Vatan Partisi Köln

  • Home
  • Vatan Partisi Köln

Vatan Partisi Köln Vatan Partisi, Türk Devrimi’nin milliyetçi, halkçı ve sosyalist birikimini, Parti’nin Tüzü

DOĞU PERİNÇEK TÜRK TOPLUMUYLA BULUŞUYORVatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek 1 Kasım Cuma, Köln’de ‘Büyük Krize Büyü...
22/10/2024

DOĞU PERİNÇEK TÜRK TOPLUMUYLA BULUŞUYOR

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek 1 Kasım Cuma, Köln’de ‘Büyük Krize Büyük Çözüm’ konferansında Türk toplumuna seslenecek.

Siyasi-ekonomik kriz ve savaşlardan çıkış yolunu,
Avrupa Türk toplumunun geleceğini konuşmak üzere buluşuyoruz.

Türkiye bir yandan ‘yeni Anayasa’ tartışmalarıyla ikinci ‘açılım’ ihanetinin, diğer yanda ekonomik krize bir çözüm üretilememesinin sonuçlarını yaşıyor.
Ülkemiz kuzeyde Ukrayna üzerinden NATO saldırganlığının, güneyinde İsrail katliamlarının ortasında coğrafyamızın kaderini etkileyecek bir süreçten geçiyor.
Avrupa ikinci dünya savaşından bu yana en büyük ekonomik ve siyasal krizle tanıştı.
Bu koşullarda Dr. Doğu Perinçek, Almanya Türk toplumuyla bir araya gelecek.
‘Büyük Krize Büyük Çözüm’ konferansına tüm halkımızı davet ediyoruz.

Cumhuriyetimizin 100. yılında Vatan Partisi Kuzey Ren-Vestfalya heyetimiz, T.C. Köln Başkonsolosluğu evsahipliğinde düze...
31/10/2023

Cumhuriyetimizin 100. yılında Vatan Partisi Kuzey Ren-Vestfalya heyetimiz, T.C. Köln Başkonsolosluğu evsahipliğinde düzenlenen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katıldı.

13/11/2018

*SERHAN BOLLUK ALMANYA’DA*

Vatan Partisi’nin Değerli Üye ve Dostları, Değerli Vatanseverler,

Vatan Partisi Genel Saymanı Dr. Serhan Bolluk, Türkiye’deki son gelişmeleri bizlerle paylaşmak, vatandaşlarımızla fikir alışverişinde bulunmak amacıyla Almanya’ya geliyor.

Yaptıkları ve araştırmalarıyla 50 yıldır Türk siyasetine ışık tutan Vatan Partisi’nin önder kadrolarında yer alan Serhan Bolluk ile söyleşilere çevremizdeki dostlarımızla katılıyoruz. Konferansların konusu:

*TÜRKİYE YOL AYRIMINDA - Vatan Partisi'nin stratejisi ve bugünkü siyasetleri*

*BERLİN*

Taih: 17 Kasım 2018, Cumartesi,
Saat 16:00
Adres: Vatan Partisi Temsilciliği |
Emmentaler Straße 90 13409 Berlin
(U-8, U-Bahnhof Residenzstr.)

*DORTMUND*
Tarih: 18 Kasım 2018, Pazar
Saat: 14.00
Adres: A&K Hotel
Königswall 2, 44137 Dortmund

*STUTTGART*
Tarih: 24 Kasım 2018, Cumartesi
Saat: 17.00
Adres: Vatan Partisi Temsilciliği
Senefelder Str. 19, 70178 Stuttgart

____
*FRANKFURT*
Tarih: 25 Kasım 2018, Pazar
Saat: 14.00
Adres: Vatan Partisi Temsilciliği
Untermainkai 83, 60329 Frankfurt

Saygılarımızla,

Vatan Partisi Avrupa Temsilciliği

____

İletişim / Tel: 004915754868456, [email protected]

SİYASETSiyaset ya da taktik ise, programı hayata geçirmek için, güncel koşullara göre belirlenen bütün yol ve yöntemlerd...
10/11/2018

SİYASET

Siyaset ya da taktik ise, programı hayata geçirmek için, güncel koşullara göre belirlenen bütün yol ve yöntemlerdir. Strateji devrimci aşama boyunca değişmez ama siyasetler güncel duruma göre değişir. Güncel mevzilenme de siyasetlere göre değişir.

Siyaset yapmak, programdaki hedefe ulaşmak için devimin görevleri arasındaki sıralamayı güncel duruma göre belirlemektir.

Bugün Atatürk hangi mevzide sorusunun yanıtı işte buradadır. Atatürk de devrimci hayatı boyunca görevler arasındaki önceliği belirlemiş ve ona göre mevzilenmiştir.

1908’e kadar ve sonrasında öncelik Hürriyet mücadelesinde idi.

Trablusgarp ve Balkan Savaşlarından Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar (1910-1922) öncelik, Vatan Savaşı oldu.

1922 sonu ve 1923’te öncelik Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin kurumlaşması oldu.

1924 yılında öncelik, Halifeliğin kaldırılması ve Laiklik yolunda ilk adımların atılmasıydı.

1924-1929 yıllarında öncelik, savaşlarda yıkıma uğramış olan ekonominin inşasındaydı.

1930’larda öncelik planlı devletçi kalkınma ve toprak reformuna hazırlıktı. Bu dönemde zaman zaman emperyalizmin kışkırttığı bölücü-gerici isyanların bastırılması ve feodalizmin özellikle Güneydoğu ve Doğudan temizlenmesi öne çıktı.

