ağabeyimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız, komşularımız, köylülerimizle buluşuyoruz. Elhamdülillah, hamdü senalar olsun.

Şimdi tabii siyaset yapıyoruz. Siyasete konuşma yapılacak. Buradaki Türkiye'nin ve dünyanın gündemi de ortada. En son işte buraya da gelirken İran ve Amerika arasındaki savaşın bittiğiyle ilgili bazı söylemler, bazı demeçler, bazı basından bilgiler aldık.

Ama şunu arz etmeyi de isterim. Yani Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve bugün devlet politikası haline gelen terörsüz Türkiye projesinin son altı ayda ne kadar gerekli, ne kadar önemli olduğunu hep beraber gördük dünyada.

Neyi gördük? İç cephedeki gücün, iç cephedeki birliğin, beraberliğin neticesini İran, Amerikan savaşında daha iyi gördük. Savaş başlar başlamaz İsrail, İran'ın PKK'sını ve Türkiye'nin PKK'sını birleştirip, Tahran’a doğru yürütüp İran'ın iç yapısında ayrı bir bölücü bir yapı kurmaya çalıştı. Yani dışarıda savaş var, içeride de savaş olsun. İçeride kim savaşsın? PKK savaşsın.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başlanan terörsüz Türkiye projesi sayesinde Türkiye'nin PKK'sı Pecak'la, yani İran'ın PKK'sıyla hiçbirliği yapmadı. Geçmedi Irak'tan öbür tarafa. Geçseydi dokuz bin tane eleman, militan geçecekti ve Tahran’a yürüyeceklerdi, İran'ı böleceklerdi. Şimdi İran bölünürse ne olur? Hiçbir şey olmaz. Sıra bize gelir. Komşumda bir şey varsa sıra sana gelir. Ve orada bir terörsüz Türkiye projesinin ilk meyvesi alınmıştır. İran bölünmedi.

Ne oldu? Hamaney'in ölümüyle birlikte, şehadetiyle birlikte İran'da bir birlik çıktı ortaya. Ve bugün, bugün inşallah barış olur.

Şimdi aynısı bizim başımızda. Yıllardır anlatırım ben. Efendim, bu İsrail'in hedefi kim? İsrail'in hedefinin birisi de Türkiye. Hep söylüyoruz.

Niye? Kendi vaat edilmiş topraklarının içerisinde Türkiye'nin yüzde yirmi beşi var. Suriye'nin kuzeyinde PKK'yı organize eden İsrail'dir. Orada bir devlet kurulmasına müsaade etmedik. Etmeyiz. Etmeyeceğiz de. Aşağıdaki diğer aylıkçı gruplarla da Suriye'nin içerisini organize eden İsrail'dir.

İnşallah olmaz. Savaş temennimiz değildir. Ama görünürde şöyle de bir tehlike var. Nedir? Bir İsrail-Türkiye savaşı söz konusu. Ne zaman olur, nerede olur, nasıl olur? Orasını bilmiyoruz. Nerede olur, Suriye üzerinde olur. Orasını da bilmiyoruz. Ama görünürde bu var. Bunun için de tedbiri başta nerede alacaksın? İç cephede birlikte alacaksın. Yani İran'da eğer bu zaafiyet olmuş olsaydı bugün İran bu başarıyı gösteremezdi.

Türkiye'de de terörsüz Türkiye ile birlikte iç cephede sağlamlaşma olmuştur. Yani yarın dışarıdan bir taarruz, tecavüz olduğu an Türkiye birlik ve beraberlik içerisinde tavrını koyacaktır.

Şimdi buradaki en önemli mesele şu. Dünya başıboş. Dünyada hukuk yok. Dünyada kural yok. Dünyada güç kimse merkez orası. Hak diye de bir şey yok. Hak haklının diye de bir şey yok. Hak güçlünün. Güçlü kimse o haklıdır.

Yani her zaman İsrail haklı mı haklı, niye güçlü, nereden güçlü Amerika var. Batı var yanında. Kim haksız? Gazzeller haksız. Kim haksız? Müslümanlar haksız. Niye haksız? Gariban. Yanında kimsesi yok. Sahibi yok. Ümmet zaten sahip çıkmıyor. Ümmetin birliği de söz konusu değil.

Gerçek bu. Onun için ki bu coğrafyada egemen, bağımsız, hür yaşayacaksak iç cephede birliği, beraberliği sağlamamız lazım. Bu proje bunun projesidir. Yani terörsüz Türkiye'nin projesi bu bölgede hür, bağımsız yaşayabilmenin projesidir.