Görüldüğü gibi Atatürk, önündeki görev yığını içinde bocalamadı, varolan koşullarda diğer görevlerin çözümünü belirleyen öncelikli görevi saptadı. Siyasetlerini ve mevzilenmesini hem dış cephede hem de iç cephede buna göre belirledi.

GÜNCEL ÖNCELİK

Bugün de Atatürk Devrimi Programına göre öncelikleri doğru belirlemek gerekir:

Reklamdan sonra devam ediyor

Birinci görev: Ege ve Akdeniz’den gelen tehdidi göğüslemek, bölücü ve gerici terör örgütlerini Fırat’ın batısında ve doğusunda temizlemek, vatan bütünlüğünü sağlamak.

İkinci görev: Üretim ekonomisini inşa ederek ülkemizi borç batağından kurtarmak ve halkın hayat koşullarını düzeltmek. (Ekonomideki görev, vatan göreviyle atbaşı gitmekte, zaman zaman öne geçebilmektedir.)

Üçüncü görev: ‘Türkiye şeyhler, müritler, dervişler ve cemaat tarikat mensupları ülkesi olamaz’ ilkesi gereği devleti ve toplumumuzu başta FETÖ olmak üzere emperyalist işbirlikçisi cemaat ve tarikat ağından kurtarmak, mezhep ayrışmalarını önlemek, Sünnî ve Alevî vatandaşlarımızı eşitlik temelinde birleştirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, laikliği güncellemek ve çağdaş toplum yolunda ilerlemek.

Dördüncü görev: Demokrasi ve özgürlükleri toplumsal temelleriyle inşa etmek.

GÜNCEL MEVZİLENME

Her zaman olduğu gibi bugün de esas mevzilenmeyi belirleyen, birinci görevdir, zaman zaman birinci görev konumuna geçtiği koşullarda ikinci görevdir.

Atatürk’ün güncel mevzisi işte bu önceliklere göre belirlenir.

Bugün Atatürk’ün mevzisi somut olarak, dış tehdide ve bölücü teröre karşı vatan mevzisi ve Üretim Devrimi mevzisidir. Atatürk’ün mevzisi bugün Mehmetçiğimizin ve Polisimizin vatan bütünlüğü mevzisidir.

VATANSIZ CUMHURİYETÇİLİK VATANSIZ LAİKLİK

Bugün,

Atatürk’ün mevzisinde olmayan sözümona “Cumhuriyetçilik” var!

Atatürk’ün mevzisinde olmayan sözümona “Laiklik” muhafızlığı var!

Hendek savaşında, Ayn El Arap’ta (Kobani’de), FETÖ Darbesinde, Fırat Kalkanı’nda, Afrin’de, İdlib’te, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de Atatürk’ün mevzisinde olmayan sözde Atatürkçülük var. Bunlar, mücadele mevzilerini Atatürk Devrimi Programına göre değil, Tayyip Erdoğan düşmanı saplantıya göre belirliyorlar. O nedenle sık sık milletten kopuyorlar, zaman zaman vatansızlaşıyorlar, ABD emperyalizmi ve İsrail ile aynı mevziye düşüyorlar.

Atatürk’ün devrimci hayatına bakarsak, öncelikleri olmayan sözde “Atatürkçülük” üzerine doğru bir değerlendirme yapabiliriz.

Geçende Kütahya’dan Kadir Eldiven adında birikimli, girişken ve örgütçü bir gençle tanıştım. Söyleşimizin sonunda şöyle bir sonuç çıkardık: Birikim geçmişte çözüm önümüzdedir.

Geçmiş miras, bizim kuvvet kaynağımızdır.

Ancak güncel durumu anlayamazsak, ne kadar Atatürk lafı etsek, Atatürk’ün devrimci mevzisinde olamayız ve Atatürk Devrimini kesin zafere ulaştıramayız.

Atatürk Devrimciliği arkamızda kalmamıştır, önümüzdedir.

Atatürk Devrimciliği, tarihte mevzilenmek değildir, günümüzde mevzilenmektedir.

Atatürk Devrimi, bugün Vatan ve Üretim mevzisindedir. Laiklik ve demokrasi görevleri, öncelikle bu mevzide yerine getirilebilir.

ANITKABİR TANDOĞAN KAPISI SAAT 11.00

Atatürk gençliği, bu sabah saat 11.00’de toplanıyor ve yürüyor. Vatan Partisi Öncü Gençlik, Türkiye Gençlik Birliği (TGB), Türkiye Liseliler Birliği (TLB), Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) ve Vatan Partisi Ankara İl Örgütü, bütün vatandaşlarımızı Anıtkabir’in Tandoğan Meydanı kapısına çağırıyor.

Doğu Perinçek / Aydınlık
10 Kasım 2018

Atatürk bugün hangi mevzide | aydinlik.com.tr

Çalışan Hakları Merkezimiz emekçilerin hizmetindedirVatan Partisi Çalışan Hakları Merkezi, kendisine ulaşan çalışanlara ...
10/11/2018

Çalışan Hakları Merkezimiz emekçilerin hizmetindedir
Vatan Partisi Çalışan Hakları Merkezi, kendisine ulaşan çalışanlara yardımcı olacak

Ülkemiz bir yandan ABD ve piyonlarına karşı Vatan Savaşı verirken bir yandan da gittikçe derinleşen bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. Çok sayıda işyeri kapanmakta ya da üretime ara vermektedir. İşverenlerden işçilere kadar toplumun bütün kesimleri ekonomik krizden olumsuz etkilenmektedir.

Giderek artan işten çıkartmalar ve çalışanların yaşadıkları hak kayıpları ülkedeki iç barışı tehdit eder durumdadır. Ülkemiz Doğu Akdeniz'den ve Suriye'nin kuzeyinden kaynaklanan ABD tehditleriyle karşı karşıyayken iç cepheyi sağlam tutmak hayati önemdedir. Krizin faturasını çalışanların sırtına yıkmak, ülkemizi telafisi güç sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır.

Emekçiler açısından sorunlarına çözüm üretecek dürüst, namuslu ve güvenilir bir merkeze ihtiyaç vardır. Vatan Partisi 50 yıldır emekçilerin yanında olmuş ve her türlü hak arayışında en ön cephede onlarla birlikte mücadele etmiştir.

Vatan Partisi Çalışan Hakları Merkezi, çalışma hayatında sorunlarla karşılaşan emekçilerimize yasal haklarını kullanabilmeleri konusunda yol göstermek amacıyla kuruldu.

Türkiye’de başkasının yanında çalışan yani ücretli olarak geçimini sağlayan 16 milyonun üzerinde insan yaşamaktadır. Geçindirmekle yükümlü oldukları nüfus da hesaba katıldığında ülkenin üçte ikisinden fazlasını ilgilendiren bir alandan bahsediyoruz.

Çalışanlarımız, her gün çok sayıda hak gaspına uğramaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve diğer kanunlarda düzenlenen haklarının farkında olmayan ve bu haklarını nasıl kullanacağını tam olarak bilmediği için mağdur olan çok sayıda emekçi bulunmaktadır.

Vatan Partisi Çalışan Hakları Merkezi, kendisine ulaşan çalışanlarımıza yardımcı olacak, bir haksızlık söz konusu ise yasal haklarını en etkili şekilde kullanmalarının yolunu gösterecektir.

Sendikal haklar, taşeron işçilik sorunları, iş sözleşmelerinde dikkat edilecek ayrıntılar, fazla mesai, izinler, kıdem ve ihbar tazminatı ve çalışanlarımızı ilgilendiren her konuda uzmanlarımız, kamu hizmeti anlayışıyla çalışanlardan gelen sorulara en kısa süre içinde cevap vereceklerdir.

Emekçilerimiz Çalışan Hakları Merkezine her türlü sorunlarını iletebilirler. Bazı örnekler verelim:

- İşten kendi isteğimle ayrılıp kıdem tazminatımı almak istiyorum. Ne yapabilirim?

- İşveren beni işten çıkardığını ve bir hafta sonra gelip kıdem tazminatımı alabileceğimi söyledi. Bir hafta sonra gittiğimde, “sen nerelerdeydin, işe devamsızlıktan seni çıkardık” dedi ve kıdem tazminatımın yandığını söyledi. Ne yapabilirim?

- İşveren benim banka hesabıma 1700 lira yatırıyor, ancak ben parayı çektikten sonra 400 lirasını geri vermek zorundayım. Bu uygulama kanunlara uygun mu?

- Yıllık iznimi kullanmak istiyorum, ancak işveren vermiyor. Ne yapabilirim?

- İşveren sürekli fazla mesai istiyor. Ben de kalmak istemiyorum. Bu konuda bir hakkım var mı?

- Hafta tatilimde de çalışmam isteniyor. Hafta tatilinde çalışmak zorunda mıyım?

- İşten haksız yere çıkarıldım. Ne yapmalıyım?

- İşveren üç aydır ücretlerimizi ödemiyor. Direnişe mi geçelim, başka bir yola mı başvuralım?

- Sendika şube başkanı işyerinde delege seçimi yapmadan yapmış gibi gösterdi. Nereye başvurmalıyız?

- İşyerinde sendika üyesi olmayan işçiler var. Onların toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı var mı?

- İşyerimizdeki büro çalışanları “memur” mu?

- Toplu iş sözleşmesinde “kapsam dışı” olmak iyi mi? Kapsam dışı olanların sendikaya üye olma hakları var mı?


Bunlar ve benzeri bütün sorularınıza uzmanlarımız hızla çözüm üretecektir.

Peki vatandaşlarımız Çalışan Hakları Merkezi'ne nasıl ulaşacaklar?

1- 0850 255 19 21 numaralı telefondan ücretsiz olarak ulaşabilirler

2- 0850 255 19 21 numaralı Whatsapp hattına yazarak ulaşabilirler

3- www.calisanhaklari.org internet adresindeki formu doldurarak ulaşabilirler

4- [email protected] eposta adresine yazarak ulaşabilirler

5- Çalışan Hakları Merkezi'nin Facebook, Twitter ve Instagram sosyal medya hesaplarından ulaşabilirler.

Sevgili emekçi kardeşlerimiz,

Sorununuz ne olursa olsun Vatan Partisi Çalışan Hakları Merkezi yanınızda olacaktır.

http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/basin-aciklamalari/calisan-haklari-merkezimiz-emekcilerin-hizmetindedir-27415

Ekonomik kriz derinleştikçe çalışma hayatında da sorunlar artıyor. Krizin faturası çalışanların sırtına yıkılamaz! İşyerinizde yaşadığınız sorunları bizimle paylaşın, çözümler üretelim.