İnşallah, elhamdülillah, bugüne kadar bütün provokasyonlara rağmen, bütün değişik varyasyonlara rağmen buraya geldik, son ucu alacağız. Ve Türkiye'nin birlik ve beraberliğini ebediyete kadar inşallah sağlayacağız.

Hedef budur. Ha şimdi tabi buna karşı olan var, sloganlarla memleket idare etmeye çalışanlar vardır.

Sloganla memleket yönetilmiyor. Sloganla ülke yönetilmiyor. Devlet aklıyla yönetiliyor, akılla yönetiliyor. Duyguyla değil, hisle değil, akılla. Akılla yönetiliyor.

İşte Orta Doğu'da ve Kuzeyimizde beş senedir süren savaşlar var. Elhamdülillah liderlerimiz bizi ne Ukrayna-Rusya savaşında ne de aşağıdaki İran-Amerika savaşında taraf edip savaşa sokmadılar.

E savaşa sokmaya çalıştılar mı? Çalıştılar. Takip ediyorsunuz, son altı ayda bizim ülkemize üç tane füze düştü. Kimin attığı belli değil.

Ne yapacaksınız aslında? Ya İran'a saldıracaksınız ya Amerika'ya saldıracaksınız. Savaşın içine gireceksiniz. Bu provokasyonlar var mı? Var. Olur mu? Olur. Bunlara müsaade etmeyeceksiniz. Sloganlarla memleket yönetilmiyor.

İnşallah Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve Cumhur İttifakı ile birlikte devlet politikası haline gelen terörsüz Türkiye projesi inşallah en kısa zamanda hayata geçecek.

Efendim diğer taraftan da ülkeyi meşgul eden, hepimizi de meşgul eden bir iç siyasetteki kargaşa var. İç siyasetteki kargaşanın odağı merkezi Cumhuriyet Halk Partisi üst yönetimi.

Ne oldu? İşte mutlak çıktıktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir yönetim değişikliği oldu. Efendim bu ne anlama geliyor bu mutlaktır ve benzeri mutlak mutlandır? Ha şimdi en basit anlatımıyla şu. İki tane yarışçı var yarışıyor.

Koşuyorlar. Biri diyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu, biri Özgür Özel. Ne dediler? Dediler ki beş kilometre koşacaksınız birinci gelene madalya vereceğiz. Koştular. Özgür Özel birinci geldi madalya aldı. Sonra doping testine gittiler. Özgür Özel dopingli çıktı. Ha o zaman dediler getir madalya ver.

Yani cumhur cumhur kararı cumhurun efendim düşüncesi, cumhurun iradesi de bir kavga, gürültü, patırtı olmasın. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongresinde bunlar olmuş. Bunun kararını yargı bölecek. Biz yargının kararını beğenmeyebiliriz. O ayrı bir şey. Ama uymak mecburiyetindeyiz.

Yargıyı yok sayamazsınız. Yargı sizin herhangi bir mahkeme lehinizde karar verirse hakimler var diyorsunuz. İşinize gelmeyen bir karar varsa sarayın mahkemesi diyorsunuz.

Netice itibariyle böyle bir karar verilmiştir. Ve bu kararın yansıması nedir? Kongreyi 2023 Kongreyi bütün esasından bozmuş ve yok saymışlar. Buraya kadar normal.

Ama bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye'de koyduğu siyase de normal. Devlete, millete, ülkeye ve siyaset kurumuna çok ciddi bir zararı var. Salı günü meclisin dikmen kapısında toplanmışlar. Bir tarafta efendim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin taraftarları. Bir tarafta da meclisteki paralel yapının taraftarları. Özgür Özel'in ve Sayın Kılıçdaroğlu'nun. Şimdi grup başkan vekilleri de geliyor. Bunlara ayar veriyor.

Biri bağırıyor. Hain Kemal, Hain Kemal, Hain Kemal. Öbürü bağırıyor. Pavyoncu özgür. Hırsız özgür. FETÖ'cü özgür. Şimdi kitleleri buraya getirmenin ne bu ülkeye ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin üst yönetimine faydası yoktur. Hiç kimseye faydası yoktur. Şimdi o oradan onu bağırıyor, o oradan bunu bağırıyor.