SORULAR Şimdi soruyoruz: Türk Ordusuna karşı daha dün El Bab’ta savaşan teröristler, Çin Sinciang-Uygur bölgesine gidinc...
16/10/2018

SORULAR

Şimdi soruyoruz: Türk Ordusuna karşı daha dün El Bab’ta savaşan teröristler, Çin Sinciang-Uygur bölgesine gidince kurtuluş savaşçısı mı oluyorlar?

Yine soruyoruz: Türk Ordusunun Suriye topraklarında imha ettiği teröristleri, Çin topraklarında desteklemenin Türklükle, Türkçülükle, Türkiye’nin bağımsızlığıyla, Çin dostluğuyla ne ilgisi var?

Üçüncü soru: PKK terör örgütüne ve FETÖ’ye karşı mücadele, PKK ve FETÖ ile aynı cephede savaşan terör örgütlerine karşı mücadeleden koparılabilir mi?

Dördüncü soru: Türkiye’nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için ABD emperyalizmine karşı dünya ölçeğinde tutarlı bir mücadele yürütmek zorunda değil miyiz?

Beşinci soru: Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin arasına nifak sokma çabaları, ABD planları çerçevesinde değil de nedir?

Altıncı soru: DAEŞ örgütü komutasında Mehmetçiğe kurşun sıkan bu Terör Örgütünün siyasal temsilcileri konumunda olanlar, nasıl oluyor da Türklük veya İslam adına konuşabiliyorlar? Ve İyi Parti yönetimi Mehmetçiğe kurşun sıkanları nasıl oluyor da baş tacı ediyor? ABD’ye sadakati kanıtlamak için mi?

Türk askeri DAEŞ’e bağlı sözde ‘Doğu Türkistan’ teröristlerini temizlemedi mi?

Presseerklärung von Dr. Doğu PerinçekVorsitzender der Vatan Partei - Ankara, im September 2018   ZUNÄCHST IDLIB, DANACH ...
13/09/2018

Presseerklärung von Dr. Doğu Perinçek
Vorsitzender der Vatan Partei -

Ankara, im September 2018



ZUNÄCHST IDLIB, DANACH DER OSTEN EUPHRATS

Der Gipfel in Teheran dokumentiert, dass der Astana-Prozess erfolgreich vorangekommen ist. Die Existenz einiger Probleme ändert diese Realität nicht. Wir, die Vatan-Partei, zeigen unsere Politik zur Fortentwicklung dieses Prozesses, und das Communique des Teheraner Gipfels bestätigt unsere Politik. Wie wir in unserem aus fünf Punkten bestehenden Vorschlag bekundet haben, werden alle Terrororganisationen ihre Waffen fallen lassen!

DIE ERDOĞAN-REGIERUNG NIMMT NICHT DIE TÜRKEI IN SCHUTZ, SONDERN DIE BEWAFFNETE OPPOSITION

Es ist offensichtlich, dass die Außenpolitik der Türkei insbesondere in der Syrien-Frage nicht gut geführt wird. Diese Realität wurde beim Treffen von Teheran erneut in eindrucksvollen Dimensionen dargestellt. Herr Erdogan hinterließ nicht den Eindruck eines Staatsmannes, sondern den Anschein eines Schauspielers. Durch seine Botschaften an die Öffentlichkeit - nach Außen wie nach Innen - hat er seinem Ruf geschadet und an Vertrauen verloren.

Die Regierung der Türkei scheint über die Strategie und Politik nicht zu verfügen, um einflussreich im Astana-Prozess mitzuwirken. Allein die vitalen Interessen der Türkei zu verteidigen, würde ausreichen. Leider agiert Tayyip Erdogan in diesem Prozess eher als der Vertreter der bewaffneten Opposition, anstatt der Vertreter der Türkei zu sein. In genau dieser Zwickmühle befindet er sich auch.

DIE SYRIEN-POLITIK DER TÜRKEI

Zuerst muss die Syrien-Politik der Türkei klar definiert werden. Die Vatan-Partei hat vor Jahren die richtige Politik deklariert:

Erstens, die territoriale Integrität von Syrien bewahren.

Zweitens: die Befreiung von Syrien und vom Nordirak von separatistischen und fundamentalistischen Terrororganisationen realisieren, die die Sicherheit der Türkei gefährden.

Drittens: Die US-amerikanischen und israelischen Stützpunkte in Syrien müssen den Syrern übergeben werden.

Viertens: Alle ausländischen Stützpunkte und Truppen müssen Syrien verlassen, nach dem ein Ende der US-Militärpräsenz in Syrien und nach dem die Bedrohungen der USA und Israel im östlichen Mittelmeer gebannt sind. Alle ausländischen Militärstützpunkte müssen dann an Syrien übergeben werden.

Fünftens: Die syrische Nation bestimmt die Zukunft der Arabischen Republik Syrien. Die syrische Verfassung muss vom syrischen Staat und der syrischen Nation angefertigt werden.

DER WAHRE MITTEL: BEWAFFNETE MACHT

Um das strategische Ziel in Syrien und im Irak zu erreichen, muss das Hauptinstrument richtig bestimmt werden. Die Türkei hat bereits die Wahrheit gesehen: Die US-Streitkräfte sind dort. Die PKK / PYD / YPG und der IS sind alle bewaffnet. Die türkischen Soldaten sind mit ihren Waffen dort. Syrien und der Irak kämpfen seit Jahren mit Waffen, um ihre territoriale Integrität aufrecht zu erhalten. Also, befinden wir uns Verhältnissen, in denen die territoriale Integrität Syriens, des Irak und der Türkei nur durch den Einsatz von Waffen gewährleistet werden kann.

Lange Rede, kurzer Sinn: Die territoriale Integrität Syriens kann nur mit Waffengewalt erreicht werden. Es ist allen voran die bewaffnete Kraft des syrischen Staates, die syrischen Streitkräfte.

Wie haben wir während des Unabhängigkeitskrieges unsere Städte Izmir, Antep, Kars usw. durch die türkischen Streitkräften gerettet. Die bewaffneten Befreier Syriens sind die syrischen Streitkräfte. Verbündete Syriens helfen der syrischen Armee in diesem Kampf.

WOZU DIENT DER WAFFENSTILLSTAND?

Während der Kriege kann es immer wieder zum Waffenstillstand kommen. Waffenstillstände sind Pausen bzw. Zeiträume der Regenerierung in Phasen des Krieges. Ein Waffenstillstand wird keinen Sieger hervorbringen, er dient zum Ausruhen. Nach einer Weile beginnt der Krieg wieder. Aus diesem Grund sind Waffenstillstände gleichzeitig eine Zeit, in der man sich auf den erneuten Einsatz von Waffen vorbereitet, die Waffen quasi ölt.

Ein Waffenstillstand macht man mit dem Feind. In Syrien kann ein Waffenstillstand zwischen dem syrischen Staat und den dortigen bewaffneten, separatistischen Organisationen zustande kommen. Die Türkei, der Iran und Russland sind nicht die Parteien eines Waffenstillstands im Norden Syriens. Tayyip Erdogans Beharren auf einem Waffenstillstand ist eigentlich ein Eingeständnis hinsichtlich der Vertretung der bewaffneten Opposition, und darüber hinaus ein Indiz, den Schutz der bewaffneten Opposition zu erzielen. Eine Türkei, die die territoriale Integrität Syriens befürwortet, hilft Syrien dabei, sein Staatsgebiet vom Terror zu befreien. Auf diese Weise kann die Sicherheit der Türkei gewährleistet werden.

DER VORWAND VOM „ZIVILISTENSCHUTZ“

Der Vorwand „Zivilisten zu beschützen“ dient dazu, den Krieg in Syrien fortzusetzen. Der syrische Staat muss so schnell wie möglich, den Terror beseitigen, um vor allem die Zivilbevölkerung zu beschützen. In dieser Hinsicht ist der Waffenstillstand unter den heutigen Bedingungen keine Lösung, die Zivilisten schützt, weil sie ganz im Gegenteil den Krieg verlängert und zu gewaltsameren Auseinandersetzungen einlädt. Wie wir den Terror mit Waffen beseitigen, so wird auch der syrische Staat, den Terror auf seinem Territorium mit Waffen bekämpfen. Es gibt keine andere Möglichkeit, gegen den Terrorismus zu kämpfen. Schließlich gibt es große, bewaffnete Staaten wie die USA und Israel, die hinter dem Terror stecken.


DER WEG GEN ÖSTLICHER EUPHRAT FÜHRT ÜBER IDLIB

Heute sind die von den USA angeführten bewaffneten Oppositions- und Terrororganisationen, die Syrien spalten möchten, nur in Idlib und östlich vom Euphrat verblieben. Die US-Militärstützpunkte und Truppen befinden sich hauptsächlich im Osten des Euphrat.

In diesem Fall besteht die Priorität darin, Idlib zu befreien. Das Bündnis, das dort geschmiedet werden soll sowie die Verwirklichung von Erfolgen, können sogar die Voraussetzungen dafür schaffen, dass die USA den Osten des Euphrat auf friedlichem Weg verlassen. Die Haltung der Türkei ist hier sehr wichtig. Denn:

- Syrien ist entschlossen, die territoriale Unversehrtheit wiederherzustellen. Der Osten des Euphrat ist ein Teil des syrischen Territoriums; es ist quasi wie İzmir, unser letztes Ziel in unserem Unabhängigkeitskrieg.

- Der Iran ist entschlossen, den östlichen Euphrat vom Terror zu befreien, sieht aber ein, dass die gegenwärtige Priorität in Idlib liegt.

- Die Tatsache, dass Putin beim Gipfel in Teheran den Osten Euphrats nicht betonte, führte zu verschiedenen Interpretationen.

Hier die richtige Interpretation: Putin ist ein Meister der Strategie. Er weiß, dass das Ziel in Etappen erreicht wird. Da wir die
PKK / YPG / PYD und den IS beseitigen möchten, muss die Türkei eine strategischen Plan haben. Wir, als die Vatan-Partei, sind quasi gezwungen, ihn festzustellen:

Erstens: Der Weg gen östlich des Euphrat führt durch Idlib.

Zweitens: Um im Osten Euphrats erfolgreich zu sein, ist eine Zusammenarbeit mit dem syrischen Staat in allen Bereichen unerlässlich.