İşin enteresan tarafı şudur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin muarızları karşı olanlar bu lafları onlara söylemedi. Biz hiç söylemedik. Ne kimseye hain dedik, ne kimseye efendim FETÖ'cü dedik, ne de hırsız dedik. Demedik arkadaş. Ha Özgür Özel'e de söylediklerimiz ortadadır. Kılıçdaroğlu'na söylediklerimiz ortadadır.

Ama bunlar birbirine bunu söylüyor. Halbuki bundan iki sene evvel Özgür Özel evlat Kemal Kılıçdaroğlu baba yüzde elli beşe ne geliyor diyene kızıyorlardı. Yüzde altmışta Kemal Kılıçdaroğlu gelip bu ülkeyi kurtaracaktı. Böyle bir adamdı. Ne oldu Kemal Kılıçdaroğlu'na da hain oldu? Bu ülkeye büyük zararı vardır. Siyaset kurumuna büyük zararı vardır Cumhuriyet Halk Partisi'nin üst yöneticilerin.

Ayıptır, günahtır, yazıktır. Mustafa Kemal'in kurduğu partinin geldiği durum bu. Adları Atatürkçü. İşlerine geldiği an sıkıştığı an koşa koşa Anıtkabir'e gidiyorlar. Anıtkabir'de bunun mücadelesini veriyorlar. Orada yatana saygı yok. Cebinden çıkaracağın Cumhuriyet Halk Partisi efendim yazısını oraya koyacaksın. Ayıptır, günahtır. Yazıktır. Orada yatana saygın olsun. İstismarın bu seviyesine kadar hiç görmemiştik. Atatürk'ün istismarını.

Bunlar Atatürk, Atatürkçü esnaflar. Onun üzerinden geçirip, onun üzerine siyaset yapıp iyiliklerini, kötülüklerini hep onun üzerine bina ediyorlar. Ama geldiğimiz durum itibariyle bu millete zarar vermektedir. Bu devlete zarar vermektedir. Bu ülkeye zarar vermektedir.

Yani şimdi tabii ki siyasette bir de şu vardır. Etme bulma dünyası. Bundan on sene evvel de Kemal Kılıçdaroğlu'yla Özgür Özer Milliyetçi Hareket Partisi'ni orta ortaya böldüler mi? Böldüler. Bir iyi parti kurdurdular mı? Kurdurdular. Parti seçime giremiyordu. On beş tane milletvekilini verdiler mi? Verdiler. O zaman demokrasiydi.

Şimdi ne? Şimdi Cenabı Allah da getirdi, ayağına dolandırdı. Birbirinizi şikayet ettiniz. Partiyi böldünüz.

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu bekliyor ki iyi parti taraftarları, iyi partinin genel başkanı benden yana olsun. Niye? Bunu ben icat ettim. Bunlara ben destek verdim. Ama Meral'ın artığı Musavvat gitti. Özgür'ün yanında yerini aldı. Özgür'ün yanında yerini aldı.

Demek ki etme bulma dünyası. Şimdi anamın bir sözü vardır. Kızılcamamlar da çok söyler onu. İtme kapısını el ucuyla, depeller kapını var gücüyle. Sen birine bir şey yaparsan bunu da sana Cenabı Allah ölmeden gösteriyor.

Aman! Kim zarar görüyor? Ülke zarar görüyor. Kim zarar görüyor? Devlet zarar görüyor. Kim zarar görüyor? Millet zarar görüyor. Siyaset kurumu zarar görüyor.

Siyaset kurumuna olan güven her geçen gün azalıyor. Azalıyor. Kimiz? Sebebi kim bunlar? Sokakta vatandaşı dövüştürmeleri, mahkeme salonlarında hırsızları savunmaları ve bugüne kadar geldiğimiz nokta itibariyle biz siyasetçiler olarak ki siz de siyasetçisiniz kurumumuz zarar görüyor.

Bu zarardan bir an evvel kurtulmamız gerekir. Kim kurtaracak? Biz kurtarmayacağız. Kurtaracak buna zarar veren olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin üst yönetimidir.

Kıymetli hemşehrilerim fazla vaktinizi almayın. Bizim ömrümüz bu coğrafyada geçtiği, bu topraklarda geçtiği, buranın yarısı akrabamız, yarısı komşumuz, yarısı çocukluk arkadaşımız, yarısı köylümüz, yarısı hemşehrimiz. Sonuç itibariyle biz bu ellerinin insanıyız.

Siyaset yapıyoruz. Bir Yaşar Yıldırım olarak Allah hepinizden razı olsun. Beni hiçbir zaman için yalnız bırakmadılar.