DAS ENDE DER SYRIEN-POLITIK DER ERDOĞAN-REGIERUNG

Unter der Erdogan-Regierung ist die verfolgte Syrien-Politik nicht nur falsch, sie besitzt auch keine strategische Tiefe.
Herr Erdogan beklagt sich über die Präsenz der USA im Osten des Euphrat. Richtig, dann müssen wir eine Kraft gegen die USA aufbauen, die die USA abschrecken wird. Die Bedrohung durch die USA kann nicht gebannt werden, wenn man Syrien ausschließt und eine ambivalente Politik in den Beziehungen zu Russland und dem Iran verfolgt. Die Türkei muss gemeinsam mit Syrien, Irak, Iran und Russland agieren, um einen definitiven Sieg gegen die PKK jenseits unserer Grenzen zu erreichen.

DIE STRATEGIE DER USA UND ISRAELS

Die USA und Israel haben auch ihre eigenen Strategien. Zu verhindern, dass die Türkei und Syrien kooperieren, bildet den Grundpfeiler dieser Strategie. Denn nur dadurch können die USA und Israel, die PKK / YPG / YPD am Leben erhalten. Durch sein Verzögern, was die Zusammenarbeit mit Syrien betrifft, dient Erdoğan derzeit der Strategie der USA und Israels.

DER BEGINN UND DAS ENDGÜLTIGE RESULTAT

Die Türkei kann mit ihrer während des Gipfels vom Teheran offenbarten ignoranten Haltung, was strategische Tiefe und politische Professionalität betrifft, nicht weiter machen. Die Kosten werden immer mehr ansteigen. Die Zusammenarbeit mit Syrien sollte sofort beschlossen werden. Syrien und der Irak sollten ebenfalls dem Astana-Trio beitreten. Der Plan, Westasien von der US-Bedrohung und den terroristischen Organisationen zu befreien, beginnt in Idlib und endet definitiv im Osten des Euphrat.




International Relations Bureau
Vatan Partisi
(Patriotic Party -Turkey)

Contact:
Address: Toros Sokak No: 9 Sıhhiye - Ankara / Turkey
Phone: +90312 231 81 11 * Fax: +90312 229 29 94
http://vatanpartisi.org.tr/english
http://vatanpartisi.org.tr
f:/PatrioticPartyTurkey

Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek: "Önce İdlib sonra Fırat'ın doğusu"Genel Başkanımız Dr. Doğu Perinçek: ‘’İdlib’de Sur...
13/09/2018

Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek: "Önce İdlib sonra Fırat'ın doğusu"Genel Başkanımız Dr. Doğu Perinçek: ‘’İdlib’de Suriye, İran ve Rusya ile birlikte olunmadan Fırat’ın Doğusu PKK’dan temizlenemez’’ dedi

Perinçek’in gündem yaratan açıklamaları:

“Tahran Doruğu, Astana Sürecinin başarıyla ilerlediğini gösterdi. Bazı sorunların varlığı, bu gerçeği değiştirmez. Biz Vatan Partisi olarak bu sürecin gelişmesine yönelik siyasetlerimizi ortaya koyuyoruz ve dün Tahran Doruğu’ndan çıkan bildiri, bizim siyasetimizi doğrulamıştır. Beş maddelik önerimizde de açıkladığımız gibi, bütün terör örgütleri silahlarını bırakacak!


TAYYİP ERDOĞAN YÖNETİMİ
TÜRKİYE’Yİ DEĞİL SİLAHLI MUHALEFETİ KORUYOR

Türkiye dış siyasetinin özellikle Suriye alanında iyi yönetilmediği de ortada. Tahran buluşmasında bu gerçek bir kez daha ve çarpıcı boyutlarda sergilendi. Dün de yazdık. Sayın Tayyip Erdoğan, bir devlet adamı izlenimi bırakmadı, fakat gösteri aktörü görüntüsü verdi. Dış ve iç kamuoyuna yönelik mesajlarıyla itibar ve güven kaybetti.

Türkiye yönetimi, Astana sürecinde etkili olacak strateji ve siyasetlerden yoksun gözüküyor. Türkiye’nin hayatî çıkarlarını savunsa yeter. Ne yazık ki Tayyip Erdoğan bu süreçte Türkiye’den çok, Suriye’nin Silahlı Muhalefetinin temsilcisi gibi davranıyor. Zaten çıkmazı da burada.


TÜRKİYE’NİN SURİYE SİYASETİ

Önce Türkiye’nin Suriye siyasetinin saptanması gerekir. Vatan Partisi, doğru siyaseti yıllar öncesinden saptamıştır:

Bir: Suriye’nin toprak bütünlüğü.

İki: Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden Bölücü ve Yobaz terör örgütlerinin Suriye ve Irak’ın kuzeyinden temizlenmesi.

Üç: Suriye topraklarındaki ABD ve İsrail üslerinin Suriye denetimine geçmesi.

Dört: ABD’nin Suriye’deki askerî varlığının son bulmasından ve Doğu Akdeniz’deki ABD ve İsrail tehdidinin geçersiz kılınmasından sonra, bütün yabancı ülke üs ve askerlerinin Suriye’yi terk etmesi.

Beş: Suriye Arap Cumhuriyeti’nin geleceğini Suriye milletinin belirlemesi. Suriye Anayasasının Suriye Devleti ve milleti tarafından yapılması.


ESAS ARAÇ: SİLAHLI GÜÇ

Suriye’de ve Irak’ta stratejik hedefe ulaşmak için esas aracı doğru saptamak gerekiyor. Türkiye zaten gerçeği görmüş: ABD silahlı güçleri orada. PKK/PYD/YPG ve DEAŞ, hepsi silahlı. Türk askeri silahıyla oralarda. Suriye ve Irak devletleri, ülkelerini bütünleştirmek için yıllardır silahla savaşıyorlar. Demek ki, Suriye, Irak ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünün ancak silahla sağlanabileceği koşullarda yaşıyoruz.

Lafı uzatmaya gerek yok, Suriye’nin toprak bütünlüğü ancak silahlı güçle sağlanabilir. O silahlı güç, en başta Suriye Devletinin silahlı gücüdür, Suriye Silahlı Kuvvetleridir.

Biz nasıl İstiklâl Savaşımızda İzmirimizi, Antepimizi, Karsımızı Türk Silahlı Kuvvetleriyle kurtardık. Suriye’nin silahlı kurtarıcısı da Suriye Silahlı Kuvvetleridir. Suriye’nin müttefikleri, Suriye ordusuna yardım eder.


ATEŞKES NEYE YARAR

Savaşlarda ateşkesler olur. Ateşkesler, savaşların mola dönemleridir. Ateşkes, zafer sağlamaz, dinlenmeye yarar. Bir süre sonra savaş yeniden başlar. O nedenle ateşkesler, aynı zamanda silahların bilendiği ve yağlandığı dönemlerdir.

Ateşkes düşmanla yapılır. Suriye’de ateşkesi Suriye Devleti ile Suriye’yi bölen silahlı örgütlenmeler yapabilir. Suriye’nin kuzeyindeki ateşkesin tarafı, Türkiye, İran ve Rusya değildir. Tayyip Erdoğan’ın ateşkes ısrarı, aslında Silahlı Muhalefeti temsil itirafıdır, dahası Silahlı Muhalefetin koruyuculuğuna soyunmaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan bir Türkiye, Suriye Devletinin kendi topraklarını terörden temizlemesine yardımcı olur. Türkiye’nin güvenliği böyle sağlanır.


“SİVİLLERİ KORUMA” BAHANESİ

“Sivilleri korumak”, Suriye’de savaşı sürdürmenin bahanesidir. Suriye devleti, bir an önce terörü temizlemelidir ki, sivil halk da güvenceye kavuşsun. Bu açıdan bugünün koşullarında ateşkes, savaşı uzattığı için ve daha şiddetli çatışmaları davet ettiği için, sivilleri koruyan bir çözüm değildir. Biz, nasıl terörü silahla temizliyorsak, Suriye Devleti de kendi topraklarındaki terörü silahla temizleyecektir. Teröre karşı mücadelenin başka bir yolu yoktur. Kaldı ki, terörün arkasında ABD ve İsrail gibi büyük silahlı devletler var.


DOĞU FIRAT YOLU İDLİB’TEN GEÇER

Bugün Suriye’yi bölen, ABD güdümlü Silahlı Muhalefet ve terör örgütleri, yalnız İdlib bölgesinde ve Fırat’ın Doğusunda kaldılar. ABD’nin askeri üs ve birlikleri ise, esas olarak Fırat’ın Doğusunda.

Bu durumda öncelik İdlib’in temizlenmesidir. Orada sağlanacak ittifak ve kazanılacak başarı, ABD’nin Doğu Fırat’ı barışçı yoldan terk etmesinin koşullarını bile yaratabilir. Burada Türkiye’nin tavrı çok önemli. Çünkü:

- Suriye, kendi vatanını bütünleştirmekte kararlı. Fırat’ın Doğusu Suriye için vatan toprağıdır, bizim İstiklâl Savaşımızdaki son hedefimiz İzmir gibidir.

- İran, Doğu Fırat’ın temizlenmesinde kararlı, ancak önceliğin İdlib’te olduğunu görüyor.

- Putin’in önceki gün Tahran’da, Doğu Fırat’a vurgu yapmaması çeşitli yorumlara yol açtı. Doğru yorum şudur: Putin, strateji ustasıdır. Hedefe aşama aşama ulaşılacağını biliyor.

PKK/YPG/PYD ve DAEŞ’i bölgeden temizlemek istediğimize göre, Türkiye’nin, stratejik planı olması gerekir. O’nu da Vatan partisi olarak biz saptamak durumunda kalıyoruz:

Bir: Doğu Fırat’ın yolu, İdlib’ten geçer, bir.

İkincisi: Doğu Fırat’ta başarılı olabilmek için, Suriye Devleti ile her alanda işbirliği şarttır.


TAYYİP ERDOĞAN YÖNETİMİNİN
SURİYE SİYASETİNİN SONU

Tayyip Erdoğan yönetiminde, Suriye siyaseti yanlış olmanın ötesinde stratejik derinlik de yok.

Sayın Tayyip Erdoğan, ABD’nin Fırat’ın Doğusundaki varlığından yakınıyor. Doğru, o zaman ABD’nin karşısına ABD’yi caydıracak bir gücü yığmak durumundayız. Suriye’yi dışlayarak, Rusya ve İran ile birlikte hareket etme konusunda ikircikli bir çizgi izleyerek, ABD tehdidi göğüslenemez. Türkiye, PKK’ya karşı sınırlarımızın ötesinde kesin başarı kazanmak için Suriye, Irak, İran ve Rusya ile birlikte hareket etmek durumundadır.