Hemşehrilerim, köylülerim, akrabalarım, Kızılcamamlar yalnız bırakmadı. Ben her zaman sizin bana olan desteğinizi hissettik. Başımızdan da çok iş geçmiştir.

Ha biz de elhamdülillah sizin kafanızı yere eğdirmedik. Yere eğdirmedik hiçbir yerde. Yani Kızılcamamlıları en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık.

Ve çalışıyoruz. Cenabı Allah kendi rızasının haricinde de bize konuşturmasın, faaliyet yaptırmasın, temennimiz ve duamız odur. Biz hemşehrilerimizin emrindeyiz. Hemşehrilerimizi de partisine göre falan da ayırmıyoruz. Köyüne göre de ayırmıyoruz. Bizim hemşehrilerimizin hepsi birdir. Bizim hemşehrilerimizin hepsi bu memleketin sevdalılarıdır. Bu memleketin asıl unsurlarıdır. Oğuz türküdür.

Savaş olduğunda giden herhangi bir talepte bulunmaz. Bu ülkenin birliği, beraberliği ve yükselmesi için elinden geleni yapar. Bizden hain çıkmaz.

Bu coğrafyadan hain çıkmaz. Çıkmamıştır. Siz öyle asil bir öyle asil bir Oğuz soyusunuz, Oğuz boyusunuz.

Ben de sizin bir evladınızım. Şimdiye kadar biraz evvel arzu ettiğim gibi beni hiç yalnız bırakmadınız, bana her yerde sahip çıktınız. Hep yanımda oldunuz.

Bizim de görevimiz hep sizin yanınızda olmanızdır. Şu partili, şu köylü, şu sülale, hiç önemli değil. Önemli olan bu toprağın insanı olması, biz Türk milletinin emrindeyiz ama öncelikle de sizin emrinizdeyiz.

Ne zaman ki bizim hemşerilerimizden, ne zaman ki bizim komşularımızdan, akrabalarımızdan, hısımlarımızdan, arkadaşlarımızdan, kimsenin başını sıkışmasını istemeyiz. Kimse sıkıntıya girmesini de istemeyiz. Ama her zaman şunu söylüyoruz.

Bizim kapımız size sonuna kadar açıktır. Randevu isteyin, efendim izin isteyin, öyle bir şey yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi on birinci kat sonuna kadar sizindir. Kapımız sonuna kadar millete, ülkenin insanına, özellikle de garip insanına, mazlum insanına, sahipsiz insanına açıktır. Size her zaman açıktır. Her zaman söylüyoruz.

Yapılabilecek ne varsa, yapılabilecek ne varsa ben, kendi insanımız için, başkasının hukukuna girmeden, başkasının hakkını, hukukunu efendim zedelemeden kendi insanımıza sahip çıktım. Bugüne kadar. Bu bir günlük mesele değildir. Elli yıllık meseledir bu. Bu elli yıllık meseledir. Ta yetmişli yıllardan başlar.

Burada bunun şahitleri vardır. Elli yıllık. Ben bu insanımıza sahip çıktım. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğim. Kendi siyasetçilerimizden de sahip çıkan var mı? Var. Allah Murat Kurum'dan razı olsun. Kendisi bu ülkeye, bu Kızılcamam'a, bu bölgeye devletin ne olduğunu gösterdi. Her yerde söylüyorum bunu. Gördük. Devletin neler yaptığını gördük. Evvelden hastaneyi bizim zenginimiz yaptırdı, okulu zenginimiz yaptırdı ama devletin de neler yapabileceğini, neler yaptırdığını sayın Murat Kurum hemşehrimizden, sayın bakanımızdan gördük. Allah ondan da razı olsun.

Bizim arzumuz şudur. Siyasetçi olsun, siyasetçilerimiz olsun, siyasetçilerimiz de insanımıza sahip çıksın. İnsanımıza sahip çıksın.

Biz insanımıza sahip çıkmakla mükellefiz. Biz dün de, bugün de, yarın da sizin yanınızdayız. İyi gününüzde, kötü gününüzde hep yanınızdayız.

Hiç sizi bir güne bir güne yanınızda bırakmayız. Siz ya bizim sahibimiz yok mu dedirtmeyiz. Sahibiniz.

Önce Allah, sonra biziz. Allah'ın selamı, rahmeti, lütfu, ihsanı, keremi üzerinize olsun.

Address

TBMM Ana Bina 2. Kat
Çankaya
06043

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00

Telephone

+903124205245

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when MHP TBMM Grubu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to MHP TBMM Grubu:

Share