ABD VE İSRAİL’İN STRATEJİSİ

ABD ve İsrail’in de, kendilerine göre stratejileri var. Türkiye’nin Suriye ile yan yana gelmesini önlemek, bu stratejinin temel ilkesidir. Çünkü ABD ve İsrail, ancak o zaman PKK/YPG/YPD’yi ayakta tutabilirler. Şu anda Tayyip Erdoğan, Suriye ile işbirliğini geciktirerek, ABD ve İsrail stratejisine hizmet etmektedir.


BAŞLANGIÇ VE KESİN SONUÇ

Türkiye, önceki gün Tahran’da sergilediği stratejik derinlikten ve siyasal ustalıktan yoksun tutumla devam edemez. Maliyetler gittikçe ağırlaşmaktadır.

Suriye ile işbirliğine derhal geçilmelidir. Astana Üçlüsüne Suriye ve Irak da katılmalıdır.

Batı Asya’yı ABD tehdidinden ve terör örgütlerinden temizleyecek plan, İdlib’te başlar, Fırat’ın Doğusunda kesin sonucu alır.”

Genel Başkanımız Dr. Doğu Perinçek: ‘’İdlib’de Suriye, İran ve Rusya ile birlikte olunmadan Fırat’ın Doğusu PKK’dan temizlenemez’’ dedi

Kimi sözde Atatürkçü ve Sahte Solcuların imparatorluklar mirasına yan gözle bakmaları, tarih bilincinin eksikliğinden ka...
31/08/2018

Kimi sözde Atatürkçü ve Sahte Solcuların imparatorluklar mirasına yan gözle bakmaları, tarih bilincinin eksikliğinden kaynaklanıyor.
Öte yandan imparatorluk birikimini Atatürk’ün altını oymak için kullanma çabaları da boşunadır. Atatürk’ü hiç kimse yıkamaz, çünkü Atatürk Türkiye’yi kuran devrimci önderdir.
Dahası bugün verdiğimiz vatan savaşında, elbette bütün tarih mirasımızı değerlendireceğiz, ancak Atatürk’e rakip üretme gayretleri, gerçekçi değildir.
Yine başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP yöneticileri şu sorunun yanıtını kuşkusuz biliyorlar:
15-16 Temmuz sabahı AKP Genel Merkez binasının yüzüne niçin Alparslan’ın değil de Atatürk’ün resmi asılmıştı?
Atatürk, Birinci İstiklâl Savaşımızın önderi olarak, İkinci İstiklâl Savaşı’nda emperyalizme karşı savaşanlar için en keskin kılıç, en dayanıklı kalkandır.

(Yazının tamamı burada...)

15-16 Temmuz dersleri | aydinlik.com.tr

Bugün dünyaya bakıyoruz, saflar kalın çizgilerle belirginleşiyor. Neredeyse dünya ülkelerinin tamamı, ABD’ye karşı birle...
18/08/2018

Bugün dünyaya bakıyoruz, saflar kalın çizgilerle belirginleşiyor. Neredeyse dünya ülkelerinin tamamı, ABD’ye karşı birleşiyor.

ABD emperyalizmine karşı silahlı mücadelenin ön cephesinde Suriye, Türkiye, İran, Irak ve Rusya devletleri var. Bu devletler, ABD’nin güdümündeki terör örgütleriyle savaşıyorlar.

Ekonomik mücadele cephesinde Çin ve Almanya devletleri en önde gözüküyorlar.

Atlantik devletleri bölündü. ABD’nin eski müttefikleri olan Almanya, Fransa ve İngiltere eski patrona kafa tutuyorlar. NATO da bölündü.

Özeti: ABD emperyalizmine karşı Çin’den İngiltere’ye, Kanada’ya ve Venezula’ya kadar uzanan bir devletler cephesi oluştu. Türkiye’nin ABD’ye karşı dik duruşu, çok geniş bir destek gördü.

İşte bu dünyada halk iktidarlarının bulunduğu Çin, Vietnam, Venezuela, Küba gibi ülkelerden dünya ölçeğinde güçlü tekelci sermaye sınıflarının yönetimindeki Almanya, Fransa ve İngiltere’ye kadar geniş bir cephe oluştu. Bu cephe, ABD baskısına karşı Türkiye’nin yanında mevzi alıyor. Bu tabloyu burjuvazi-proletarya çelişmesiyle açıklayamıyoruz. Bu tabloyu kapitalizm-sosyalizm çelişmesiyle de açıklayamıyoruz.

Tayyip Erdoğan, Maduro, Katar Şeyhi, Şi Cinping, Putin, Hamaney, Beşar Esad, Merkel ve Macron’u aynı gemide buluşturan çelişmeyi iyi anlamamız gerekiyor. Dünya hegemonyası iddiasıyla hareket eden ABD emperyalizmi bir taraftadır, Çok Kutuplu Dünyada çıkarlarını geliştirmek isteyen dünya devletleri ise bizim taraftadır.

Bu çelişme, kuşkusuz sınıfsaldır. Hegemonyacı emperyalist devletin tekelci sermayesine karşı diğer gelişmiş kapitalist ülkelerin sermaye sınıflarının ve Ezilen/Gelişen Dünyanın burjuvazileri ile emekçilerinin çıkarlarının buluştuğu görülüyor. Uluslararası alandaki sınıflaşma ve saflaşma gerçeği budur.

Amanullah Han’ın ve Maduro’nun gemisi | aydinlik.com.tr

Address


Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Vatan Partisi Köln posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

  • Want your organization to be the top-listed Government Service?

Share